Bir Büyük Ev Ablukada hayranı olarak, memleketin geride bıraktığımız son ayına bakınca çok rahatlıkla ve iftiharla diyebilirim ki, avaz avaz bu şarkıyı söylüyoruz hep birlikte. Normal koşullarda beni mutlu etmesi gereken bu canlı performans, ne yazık ki canlı canlı her şeyi hissederek tıbbi bir operasyona tabii tutuluyormuş hissi verdiğinden uzunca bir süredir, pek keyifli değil açıkçası. Vallahi siz miladı ne zaman alırsınız bilmem fakat bu memlekette bir zamandır işler pek “normal” gitmiyor. Bunun içini türlü çeşit başlıkla doldurabiliriz. Fakat bir yandan da çok derdimiz değil gibi değil mi?
Ne bir isyan var mesela ne mevcut durumun değişmesi için ortaya konmuş net bir irade… Ama sorsanız hepimiz dertliyiz ve de pek memnuniyetsiz. Kimse kusura bakmasın ya da baksın şu saatten sonra çok da mühim değil; aslında herkes yerinde iyi gibi geliyor bana. Hadi en son söyleyeceğimi baştan söyleyivereyim aradan çıksın… Bağlamını nereden koyuyorsanız ortaya oradan koyun fark etmez. Bugünkü durumla derdi, kan uyuşmazlığı olan; sabah uyandığında yaşadığı ülkenin getirdikleri kaynaklı sorunlar yüzünden, üzerinde eski usul koca pamuk yorgan ağırlığı hisseden herkesin; tüm ilericilerin örneğin, bir silkelenip kendine gelmesi gereken eşiği çoktan geçtik diye düşünüyorum. Yani türlü çeşit ve pek tabi (!) aşırı önemli nedenle yan yana gelmekten geri duranlar, yarın yan yana duracak birini bulursa yanında öpsün başına koysun. Sonrasına dair minicik de olsa kaygı duyan herkesin durumu buradan ele alması gerektiğini düşünüyorum.
Her ortamda konuşuluyor, aslında pandemiden beri daha fazla duyuluyor: Bunu da normalleştirdik… Neyi peki? Seçin, beğenin, buyurun, buradan başlayın. 3 yanlışın bir doğruyu götürmesi bir tarafa, yanlışlar o denli fazla ki, doğru anlamını yitirmiş görünüyor. Hepimizin bilip görüp yaşadığı “normal” şu: Herkes şikayet ediyor ama bir yandan da yaşayıp gidiyor.
Ben de dahilim buna hiç geri durmayacağım. Çok basit bir örnek vereyim. Elbette çalma çırpma liyakatsizlik falan değil benim örneğim… Çok daha günlük, basit, hatta pek çoğunuz için önemsiz bir yozlaşma örneği…

BEN NASIL YOZLAŞTIM?
Başlığı böyle atayım ki biraz dikkatinizi çeksin… İşe yaradı mı bakalım? Öyleyse anlatayım. 11 yıldır bizimle yaşayan canım Odin, evlerde bizlerle yaşayan diğer köpekler gibi günde iki kez yürümek istiyor. Bu bizim Odin’le yaşadığımız 4. ev… İlk 2 evimizde dağ, bayır, çayır içinde olduğumuz için çok da umurumuz olmayan bazı konular, son 5-6 yıldır mecburen umurumuzda… Mesela; Odin hacetini görünce haliyle arkasını toplamak icap ediyor. “Ne var bunda” diyeceksiniz haklı olarak, ve yine haklı olarak “en büyük derdimiz bu olsun” diye düşüneceksiniz. Çok doğru, fakat konu zaten Odin’in arkasını toplamak değil; toplamayanlar nedeniyle ortalığı *ok götürmesi sorunsalı. Yani şu kendimce sansürlemeye çalıştığım kelimeyi gerçek anlamıyla kullanıyorum bu örnekte. Öyle ki neredeyse yürürken birine denk gelmemek için adeta mayın tarlasında ilerliyor gibiyiz artık. Mahalledeki temel sorun, tahmin edebileceğiniz üzere köpeklerin arkasını toplamak/toplamamak değil birlikte yaşam alanlarını umursamamak.. Boş bir toprak alan görünce evin inşaat atıklarından tutun, eskimiş ya da kırık ne varsa hurraa… Ne yalan söyleyeyim, ortak yaşam alanlarındaki özensizlik, bencillik ve umursamazlık hâlâ şaşırmama neden oluyor. Hadi 1 ay elde poşet dolaşırsınız bu durumda, hadi 2 ay hadi 3 ay… Ama 4. Ay bakıp kimsenin aynını yapmadığını görünce biz de saldık Odin’le. Yani Odin zaten salıyordu, artık ben de eşlik ediyorum ona… Tabii kimsenin evinin önünde kaldırımda falan gerçekleşmiyor bu hacet giderme. Velev ki oldu; elbette hemen de temizleniyor. Velakin doğrunun ne olması gerektiğini biliyor muyum, biliyorum. Fakat değiştiremeyeceğim için genele uydum ve yozlaştım mı evet. Alın size bir yozlaşmanın anatomisi. İşte söylüyorum size. Yozlaştım ey halkım. Yozlaşma dediğimiz şey de işte böyle oluyor. Bir noktada çoğunluk Odin gibi salıveriyor. Lakin bu büyük örnekte konu Odin’in haceti, yer de mahalle içi değil de hacetini giderenler geniş bir kitle, giderdileri alan da sindirim sistemimizin ilk etabı oluyor…

Yaşadıklarımızdan Öğrenmediğimiz Şeyler Var…
Bugün bu konuda 2 harf yazmak bile zul lakin değinmeden geçemeyeceğim. Şu Meclis Başkanlık seçimi nasıl bir zırvalığa dönüştürüldü akıl alır gibi değil cidden. Gülsen güldürmüyor, sinirlensen sinirlenemiyorsun. Ancak yaşadıklarımızdan öğrenmediğimiz şey şu: ne zaman ki “yok artık bu da olmaz” diyoruz, tam da o oluyor. Ben artık elimdekilerin tamamını en “olmaz” tahmine koyuyorum. Bugüne kadar yanıltmadılar, yine yanıltmazlar diye düşünüyorum. Kısmet…

#isiasortakdavamız
İçerideki bunca hır güre rağmen bazı konularda kenetlenmeyi başarabiliyoruz hâlâ… İsias Davası’nın 4. Duruşması için Adıyaman’a giden her görüşten siyasinin, hukuk ekibi aileler ve gazetecilerin, orada gösterdikleri bu birlik ve bütünlüğün yankısı bence fazlasıyla duyuluyor ta sürecin başından bu yana. Eğer ki kimsenin beklemediği bu tepki ve yürütülen çalışmalar olmasaydı; maalesef depremde hayatını yitirmiş on binlerce insandan olacaktı bizim şampiyonlarımız da. Ama bu kararlı duruşla yaratılan kamuoyu desteği ile birlikte, adalete dair umudumuz diri hala. Bugün görülecek 4. Duruşmada bilirkişi raporu yetişmediği için erteleme kararı bekleniyor. Lakin olası kast konusunda Eylül’de Adana’daki Alpargün Apt. davası ile kamu görevlilerinin yargılanması konusunda K. Maraş’taki Ezgi Apt. davaları, bizim davaya olumlu etki etsi, emsal teşkil etsin isteniyor. Adalet pisi pisine yiten canlarımız geri gelmedikçe sağlanamaz belki ama bu gözü dönmüş rant düzeni artık dursun; yeni canlara mezar olacak binalar yapılmasın diye dün olduğu gibi bugün ve yarın da İsias ortak davamızdır bizim.

Kendinize İyi Gelecek Bir Molayı Hak Ettiniz
Gerçek dünyanın ağırlığı çöktüğünde yarattığı kendi dünyasına kaçanlar buraya… Arkhe Lefkoşa’da Fantastik dünyanın kapılarını aralamak, Aralık sonuna kadar bedava… Çizgi roman fanları, fantastik film tutkunları. Pek çok eskiz, poster, statü, çizgi roman ilk baskıları ve 9. Sanatın pek çok örneği sizi bekler… Üstelik Cumartesi 11:00’de film gösterimleriyle de ortam şenleniyor. Size ise kendinize iyi gelecek bir mola vermek kalıyor. Benden söylemesi.
































