Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müzakere edilecek konular hazır (Şimdi görev Anastasiadis ve Akıncı’da)

Onulmaz dertten muzdarip hastayı  büyük operasyona hazırlayan Özdil Nami ile Mavroyannis geçen hafta da bir araya geldilerdi. Çalışmalarının esasını yine kendi ifadelerinden öğreniyoruz:  “Tüm başlıklarda özlü konulara ilişkin belirli bir paket oluşturmak.” Ben buna geçtiğimiz haftaki bir yorumumda “başlıklar yeniden kategorize ediliyor  diyordum. Nitekim uzlaşılan konular siyah, Türk tarafının çekinceleri kırmızı, Rum tarafının çekinceleri de mavi renklerle belirtiliyor. Belli ki bu renkler uzlaşılmayan konular.
“BAŞLIKLAR” NEDİR: Yanılmış olabilirim. Fakat   Müzakerecilerin isteseler de “Annan planını dışlayıp yerine yepyenisini koyacakları bir başka alternatif planları yoktur.” Annan Planı o kadar detaylı hazırlanmış ki ötesinde hazırlanacak bir başka planın üzerine çıkması mümkün değil. Dolayısıyla bu müzakerelerde de “Başlıkların” Annan  Planı’ndan devşirme olduğuna inanıyorum ve onları “ana başlıklar”  olarak aktarıp hatırlatıyorum:
*Devlet ve Yönetim
*Vatandaşlık İkamet Hakları ve Siyasi Hakların Kullanılması.
*Toprak Ayarlaması ve Düzenlemeleri.
*Mülkiyet Rejimi: Toprak Ayarlaması Dışında Kalan Bölgeler.
*Güvenlik Konusu
*Uygulamalara Geçiş.
Tabi bu “Başlıklar”  “ana” oldukta alt kümeleri de olur.  Büyük olasılıkla Nami ile Mavroyannis işte bu  “Alt Kümedeki Başlıkların”  altını doldurdular… Ve  “renkleri”  kullanmak  zorunda kaldılar ki Anastasiadis ile Akıncı’ya sunum yaptıklarında  “işte uzlaşılan konular işte uzlaşılamayanlar” diyebilsinler…
ANASTASİADİS FAKTÖRÜ: Geçen hafta gündemi ateşleyen Anastasiadis oldu. Zaten bir süredir “olamayacak isteklerini”  seslendiriyordu, bu kez çığlık haline getirdi! Bunlar:          Bir: Türkiye’nin garantörlüğü.
İki: GYÖ’ler silsilesinde Türk askerinin adadan ayrılması.

Üç: Müzakerelere AB’den de  temsilci  katılması. (İyi ki Rusya ile Mısır ve İsrail de katılsın demedi!)
Anastasiadis’in  ne kadar politika cambazı yahut  acemisi olduğunu  bilmiyorum. Bildiğim viskiyi sevdiğidir. Rahmetlik Denktaş da severdi, şarap tutkunu olmasına karşın Klirides de…
Konuya dönelim. Anastasiadis Akıncı’nın ve Ankara’nın karşı çıkacağını bildiği bu konuları niçin gündeme sokup kepçeliyor?  Ya müzakerelerde sıkıştığında bu “imkânsızları”  kullanıp masadan kaçmanın zeminini hazırlıyor ya da müzakereleri sulandırıp önemsizleştirmeye çalışıyor!
Ne düşünürse düşünsün ama.  Gerçekte Anastasiadis köşeye sıkıştı.  BM’ler ve AB kendisinden çözüm bekliyor.  Dolayısıyla yukarıda vurguladığımca hem zamana oynuyor hem de istemediği bir “çözüme” evet dememek için  kendince icat ettiği “kırmızı çizgilerini” dayatmaya çalışıyor. Tabii bunların  Türk tarafınca ret edileceğini dolayısıyla  “uzlaşmaz taraf” oluşa düşeceğinin  hesaplarını yapıyor! Yalnız şu var: “Yanlış hesap hem BM’lerden  hem AB’den hem de Ankara’dan dönebilir!”
    **********     

   Yorgancıoğlu hükümeti: (Başarısızlıklarla sıkıntılardan tek başına sorumlu değildi!)
Giderayak Yorgancıoğlu hükümeti halka şu mesajı mı vermek istiyor? “Kıyasıya eleştirdiğiniz, iş yapamaz dediğiniz bu hükümet sadece bir haftada bakın ne kararlar aldı hangi icraatlara imza attı. Hem de hükümet etmenin son demlerinde!” 
İlk haber Eğitim Bakanı Berova’dan geldi.  Bin 600 öğrencinin sınıfta kaldığı KKTC’de gelecek yıl tamgün eğitime geçecek iki ilkokulun daha  devreye gireceğini açıkladı.
Büyük sorun haline gelen alkol ve uyuşturucu bağımlılarına kısmi kullanım serbestliği tanınması konusu gündeme geldi, 18 yaşından küçüklerin içki satılan mekanlara girmesi yasaklandı.
Ülkesel Fizik Plan Meclis’ten resmen onay aldı uygulamalarının önü açıldı.
20 aylık uzunca bir savsaklamanın ardından  “nihayet” dedirtecek bir atakla reform nitelikli Kamu Görevlileri Değişiklik Yasası gündeme sokuldu.
İmar Yasasının AB ile uyumlaştırılacağı haberleri verildi… Falan…
BUNLARA KARŞIN: Yeni bir Hükümet kurmak için çalışmalara başlayan CTP Genel Başkanı Talat  hafta sonuna girilirken belki çok dikkat çekmeyen bir açıklama ile öne çıktı ve şöyle dedi:  “Hedefimiz iş yapabilir bir hükümet kurmaktır”.
Ne demek bu kelam? Demek ki önceki hükümet çalışmıyordu! Çalışmadığı için iş yapmıyordu!
Doğrudur! Genele baktığımızda belki en talihsiz hükümetlerden birisi oldu Yorgancıoğlu Koalisyon hükümeti! Önce Serdar Denktaş’lı ortağı DP-UG’ye takıldı! Anladık ki S.Denktaş’la çalışmak kolay değil! Fakat Hükümete başarısız denmesi için bir Denktaş faktörünü “zor politikacı” diyerek işaretlemek de sorunun cevabı olamaz! Pekala neydi diğer olumsuz faktörler?
Seçimlerden kırgın ve yorgun çıkan CTP’nin bizzat kendi içinde parça körçe olması! Misal: BG’den de olsa Sibel Siber’i aday gösteren CTP camiası sandıktan Siber’i değil, partiye son darbeyi vuran “çapanoğlunu” çıkardı!
Tarım kesimi: Yorgancıoğlu hükümetini sıkboğaz eden bir diğer faktör Tarım sektörü oldu. Fakat dikkat! Eğer gelip giden hükümetler ve gelecek olanlar Tarım Sektörünün boğazlarındaki ellerini çözüp rahat soluk alacak bir ortam yaratmazlarsa “teşvik ve primlerin, taban fiyatların ve pazarlamaların altında kalmaktan asla kurtulamayacaklar!
Sendikalar cephesi.  CTP’ye Soyer hükümeti  döneminden kalma mirastır! Ne Başbakanlık kapısı önünden eksildiler ne de Meclis kapısı önünden. Sonuçta Yorgancıoğlu Hükümetini hem yıprattılar   hem prestijini sarstılar!
Belediyeler sorunu: Yorgancıoğlu hükümetini eriten sorunlardan birisi de Belediyelerdi ve hâlâ devam ediyor! Üstelik  gitgide hükümetlerin bütçelerine büyük külfet getiriyorlar! Eğer belediyeler için  köklü kararlar alınmaz, hesap kitapları sürekli denetlenmez, halka bu konuda açıklamalar yapılmazsa,  gelecek hükümetin de en büyük derdi olacaklar
.
Kamu görevlileri reformu her ne kadar  Yorgancıoğlu hükümeti miadını doldururken gündeme getirilmişse de   önemli sorunlarından biri oldu.  Nitekim hükümetin  bakanları tüm  iyi niyetli çalışmalarına karşın ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamadılar üstelik  “başarmaları gerekirken” başarısızlığa da tosladılardı. Bunun nedenlerinin büyüğü “hantal ve çalışmayan merkeziyetçi bürokrasi” ile aşağılara inildikçe yerinden bile kıpırdamayan iş bilmez  bir memurin sınıfının varlığıdır.    Sağlık servisleri bu konudaki örnek göstergelerden biridir. Ne kadar iyileştirme ile yenilik yapılmışsa hepsi de “Hastane yönetim ve çalışma düzenlerinden dolayı duvara tosladılar!” 
KISACA. Yorgancıoğlu koalisyon hükümetini “tek suçlu olarak işaretlemek vicdanlara sığmaz. İsterseniz yeni Hükümet göreve başladığında bugünkü hükümetle kıyaslamalarını yapın. Göreceksiniz ki   Talat’ın sihirli manifestosundan  tutun da ötesi tüm sorunların çözüm aşamalarında Hükümetin karşısına dağlar gibi engeller çıkacak ve bu hükümet döneminde ne yaşanmışsa yine tekrarları yaşanacaktır!