Köşe Yazarları

NAFİLE TURLAR…






Türkiye’de 80 darbesi öncesi darbenin ayak sesleri geldiği halde, cumhurbaşkanı seçilemiyordu bir türlü. Ecevit’le Demirel bir türlü anlaşamıyordu. Meclis’te ardı ardına yapılan seçim turlarına basın “Nafile turlar” adını takmıştı. Oradan aklıma geldi, New York çıkartmasını aynen buna benzettim, “nafile turlar”. Hem de en pahalısından…

Başlıklar genelde aynı; “İlerleme yok”…



Ne beklerdiniz yani?

Aksine ‘gerileme var’ demek gerekir.

Aradaki mesafe daha da açılmış, orta yolu bulmanın imkanı kalmamış.

Bakmayın siz Anastasiadis’in “federasyona bağlı cici çocuk” hallerine. Karşısındaki federasyon ısrarında devam etseydi, ne yapacaktı?

Nitekim Akıncı’nın karşısında federasyondan kaçmak için uydurmadı mı sulandırılmış federasyon formülünü? Aklındaki bellidir. Adam kesinlikle çözüm istemez. İstediği ayrılıktır. Aynen bizim tarafın bugünkü tutumu gibi. “Madem onlar bunu söyler, ben niye faka basayım, uğraşsınlar dursunlar, ben federasyon ister görünür, gemimi yürütürüm”…Aynen yaptığı budur…

Guterres’in diplomatik birtakım kalıp laflar dışında bir şey söylemiş olması mümkün değil. Karşısında uzlaşmaya asla niyeti olmayan iki tarafı gördükten sonra, o da BM Güvenlik Konseyi’nin kendine verdiği görevi sürdürür görünmekten başka bir şey yapamaz.  Atabileceği bir adım yok, bir çıkış yolu yok…

Anastasiadis’i Crans Montana’dan biliyor. Kağıtlardan okumadı, bizzat yaşadı. Nasıl olup da federasyondan vazgeçtiğini, yerine başka şeyler koymaya kalktığını en iyi Guterres biliyor.

Tatar’ı da az çok tanıdı. “Git, BM Güvenlik Konseyi kararlarını değiştir” dediğini biliyor en azından.

Yine de işi zordur. Hele de yardımcıları önüne Tatar’ın demeçlerinden özetler koyuyorsa, anlamakta sıkıntı çektiğinden eminim.

Geçen yıl bu vakitler seçim öncesi, Tatar dilinden “KKTC tanınacak” sözünü düşürmezdi. Sağ seçmeni bile ikna etmekten uzaktı bu sözler. Herkes de biliyordu, durumun müsait olmadığını.

Cenevre’de 6 maddeyi sunduğunda bile tanınma diyordu. “Önce KKTC’nin tanınması, sonra müzakere”…

Daha Guterres’le görüşmeden birkaç gün önce, New York’da Kanal 24’e konuşurken, KKTC’nin mutlaka tanınacağına inandığını ve şu anda verilen mücadelenin, bunun alt yapısı olduğunu söylüyordu.

Hemen ardından itiraf geldi… Dün vakit ayırıp, görüşme sonrası söylediklerinin tamamını, anlamaya çalışarak okudum. “BM‘nin Kuzey Kıbrıs‘ı tanıması gerçekçi değil. Bunu şimdi bekleyemem çünkü durum henüz o noktada değil”… Yok yahu?

Devamı da var ki, o da başka çelişki. “Ben egemen eşitlik istiyorum. Bunun kabul edilmesini istiyorum. Kabul edilirse, Kıbrıs konusunu resmen görüşmek üzere müzakere masasına oturmaya hazırız. Yarın tanınma beklemiyorum, bu gerçekçi değil. Keşke bizi tanısalar, çünkü biz tam teşekküllü bir devletiz”…

Nasıl oluyor demeyin, muhtemelen “eşit egemenlik” ile “tanınma”yı karıştırdığından. Yine de ilk günkünden farklı bir yerlere geldiği açık. En azından “tanınma gerçekçi değil” diyebiliyor. Asıl sorun, “federasyon ölmüş, gömülmüştür” dedikten sonra bu noktaya gelmesidir. Ayrılık dışında her ne isterse istesin, bunun federasyon masasında görüşülmesi gereği ortadadır. Kimse “bana eşit egemenliğimi ver” deyince verecek değildir.

Yani aslında memleketin haline bakınca, böyle boş işlerle bu kadar vakit harcamanın beyhude olduğunu ben de biliyorum da toplamda birkaç saatlik temas için 10 gün New York’da kalıp, onca para harcanınca, bir bakalım dedik…

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

TATAR ŞAŞIRTMAYA DEVAM EDİYOR:

Yaptığı açıklamalarla her gün yeni bir çam deviren Ersin Tatar bu kez, bize öğretmeye filan kalktığı Kıbrıs Tarihini de bilmediğini ispat etti. “Bizim zaten devletimiz 60 yıldır var, iki devlet zaten Kıbrıs’ta ve Kıbrıs’ın gerçekleri. 60 yıldır Kıbrıs’ta iki devlet var, Kıbrıs’ın kuzeyindeki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti Devletidir, 60 yıldır vardır, bu saatten sonra kimse 60 yıllık devletinden vazgeçmez”… Evet, Kıbrıs’ta 61 yıldır bir devlet vardır. Bu da Türk ve Rumların oluşturduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’dir. 1960 yılında kurulmuştur. Tatar’ın iddia ettiği gibi 60 yıldır bu adada iki ayrı devlet yoktur. Artık kızamıyoruz da atamayla ancak bu kadar olur…

 

TC BİZE AMBARGO MU UYGULUYORDU:

Erhan Arıklı demiş ki, “bu hükümet döneminde 40 yılda kaldırılamayan ambargoyu kaldırdık”. Merak ettim hangi ambargodan bahsediyor diye. Meğer bahsettiği ambargoyu yıllardır bize Türkiye uyguluyormuş, onu kaldırmış ve ürettiğimiz her şeyi satma ve pazarlama hakkını elde etmişiz. Ve önümüzdeki günlerde (ne günse artık) bunun meyvelerini de yemeye başlayacakmışız diyor Arıklı. Halbuki iktidarları döneminde yiyeceğimizi yeterince yedik zaten. Biz almayalım…

 

SEVİNELİM Mİ YANİ:

Memleket şantiyeye döndü ısrarı sürüyor Başbakan’ın. “Yollar, yollar” diyor, “Hastaneler” diyor, Ankara’yla en iyi ilişkinin kendisinin olduğunu iddia ediyor. Propagandasını bunların üstüne kurmuş. Ha, bir de yeni İşbirliği Protokolü üstünde çalışıyorlarmış. Sanki eskisinden tek bir kalemi uygulamaya koymuşlar gibi. Her neyse, bütün bunları dinleyen insanların sevinmesi mi gerekiyor, onu anlamadım. Sen devleti, maliyesini en aciz duruma düşürmüşsün, insanlar işsizlikle, fakirlikle cebelleşiyor, o bize nelerden bahsediyor…  Partililerine kulak verse, söylediklerine kimsenin kulak asmadığını görecek de, ona da niyeti yok. İlla sandıkta hezimeti görecek, o zaman öğrenecek nasıl olmasa.

 

 

BUNLAR ÇÖZÜM İSTER Mİ?

Kalkınma Bankası nasıl soyulmuş gördünüz. Verilen kredilerin yüzde 53’ü geri dönmemiş. Tam bir soygun. Mentalitesi bu olan insanlar hiç bu ballı statükoyu bırakıp da uluslararası hukukun içine girmek isterler mi? Siz söyleyin? Vatandaşın mevduatlarını ya da devleti sövüşlemek, adamına göre iş yapmak dururken, çözüm isterler mi? Varsın isimleri yayınlanmasın. Mentalite bu. Nasıl da iyot gibi açığa çıkıyorlar…

 

SUSUN ARTIK:

Asya bebekle ilgili haftalardır sesi soluğu çıkmayan Sağlık Bakanı Üstel’in, ne zaman ki Asya bebek tedavi için Güney Kıbrıs’a götürüldü, dili çözüldü. Neymiş efendim “evladımız için elimizden gelen tüm desteği” sağlamışlar. Herhalde hükümet olarak verdikleri 10 bin lirayı kast ediyor. Aslında tedavisi de yapılıyormuş da daha neler. Bu saatten sonra bir susun ve konuşmayın artık. Yeter artık bu topluma verdiğiniz zarar…

 

 

 







Başa dön tuşu