Görüşmelerle ilgili kırıntıları, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ve Anastasiadis’in açıklamalarından aldık.
Bence önemli noktalar var…
Örneğin, “2016 sonu” hedefinin devam ediyor olması. Oyalama yapan, deşifre olacak. En azından şimdilik “2017’ye sarkıtalım, devam ederiz” denilmemiş. Kıbrıs Türk tarafının karşı olduğu “ucu açık görüşmeler” metodunun uygulanmadığı görülüyor. Bu iyi bir şey.
İkincisi, yeni bir safhaya geçiliyor.
Detaylarını bilemesek de, Cumhurbaşkanı, “Yönetim ve Güç Paylaşımı”, “AB konuları”, “Mülkiyet” ve “Ekonomi” başlıklarında önemli ilerleme olduğunu resmen açıklıyor. “Toprak, Güvenlik ve Garantiler” konusunda ise, herkes tutumunu açıkça ortaya koymuş, şimdi bir köprü kurulması gerekiyor. Sanırım özellikle de bu konuda, BM Genel Sekreteri’nden yardım istenecek… Akıncı “BM Genel Sekreteri’nin ilgi ve çabalarını daha da yoğunlaştırması talebimizin kendisiyle New York’ta yapacağımız görüşmede iletileceğinin de altı çizildi” derken, bunu kastediyor olabilir. Baştaki 4 konunun süratle tamamlanması ve ardından toprak, güvenlik ve garantiler konusunda bir 5’li konferansa ulaşmak.
Anastasiadis, “özlü konularda” anlaşma sağlanmadan, uluslararası konferans olmayacağını söylüyor. Burada Anastasiadis’in 5’li konferansı tümüyle reddetmiyor olması önemli.
Anlaşılan, Ban ile yapılacak görüşme, bundan sonraki sürecin planlaması olacak. Nitekim, Anastasiadis de aynen Akıncı’nın dediği gibi, Ban Ki Moon’un, sürece daha etkin müdahil olmasını talep edeceklerini söyledi. Ve ekledi, “…ancak bu, Ban’a hakemlik rolü verileceği anlamını taşımaz”. Zaten bu son süreçte, BM’nin Annan Planında olduğu gibi bir hakemliği yok. Anlaşma metnini bizzat Kıbrıs’ta taraflar hazırlayacak.
Eide’nin, “müzakerelerde bugüne kadarki en ileri noktada olunduğu” söylemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı durumu “ihtiyatlı iyimserlik” olarak niteliyor.
Kısaca, şu an için kimsenin telaşa kapılmasına gerek yok.
Bakalım Güney’den ne yorumlar gelecek…
BİZZAT MÜDAHALE BU…
İtalya Dışişleri Bakanı Paolo Gentiloni adadaydı…
Bakan Gentiloni, bir yandan çözümün dıştan değil, Kıbrıs’taki toplumlardan gelmesi gerektiğini, başarı için bunun şart olduğunu savunuyor; diğer yandan da, bizzat kendisi halkların karar vermesi gereken bir konuya dıştan müdahele ediyor…
Nasıl..?
Garantiler konusuna balıklama dalarak…
“İtalya tek taraflı müdahalenin olmadığı garanti sistemini çözümü destekliyor” diyerek…
Üstelik, Akdeniz ülkesi AB üyeleri toplantısında da böyle bir görüşün benimsendiğini de vurguluyor.
Hani dış karışmacılık olmayacaktı?
Çözümün tarafı olan Kıbrıs Türkünün hassasiyetini ve iradesi hiç hesaba katılmazken, kendi görüşlerini bir “şart” olarak ortaya koymaktalar.
Tek başına İtalya adına konuşsa, yine neyse… Oysa sözlerine gerekçe olarak AB’nin bir grup üyesinin yaptığı toplantıları işaret etmesi, bir güç gösterisinden başka bir şey değil… Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının karşısına bir pakt olarak çıkmanın, şartlar öne sürmenin müzakere iklimini olumsuz etkileyeceğini bilmiyorlar mı, eşitliği bozucu, kışkırtıcı bir tutum olduğunu bilmiyorlar mı?
Üstelik de, Türk tarafı garantiler konusunun tartışmaya açılmasını kabul etmişken. Bu yaptıkları pişmiş aşa su katmak değil de nedir?
Anladık, kendilerinin enerjiye ihtiyaçları var. Bunun için de Kıbrıs’ta istikrar gerekiyor, bölgesel işbirliği gerekiyor. Ama bu buyurganlıkla o istikrar, o işbirliği sağlanmaz. Sağlanamaz.
Karşımıza geçip de bu tür söylemlerde bulunanları gördükçe, yine eski senaryolara dönüyoruz.
Sanki Kıbrıs’ta bir anlaşma olmasını istemiyorlar, sanki mevcut durum daha çok işlerine geliyor gibi bir algı oluşuyor.
Eğer gerçekten bir çözümü, hem de Kıbrıslı bir çözümü destekliyorlarsa, tarafları rahat bırakmalı, sadece motive edici, cesaretlendirici olmalılar.
Müdahil değil….
YERİN KULAĞI VAR
ORTAK AÇIKLAMA RUTİN ÇIKTI:
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı geçtiğimiz ay, önlerindeki 4 görüşmenin çok değerli olduğunu söyleyerek, New York buluşması öncesi son görüşmenin ardından Anastasiadis’le bir ortak açıklama yapmayı düşündüklerini ifade etmişti. Bazı kaynaklar ortak basın toplantısına kadar vardırdılar işi. Öyle detaylı bir açıklamaya çok da ihtimal vermesek de, beklentiler yükseldi, 14 Eylül ortak açıklamasına başka anlamlar yüklendi. Sonuçta çıka çıka, Eide’nin okuduğu, rutin ifadelerden oluşan bir ortak açıklama çıktı. Aslında abartmaya gerek de yok. Şu anda yapılacak detaylı bir açıklama, sürece faydadan çok zarar verecektir. Sadece bir aşama bitti, yenisi başlıyor…
TOP BM’DE:
İki lider arasındaki yoğunlaştırılmış görüşmeler tamamlandı. Anlaştıkları ve anlaşmadıkları konular ortaya çıktı. İki lider Newyork ziyaretinde, anlaşamadıkları konuları masaya yatırıp, BM Genel Sekreterinin arabuluculuğuyla çözmeye çalışacaklar. 25 Eylül’de gerçekleşecek görüşmelerden sonra ya yeni bir yol haritası çizecekler veya bu iş tamam deyip son noktayı koyacaklar. Kısacası Ekim ayı, her iki toplum açısından oldukça önemli bir tarih olacak…
STATÜKOCULAR DEVREDE:
Gerek Kuzey’de, gerekse Güney’de yapılan bazı açıklamalar, statükonun devamında çıkarı olanlara bulunmaz fırsat yaratıyor. Yapılan her açıklama onlara içlerindekini dökme ve iki toplum arasına yeni nifak tohumları atma fırsatı veriyor. Siz bakmayın onların anlaşma istedikleri yönündeki açıklamalarına. Bu tipler sağ gösterip sol vuranlardır…
İNŞAAT FURYASI VE ÜRETİM:
Narenciyenin yok olduğuna dair haberler rutindir ve gerçektir de. Her yıl dünya kadar ağaç kurur, yenilenen ağaç sayısı azdır. Biz bir yandan suyun geldiğine sevinir, narenciyenin eski günlerine ulaşacağını tahmin ederken, şimdi bir başka tehdit var, yapılaşma, arsa spekülasyonu… Adanın dört bir yanında arsaların değeri artar, mantar gibi yapılar biterken, narenciyeyle, üretimle kim ilgilenecek. Kılını kıpırdatmadan, zahmetsizce milyonlar kapmak dururken… En azından bu bahçelerin iskana açılması engellense diyorum, ama umut etmiyorum. Sahiller için çıkan emirnameler, buralar için de çıkmaz mı?
BU YIL DA DEĞİŞMEDİ:
Gümrük kapılarında yaşanan tıkanıklıklar bu yıl da değişmedi. Bayramın ilk gününü aile ziyaretlerine ayıran vatandaşların tercihi diğer günler yine Güney oldu. Her tatilde olduğu gibi bu bayramda da, yurt dışına çıkmayan vatandaşlar, gezmek için Güney’i tercih etti ve gümrük kapılarında eziyet yaşandı…
TATİL HESAPLARI:
Daha şimdiden 2017 yılına ait tatil hesapları yapılmaya başlandı bile. Ama maalesef, önümüzdeki yıl bu yıl olduğu gibi uzun bayram tatilleri olmayacak. Hatta birçok tatil, hafta sonuna geldiğinden, kayıplar bile olacak. Sizin anlayacağınız tatil konusunda 2017, 2016 kadar bonkör olmayacak…
ZİRVEDEKİLER: Cenk Mutluyakalı: “Kuzey’de ‘Türkiye’nin garantörlüğü’ üzerine titreyen çoğunluk var. Güney’de “korkudan” titreyen bir başka çoğunluk daha! Akıncı’dan Talat’a CTP’den TDP’ye ‘Türkiye’nin garantörlüğü’ne kimseler toz kondurmuyorsa, sebebi bu çoğunluktur önce…”.
DİPTEKİLER: Uyuşturucuya Karşı Önlemlerimiz: Uyuşturucu belasından kaybettiğimiz gençlerin sayısı giderek artıyor. Evet eğitim yapalım, gençleri uyaralım da, sokaklarda fink atan uyuşturucu tacirlerine gerçek anlamda “dur” diyemezsek hiç bir anlamı yok. Eğri oturup, doğru konuşalım, şebekelerini çökertmekte çok daha başarılı olduğumuz söylenemez. O nedenle, bu tür odaklar çok rahatlar. Yine konu polise ve cezaların artırılmasına geliyor…
































