Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÇANAKKALE RUHU VE ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI

 

Tarihin en dramatik savaşlarından biriydi.
Bir yanda emperyal niyetler uğruna on binlerce kilometre uzaklıktaki ülkelerinden koparılıp, hiç tanımadıkları bir coğrafyada ölüme sürüklenenler, diğer yanda onaylarının olmadığı kirli ittifakların çökmesi sonucu hayatları pahasına ülkesini savunmak zorunda kalanlar.
Sonuç, yüz binlerce ölü ve korkunç bir yıkım.
Çanakkale Savaşı Anadolu halklarının giriştiği ilk anti emperyalist savaştı.
İkincisi Kurtuluş Savaşı olacaktı ve Türkiye Cumhuriyeti ile taçlandırılacaktı.
Düşman Çanakkale’yi geçemedi, geri çekilmek zorunda kaldı, Türk, Kürt, Rum, Ermeni, Yahudi 60 bin Osmanlı askeri şehit düştü fakat Osmanlı’nın ve başkent İstanbul’un esir düşmesi engellenemedi.
İstanbul, Çanakkale Savaşı’ndan kısa bir süre sonra Çanakkale’de yenilenlerin eline geçti.
Üstelik tek kurşun atmalarına gerek kalmadan.
Çanakkale Savaşı Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına yol açtı. Yerine Türkiye Cumhuriyeti doğdu.
Çanakkale Savaşı Rus çarlığının yıkılmasına yol açtı. Yerine Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği doğdu.
Tarihte bütün altüst oluşlar ve yeniden doğuşlar mutlaka büyük savaşların sonrasında yaşandı.
Birinci Dünya Savaşı’nın bir cephesi olan Çanakkale sonrasında öyle oldu.
İkinci Dünya Savaşı’nda da benzer gelişmeler yaşandı.
Her iki dünya savaşı da emperyalist paylaşım savaşlarıydılar.
Ürettiklerini tüketemeyen, ham madde yokluğu yaşayan ve krize giren kapitalizmin dünyayı bölüşmek için başlatılan savaşlardı.
Fakat her ikisinde de savaş kapitalist sömürücülerin istediği şekilde sonuçlanmadı.
Birincisinde halkların oluşturduğu ulus devletler ortaya çıktı, ikincisinde ulus devletlerin birçoğu işçi-köylü ideolojisine geçti.

***

Tarihi sınıfsal ideolojiyle yorumlayan tarihçiler, Üçüncü Dünya Savaşı’nın yaşandığına inanırlar.
Üçüncü Dünya Savaşı “Soğuk Savaş” olarak nitelendirilen savaşın ta kendisidir.
İkinci Dünya Savaşı’nın kazanan tarafları olan Amerika, İngiltere ve Sovyetler, savaş sonrası Yalta’da buluştular ve dünyayı kendi aralarında bölüşmek üzere anlaştılar.
Fakat bu anlaşmaya hiçbir zaman sadık kalmadılar.
Dünyayı ikiye böldüler, iki kutba ayırdılar ve topyekun ordu savaşları yapmasalar da kıyasıya dövüştüler.
Soğuk Savaş’ın sonucu Sosyalist kutbun çökmesiyle sonuçlandı.
Sovyetler dahil birçok ülke yerle bir oldu ve kapitalizmin alternatifi bir düzen kurma hayalleri trajik bir şekilde tarihin çöplüğüne atıldı.

***

Kıbrıs sorunu da aslında bir Soğuk Savaş ürünüdür.
Kıbrıs Akdeniz’in Küba’sı yapılmamak için etnik gericiliğin kollarına atıldı.
Batmayan savaş gemisine dönüştürülmesi ve Orta Doğu’daki enerji merkezlerinin kontrol edilmesi için etnik sorunlar sürekli kaşındı.
Eğer Kapitalist bloğun doğudaki iki büyük kalesi olan Türkiye ve Yunanistan arasında ciddi bir soruna dönüşmeseydi hala koloni olarak kalacaktı.
Eğer kapitalist dünya Kıbrıs’ta şimdilerde bir çözüm istiyorsa, Kıbrıslılar yani Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar için değil, doğu cephesini sağlam tutmak ve Türkiye ile Yunanistan’ı barıştırmak içindir.
Çünkü Orta Doğu’da petrol oldukça, Rusya doğal gazıyla Batı’ya alternatif oluşturdukça her ikisine de ihtiyacı vardır.
Sovyetlerin ve Sovyet bloğunun çökmesine rağmen Üçüncü Dünya Savaşı bitmedi.
Çanakkale ruhunda olduğu gibi eğer kahramanlıkla sarmalanmış büyük bir direnç ortaya konulmazsa bitmeyecek de.
Fakat ne acıdır ki Çanakkale ruhu şimdilerde ağıtlarda ve şiirlerde kaldı.
Bir de anma toplantılarında…