Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müzakereler başlayacak mı? (Seçim sonrası mı öncesi mi?)

Her ne kadar “seçim yatırımı” izlenimi vermişse de varsın öyle olsun! Çünkü: Nisan’ın 19’unda Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardır. Büyük olasılıkla ikinci tura kalınacaktır. Bu da 26 Nisan’a tekabül eder… Neresinden baksanız derlenip toparlanma nisan ayından önce olmaz!

Bu değerlendirmeyi madalyonun bir yüzüne bakarak yapıyoruz! Öteki yüzünde ise “Cumhurbaşkanı kim olacak?” sorusunun cevabı vardır. Eroğlu? Siber? Akıncı? Özersay?
Olasılıklarla iddiaları dikkate almadan tutun ki bu “dört adaydan birisi sandıktan Cumhurbaşkanı olarak çıkacaktır” diyoruz. Tüm beklentiler “müzakerelerin” seçilecek Cumhurbaşkanı ile devam ettirilmesi üzerinde yoğunlaşıyor.
OYSA NE DİYOR EROĞLU: Eide ile görüşmesinin hemen ardından açıklama yapıyor ve “müzakerelerin Nisan’ın ilk haftasında başlayacağını” duyuruyor… Tabii kendi katılımı ile değil, “yardımcı müzakerecileri ile!” Yine de insan merak eder: Neden nisanın ilk haftası! Üstelik seçimlerin hay huyu içinde!
Ne demiştik yukarıda? Bu spekülatif haber seçime an kala Eroğlu tarafından autside’dan atılan gol gibi geldi bana! Doğrusu “doğru” da olmadı!
MÜZAKERELERİN BAŞLAMA OLASILIĞI: Belli olmuştur ki yeni müzakere süreci Haziran’daki Türkiye Genel Seçimleri de gözetilerek o güne kadar hafiften el ense çekmelerle ısıtılacaktır. Çok merak ediyorum:
Anastasiadis’li Rum tarafı bu kez hangi muzırlığı yapacaktır! Öncesindeki bahane, Doğu Akdeniz’de MEB ve Navtex olayları ile gelişen sürtüşmelerdi! Sanki müzakereler çok sağlıklı ve çözümü haber vererek devam ediyordu da Türkiye’nin bu tehdit edici hareketinden dolayı dinamitlenip kesildi havaları estirildiydi!
Şimdi deniyor ki müzakerelerin sağlıklı devamı için Doğu Akdeniz’deki hidrobarbon arayışları durdurulacaktır. Türkiye’nin değil ama Güney’in buna çok ihtiyacı vardır çünkü Afrodit yatağından gayrı hiçbir yerde ne gaz buldu ne tavuk! Nitekim İtalyan şirketi “yoktur” dedi bölgeden ayrıldı! Rum yönetiminin bu bozgunu kamufle etmeye ihtiyacı vardı, istediği müzakerelerin başlama olasılığı ile ayağına geldi!
HELE BAŞLASIN: Ve bir kez daha AB, BM’ler müzakere masasında kimin muzırlık yaptığını, kimin çözüm istemediğini görsünler! Tabii Rum’dan yana gözlüklerini değiştirmemişlerse görecekler!       

**********      

Trafik çalıştayı: (Bu kez projeler ciddiyetle uygulanacak mı?)

Başka sorun kalmadığından değil! “Trafik” gibi canlar alan bir sorundan daha büyüğü olamayacağı için devam ediyoruz konuya! Ki “Bilinçli Sürücü, Güvenli Toplum Çalıştayı”nın başladığı gün trafik gencecik bir insanımızın daha canına kıydıydı! Çalıştay dün sona erdiydi. İki günde nelerin nasıl ele alındığı, neler üretildiği, hangi çözüm önerilerinin tartışıldığını bilemiyoruz… Her hal’u kârda olmalıydı “gerçekleşti” diyoruz… Nitekim Başbakan Yorgancıoğlu geçmişteki eleştirileri de dikkate almış olacak evvel emirde şu güvenceyi verdi: “…Çalıştayın sonuçlarını hayata geçirmek için gerek yasal gerekse alt yapı düzenlemeleri için elimizden gelen çabayı ortaya koyacağız.”
TC Büyükelçicisi Akça da “KKTC’deki trafik kazalarını engelleyecek ciddi verilere dayalı kapsamlı projelere, altyapı ve teknolojiye destek sağlayacaklarını ancak projeler konusunda çok seçici olacaklarını söyledi… “KANAYAN YARA:” İfade Yorgancıoğlu’nundur ve doğrudur. Bir başka “doğrusu” ise şudur: “Altyapı konusunda elimizden geleni yapacağız…” Oysa TC Büyükelçisi “projelere” destek vereceklerini söylerken “fakat çok seçici olacağız” diyerek temkinli davranıyor: Çünkü bundan önceki sorunların çözümlerine ilişkin tüm “karar ve çalışmaların” nasıl savsaklanıp amaçlarına ulaştırılmadıklarını biliyor peşinen uyarısını yapmak zorunda kalıyor! Tutun ki ağzı sütten yanarken yoğurdu üfleyerek yiyor!
ÇÜNKÜ: 1974’ten beridir ne zaman Türkiye KKTC’deki altyapı yatırımları ile Ekonomik kalkınmaya yönelik plan programlara destek vermişse, töhmet altına itilerek ucuz politika entrikalarında suçlu sandalyesine oturtuldu! Turizm yatırımları silsilesinde Bafra’da yarım kalmış projeler, Kumarhaneli oteller, KKTC’de yatırım yapan TC’li şirketleri dışlayıcı kampanyalar sorunlarının “sorumlusu” olarak işaretlendi! Karpaz’dan Güzelyurt’a kadar gerçekleştirdiği çift şeritli yolların yapımlarına bile şerh konulup “keşke yapmasaydı” denildi! “Bizim müteahhitlerimiz dururken sizinkileri istemeyiz” denilerek ihaleler üzerinde kavgalar kopartıldı! İkide birde “paranı, memurunu, askerini istemeyiz çek git” lafları hiç bitmedi! “Mali Ekonomik Protokoller koşullarımıza uygun değildir” denilerek kadük hale getirildi! Su projesine bile karşı çıkılıp akacak suyun borulardan dolayı zehirli olacağı iddiaları ile kafalar karıştırıldı!
BU NEDENLERDEN DOLAYI GOCUNMAYALIM! Hele “trafik sorunlarının” esası olması gereken “altyapı” sorunlarını yeniden ele alırken! Çünkü trafik kazalarının sorumlusu “gelecekleri düşünmeden, nazım planları yapmadan, çarpık yapılaşmalara aldırmadan, yolları gerektiği zamanlarda sürekli artan trafiğe cevap verecek şekilde oluşturamayan KKTC yönetimlerinindir!
HATTA: Trafik kazalarının yavaştan artmaya başladığı 1980’lerde “eğitim şarttır” denildiği için okullardaki müfredata “trafikle ilgili ders kitapları konduydu!” Ne oldu? Şimdilerde, “kazaların büyük nedeni süratten kaynaklanıyor” denmektedir! Yani o Trafik Eğitimi ile uğraşları “süratin felaket olduğunu” bile yetişen gençlere kabul ettiremedi! Çünkü o eğitimi kimse ciddiyetle üslenmedi! Akça tabii haklıdır. “Proje” diye kap parayı sonra seçim yatırımları için harca, popülizm yap! Diyelim ve bu kez ciddi ciddi trafik sorununun üzerine gidileceğini umut edelim.                 
**********      
Kısaca takıldığım (Üniversite açmaya devam, kalitesizliğe selam!)

Bundan bir süre önce henüz üniversiteler cenneti Kuzey Kıbrıs’ımızın nasılsa haberini alamadığı bir haberi ayazlattıydık Köşemizde:
Haber şuydu: YÖK aldığı bir kararla yurt dışında hukuk, tıp, mühendislik gibi alanlarda okumak isteyen öğrencilere de belirli şartlar getiriyordu. Mesela ille de ÖYS’ye girmeleri gerekecekti. Mesela tıp doktorluğu alanındaki sıralamada ilk 40 bin, hukuk alanında ise ilk 150 bin içinde yer almaları şartı getiriliyordu, vesaire…
Konunun değerlendirmesini yaparken yerden mantar gibi biten bizim üniversitelerimize, “beğendiniz mi” diye sorduk ve ekledikti: “Yıllardır kalite kalite diyoruz.” Nihayet TC’nin de canına tak etti, KKTC üniversitelerinden nasılsa mezun olan “önemli branşlardaki” öğrencilere kısıtlama getirdi ki en azından kendi ülkesindeki mesleki kaliteyi kurtarsın!
O da ne? Allem kallem ettiler KKTC üniversitelerini bu karardan muaf eylediler!”
YANİ? İstenildiği kadar üniversite açmaya devam, isteyenin elini kolunu sallayarak kapısından girmesi ile kalitesizliğe selam!