Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İslami terörizm mi?

Dünyadaki sınıf çelişmeleri devam ettiği müddetçe, sınıf mücadelesi de çeşitli şekillere bürünerek devam eder.

Yakın tarihte, bu sınıf mücadelesi, bir dönem Rönesans ve Reform hareketleri olarak ön plana geçti. Belli bir birikim sağlandıktan sonra, kapitalizmin, feodalizmi tasfiyesi ve sömürgeci devletlerin ortaya çıkışı sağlandı.
Sömürgeci devletlerin tüm dünyayı paylaşması sırasında, yerli halklara uygulanan kölecilik ve yok etme siyasetlerinin tetiklediği değişik mücadele şekilleri, sosyalizmin ve Marksist akımların ortaya çıkışıyla yeni ve daha örgütlü bir hale geldi.
Amerika’nın, Sovyetler Birliği’ni yıkma mücadelesinde, Amerika, Sovyetleri Yeşil Kuşak’la sarma siyaseti izledi. Bu politika, din için, CİHAD için savaşan grupların Amerika tarafından finanse edilip, Rusya’da, Afganistan’da, Suriye’de ve diğer ülkelerde organize edilip, terörize edilmesine yol açtı.
CİHAD tehlikeli bir silahtır. Onu bir süre, kendi politikalarınız için kullanabilirsiniz. Ancak, CİHAD kavramı, çaresiz insanların beynine sokuldu mu, o kavramı temizlemek neredeyse imkansızdır.
Kur’an-ı Kerim’de cihadla ilgili ayetlerden birkaçını şöyle özetleyebiliriz
(İman edenler, [yurtlarını, mallarını bırakıp] hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler, Allah’ın rahmetini umarlar.) [Bekara 218]

(Ey iman edenler! Din düşmanlarının eziyetlerine sabredin. Onlarla olan cihadda üstün gelmek için, sabır yarışı yapın. Sınır boylarında kâfirlere karşı cihad için nöbet bekleyin ve Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz) [Al-i İmran 200]

(Hakiki müminler, Allah yolunda cihad eder, kötülenip kınanmaktan korkmaz.) [Maide 54]

(Mal ve canlarını feda ederek din düşmanları ile, Allah rızası için cihad eden Müslümanlar, oturup, ibadet edenlerden üstündür. Hepsine de, Cenneti söz veriyorum.) [Nisa 95]

(Mekke’nin fethinden önce malını veren ve cihad edene, fetihten sonra malını dağıtan ve cihad edenden daha büyük derece vardır. Allah, hepsine Cenneti vaat etti.) [Hadid 10]

(Ey müminler, Allah’tan korkun, Ona, Onun rızasına kavuşmak için vesile arayın ve Allah yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.) [Maide 35]
Kur’an’daki bu tür ayetleri bolca bulabilirsiniz.
İslamiyet’te, zor yoluyla dini yaymak, bir gelenek olarak da yüzyıllardır sürmektedir.
Özellikle, Amerika ve Batı’nın Orta Doğu’da, Filistin toprakları üzerinde, ısrarla bir İsrail Devleti yaratma politikaları, Orta Doğu bataklığında, fanatik İslami terör örgütlerini besleyen diğer bir faktördür.
Orta Doğu’daki zengin petrol kaynaklarını sömürmek ve devamlı kontrolü altında tutmak isteyen Amerika, feodal krallara ve askeri diktatörlere dayanma siyaseti izlerken, bu siyasetin, kitlelerdeki aydınlanma hareketinin önüne engel olarak geçeceğini hesaplayamadı.
Çaresiz kalan halk, dini örgütler içerisinde, kendisini ifade etmeye çalıştı. Modern akımlar, iktidar mücadelesinde alternatif olmaktan, zor yoluyla çıkartıldı…
Bu politikalarla, İran’da ve özellikle Mısır’da dini akımlar çok güçlendi. Bu dini akımlar, İslamiyet’i, tüm dünyada, yeniden militan bir akım haline getirdiler.
Amerika’da İKİZ KULE intihar saldırıları, İslami terörizmi yeniden gündeme sarsıcı bir şekilde taşıdı.
Son olarak, Fransa’da, bir mizah dergisine yönetilen terörist hareket, CİHAD’ın gücünü ve tehlikesini yeniden tartışma ortamına itti.
Politikacılar ETKİ-TEPKİ yasasını yeniden hatırlamak zorundadırlar. Kapitalizmin vahşi sömürüsü devam ettiği sürece, sınıf farklılıkları oluşacaktır.
İnsanları sınıf farklılıkları içerisinde, kendi kaderlerine razı olacak bir varlık olarak düşünmek kadar hatalı bir bakış açısı olamaz.
Gerek İslami terörizme, gerekse, tüm diğer terör çeşitlerine son vermek isteyenler daha eşitlikçi, daha demokratik ve daha paylaşımcı bir düzen kurmanın önem ve aciliyetini, gittikçe daha fazla anlayacaklardır.