Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Nasıl” sorusunun yanıtı yok…

Bu ülkede rastgele yaşıyoruz, eğer buna yaşamak denirse.

İçte, siyasilerin birbirlerini suçlamaları, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle yükselen tansiyon, Navtex, petrol ve doğal gaz aramalarında Güney ile yaşanan gerginlik, bozulan görüşme masası, BM temsilcisinin antlaşma konusundaki karamsarlığı, velhasıl hangi konuya el atsak, ilerisi için umutlu olamıyoruz. Üretici, çalışan huzursuz, hükümet eldeki kıt imkanlarla herkese söz vermekten öte bir şey yapamıyor, eli kolu bağlanmış. Herkesi mutlu etmeye çalışıyor ama sonuçta kimse mutlu olmuyor…
Yaşananlar vatandaşı öyle bir umutsuzluğa sevk etti ki, artık hiçbir beklentileri yok gibi…
Bu bezginlik, bu umutsuzluk çok tehlikeli.
Herkes az çok biliyor ne olacağını ama, “hiçbir şey olmaz” diyerek, kimse çaba göstermiyor… “Yapamam!.. Olmaz!.. Bunu başaramayız!..” gibi çaresiz inançlarımız, yapabileceğimiz o kadar çok şeyi sınırlıyor ki, değiştirme fırsatları bir bir elimizden kayıp gidiyor…
Bir de sanki olaylara daha fazla kafa yorup, iyice dibe vurmaktan korkuyor insanlar. Ama gerçek şu ki, karabasan gibi üstümüze geliyor ülkenin yarını…
Basında her gün hükümeti eleştiren bir kaç yorum, makale, açıklama, demeç okuyorsunuz. Haydi siyasi partileri bir kenara bırakalım. Onların hedefleri belli. Onun dışında, siyasileşmeye aday ya da aday olmayan sivil toplum örgütleri, sendikalar, düşünenler, akil adamlar. Hem gazete sayfaları, hem TV kanalları fikrini söyleyen insanlarla dolu…
Herkes hükümetin icraatlarını eleştiriyor ve kendince çözüm önerileri getiriyor. Kimi tüm kurumların, Anayasa da dahil “sil baştan” yapılmasını savunuyor. Kimi ülkeyi bu hale getiren siyasi zihniyetin değişmesi gerektiğini belirtiyor. Kimi yasaları suçluyor, kimi demokrasinin unsurlarından birini veya birkaçını… Ama hepsinin ortak yanı değişim… Ama bir şey eksik, “NASIL” sorusunun yanıtı yok…
Evet, bunca insan, bunca sivil toplum örgütü, o ideal topluma “nasıl”, hangi yolla ulaşılacağının formülünü ortaya koyamadığı için de bir sürü laf, fikir, teori de havada kalıyor ne yazık ki… Uzun lafın kısası;
Toplum olarak bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!..

YERİN KULAĞI VAR
SIRA DİĞERLERİNDE: Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, diğer adaylara örnek olması temennisiyle mal varlığını açıklayarak ilk adımı attı. Sırada diğer adaylar var. Şimdi diğer adayların da mal varlıklarını açıklaması bekleniyor. İnşallah tüm adaylar, başka bahanelere sığınmadan ve dürüstçe kendilerine ve ailelerine ait mal varlıklarını açıklarlar…
İNANANLAR, İNANMAYANLAR: Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun son günlerde sıkça seslendirdiği, “devlete inanmayanlar” sözü ile neyi kastettiğini anlamak zor olmasa gerek. Eroğlu bu sözü ile nisan ayında yapılacak seçimlere katılan kendi dışındaki tüm adayları, “devlete inanmayanlar” olarak deşifre ederek, kendisine avantaj sağlamaya çalışıyor. Daha açıkçası Eroğlu, sadece adaylar değil, bu adaylara oy verecek seçmenleri de “devlete inanmamakla” suçluyor. Eroğlu’nun bu iddiasına göre, nereden baksanız, bu ülkede yaşayanların yarıdan fazlası devlete inanmıyor demek oluyor…
SİZ NE İŞE YARARSINIZ: KKTC'de e-Dönüşüm Projesi’ni A'dan Z'ye Türksat'ın gerçekleştirdiğini anımsatan TC Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, 2 ay içinde e-Kimlik dağıtımını yapacaklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde tüm devlet hizmetlerinin bu sistem üzerinden verileceğini bildirmiş. Yani bizim e-Kimliklerle ilgili son bilgileri Bakan Elvan’dan öğreniyoruz. İyi de bu açıklamayı neden bizim İçişleri Bakanımız yapmıyor? Her şey orada pişirilip kurtarılıyor anlaşılan, buradakilere de işin şovunu yapmak kalıyor…
KELİN İLACI OLSA: Bugünlerde hiç işimiz yokmuş gibi, geçtiğimiz günlerde iflası açıklanan, Kıbrıs Hava Yolları’nın derdine düştük. Özellikle de siyasilerimizin konuyla ilgili düşüncelerini okudukça inanın sinir oluyorum. Yahu sizin bu konuda karneniz kötü. Elinizdeki hava yolunu batırmış kişiler olarak, şimdi kalkıp da akıl vermek size mi kaldı. Hani bir laf var, “kelin ilacı olsa kendi başına sürer” diye. Buradakini mamur ettiniz ya, şimdi kalkmış komşuya akıl vermeye çalışıyorsunuz…
DÜN ÖYLE, BUGÜN BÖYLE:
Üç gün boyunca yaptıkları eylemlerle Lefkoşa’yı kilitleyen üreticilerle ilgili tek laf etmeyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, seçim gezilerinde, köylüye, üreticiye ve üretime büyük önem verilmesi gerektiğine işaret ederek, ülke ekonomisinin büyüme noktasındaki bir bacağının da üretim olduğunu ifade ediyor. Halihazırdaki tarım politikalarının mimarı söylüyor bunları…

ACINACAK HALİMİZ:
Halimize bakar mısınız. İskele’de bir ilkokulun elektrik trafosu 1974’ten kalmaymış. Patlamış, okul tatil. Camilerin merkezi ezan sistemi de elektrik kurbanı. Milyarlık bütçeler bir yanda, eğitim de din de ip üstünde. Sağlık da öyle, ulaşım da, alt yapı da… Gelmiş geçmiş hükümetlerin sadece durumu idare ettiğinin resmidir…

ZİRVEDEKİLER
Ahmet Benli: Gönyeli Belediye Başkanı Benli, göreve geldiği günden itibaren ekibiyle yaptığı özverili çalışmalarla, bir köyün nasıl modern bir kente dönüşebileceğinin en güzel örneğini gösterdi. Bugün altyapısını tamamlamış bir kentin yer üstüne de modern ve çağdaş bir şehircilik anlayışı ile dokunuyor. Birçok belediyenin batma noktasında olduğu ülkemizde, belediyecilik konusunda örnek bir kent yaratan Ahmet Benli’yi kutluyoruz…

DİPTEKİLER
Bellabais Manastırı’na İhanet: Manastır tehlikede… Tam da dibine yapılan arıtma tesisi inşaatına tepkiler bir başladı, sonra söndü. Resmi makamlar, Eski Eserler, Şehircilik, belediyeye bu onayı nasıl verdiler açıklanmadı. Bizim anında unutma gibi bir huyumuz olsa da, Rum tarafı unutmadı. Milletvekili Takis Hedjigeorgiou, Avrupa Parlamentosu’na manastırın yıkılma tehlikesi bulunduğu yönünde soru önergesi vermiş ve AB’nin Kuzey’deki tarihi eserlerin kurtarılması projesi kapsamında araştırılmasını istemiş. Aynen taşocakları ve denize akaryakıt boşaltılmasında olduğu gibi. Belki onlar el koyar da, manastır kurtulur…