Bizim kuşaktan olanlar bilir. Demirel’e karşı 1980 darbesini yapan Kenan Evren’e hitaben Cem Karaca’nın yaptığı bir “Raptiye Rap Rap” şarkısında geçer bu söz.
“Netekim” Kenan Evren, “şapka” da Demirel…
Yani, “darbe yaptınız iki defa, memleket yandı kavruldu, demokrasi kesintiye uğradı, gencecik insanlar hapislerde çürüdü, ama adam yine iktidarda” diyordu. Malum Demirel, yasaklar kalktığı anda yine siyasetteydi. Taa Cumhurbaşkanlığına kadar da çıktı…
Demirel de zaten bu eleştirilere inat, “6 defa gittim, 7 defa geldim” derdi.
Şark politikasının kısır döngüsü…
Biz de bundan farklı değiliz. Hatta daha kötü olduğumuz da söylenebilir. Türkiye’de arada bir ANAP gibi, AKP gibi yeni oluşumlar başarılı olur da, bizim buralarda olmaz…
Denenmişi denemeye bayılırız. Ne kadar ağzımız yansa da, ne kadar nefret etsek de, bir dönem bir başkasını seçer, ertesi dönem yeniden eskisine sarılırız. Sanki değişmiş gibi, sanki bir anda mucize yaratacakmış gibi…
Artık denenmemiş de kalmadı ya… Hem bizde galiba Demirel’in de rekorunu kırdılar. Gitmeler, gelmeler, belki de 10’u aştı. Siyasi partiler de, bizzat şahıslar da…
Tek denenmemiş CTP-UBP koalisyonuydu…
Siyasi hayatımızı 1975’den başlatsak, tam 40 yıl, olması mümkün görülmeyen formül iktidara geldi bu ülkede. Toplumun yüzde 80’inden fazlasını temsil eden bir tabanı vardı…
Ama ne umutlar. Kendimizi de dışta tutmayalım, biz de umutluyduk. Kurulsun diye sayfalar dolusu yazı yazdık…
Son şans dedik… Yapabilirler dedik… Birbirlerini denetleyecekler, kimse yan basamayacak dedik.
Onlar da reform falan dediler, değişimden bahsettiler, büyük sözler ettiler. Ne yalan söyleyelim, baştan özellikle CTP’nin içinden, bu programa muhalefet edeceklerin çıkmasından kuşkulanmıştık ama, yine de heyecanla umut beslemeye devam ettik… Sanki özel dizayn bir MYK var gibiydi…
Bir de baktık ki, o endişeler, gerçeğin yerini aldı. Olması gerekenin, yapılması gerekenin, cesaretin yerini pısırıklık aldı. Takvimler ortaya çıkarıp, nasıl şevkle çalışacaklarını söyleyenler, hepsini bir kenara attılar, bir kaşık suda boğuldular…
Kısaca formül tutmadı. Tutsun istenmedi sanki. Sanki mesele devletin yönetimi meselesi değildi de parti yönetimi meselesiydi. CTP bunun içinde kayboldu…
Şimdi başlığa dönelim; eğer bu kriz geri döndürülemezse, aklı selim galip gelmezse, sloganlarla, bireysel çıkarlarla, çağdışı kafalarla icraata taş koyanlar mağlup edilmezse, olacağı, “N’aber netekim, gene geldi şapka” durumudur…
Yani, UBP-DP formülü…
Bu muydu istediğiniz? Belki çoğunluğunuz da bunu istemiyordunuz ama, dik duramadınız. Doğruyu eğriyi, öncelikleri, halkın yararını ayırd edemediniz, kusura bakmayın.
Eğer şu önümüzdeki kritik sürede bir çare bulunamazsa, istedikleri kadar bağırabilirler. UBP-DP formülü hayata geçtikten, sözde direniş gösterdikleri imzalar atıldıktan sonra, hiç bir protestonun kıymeti kalmayacaktır. Ayrıca, destek de bulmayacaktır.
Çünkü halkta yaratılan hayal kırıklığı tahmin edemeyeceğiniz kadar büyüktür…
YERİN KULAĞI VAR
GÖREVİMİZİ YAPTIK:
Maliye Bakanı Birikim Özgür, BRT’de katıldığı Basın Odası programında son gelişmeleri tek bir cümle ile yanıtladı; “Başbakanımız bize bir görev verdi, biz Ankara’ya gittik, görevimizi başarıyla yapıp, döndük”… Demek ki, verdiği görev bitirildikten sonra çark eden, Başbakan’dır. Var mı böyle bir lüksü..?
KRİTER MAAŞTIR BU MEMLEKETTE:
Yine Maliye Bakanı Özgür, bu ay maaşların kesintili ödenebileceğini söyledi. Ben de şu CTP Parti Meclisi’ndeki arkadaşlara, “bizim, biz yöneteceğiz” diye bağıran sendikacı arkadaşlara diyorum ki, buyurun beyler, sizin, siz yönetin. Bu ay memur maaşını almadığı anda neler olduğunu göreceğiz…
DENKTAŞ AÇIKLAMALI:
CTP-UBP koalisyonunun bozulmasından sonra tek alternatif parti olacak olan DPUG’nin Genel Başkanı Serdar Denktaş, “görevden kaçmayız” mesajı verdi. İyi de olaki hükümete geldiler, suyun işletmesi konusunda ne düşünüyorlar, mevcut anlaşmayı imzalamaya hazır mılar, yoksa başka bir önerileri var mı? Ankara yeni bir öneri istemediğine göre… Öncelikle bunu netleştirmeli. Ortağı gibi, “hemen imzalayalım” modunda mı. Toplum olarak bilmemiz lazım…
ANLAMIYORLAR:
Sadece partililer değil, herkes söylüyor ama, bir türlü anlamak istemiyorlar anlaşılan. Bugünlerde CTP’nin su konusundaki tavrını, özellikle eski CTP’liler çok eleştiriyor. Önce Ünal Fındık’tan dinledim, dün de eski Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, “şimdiki kuşağın megalomanilerinin had safhada olduğunu” ifade ederek, su konusunda Parti Meclisi’nin bu kadar öne çıkmasını eleştirdi. Toplumun algısını, CTP yönetimi neden görmek istemiyor, ben de bunu anlamıyorum…
SOSYAL YARDIM PARALARINI ALAMIYORLAR:
Devletten sosyal yardım maaşı alan muhtaç vatandaşların, bir süredir maaşlarını alamadıkları öğrenildi. Bu ekonomik sıkıntı döneminde geçimlerini devletten aldıkları üç-beş kuruşla sürdürmeye çalışan aileler, maaşlarının neden kesildiğini de bilmiyorlar. Bir yanlışlık mı var, yoksa başka nedenlerle mi bu insanlar maaş alamıyor bilmiyorum. Sayın Çalışma Bakanı’na duyurulur…
MEZARLIKTA SULAR AKMIYOR:
Dün bir okurum aradı. Uzun bir süredir Lefkoşa mezarlığında suların akmadığını söyleyerek, ilgililere iletmemi rica etti. Su kesintisi geçici bir süreliğine mi yaşandı bilmiyorum ama, sayın Harmancı’dan ricamız bu konuyu biraz araştırsın. Gerçekten sular akmıyorsa gereğini yapsın bir zahmet…
ZİRVEDEKİLER
Vatan Mehmet: Kıbrıs Postası’ndan muhabir arkadaşımız Vatan Mehmet öyle bir gerçeği ortaya çıkarttı ki, CTP PM’ne kapak olur. Meğer, CTP’nin eski Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, denizden arıtılan su için, 2023 yılına kadar alım garantisi içeren bir anlaşma imzalamış…Vatan Mehmet’in bu iddiası doğruysa, şimdi bu kavganın altında yatan nedir o zaman..?
DİPTEKİLER
Hurafelerle Ders: Polatpaşa Lisesi’nde, sözde din kültürü dersi veren biri, cinleri, perileri, hurafeleri üstelik de cinsel içeriklerle anlatmaktaymış. Aileler panik yapmış. Nasıl yapmasınlar, basında her gün, 9 yaşında çocuklarla evlenen, ya da çocuklara tacizden tutuklananların haberleri var. Bizim okullarımız bilim yuvası ve öyle kalacak. Eğitim Bakanı Sayın Dürüst, konu geçiştirilemeyecek kadar ciddi. Kestirip atmaktan başka çare yok. Uzaklaştırın bu adamı, okulların çevresinden dahi geçemesin…
































