İstanbul’da iş ve seyahatlerden fırsat buldukça görüştüğüm arkadaşım Devrim Celal mülkiyet konusunu tazminat ile çözmeye yönelik bir planı şimdi hayatta olmayan Kıbrıslı Rum Nicos Severis ile 7-8 yıl önce hazırladıklarını söylemişti.
Önerilen mekanizmayı, ‘’ Hiç kimse çözümün bedelini ödemeye davet olunmamalı’’, çözüm serbest piyasa kuralları içinde bulunmalıdır düşüncesine dayandırmışlar.
Önerilen mali mekanizmayı kamuoyu ile paylaşma, görüşmelerin içeriğindeki kaliteyi artırma adına katkı yapacağı görüşündeyim. Devrim’i ‘’yeni ve farklı fikirleri duymaya ve düşünmeye hazır olmamız gereken bir süreçteyiz’’ diye hazırladıkları planı paylaşmaya bunun için teşvik ettim. Bir önceki yazımda yazdım ama tekrarlamakta fayda var. Önerilen planı Büyük Elçi ve Başbakan Başdanışmanı olduğu dönemde Davutoğlu’na da Devrim aktarmış. Diplomatik bir dille ‘’git Kıbrıslıları ikna et’’ demiş Davutoğlu.
Sözü daha fazla uzatmadan Devrim’in bana anlattıklarını size aktarıyorum.
xxx
Sondan başlayalım.
Mülkiyet sorunu taşınmaz mallara karşılık ihraç edilecek Euro Tahvili ile çözülebilir.
Bu sorununun çözülmesi için çaba harcayan BM ve taraflar kaynak bulma konusunda katkıda bulunacak ülkelerden kaynak yardımı talep edeceğine, bu ülkelere Euro Tahvili konusunda müracaat etmelidir.
Mal sahiplerinin tazminat taleplerinin getireceği mali yükümlülüğü ne merkezi hükümet ne de tek bir ülke kendi başına karşılayamayacağına göre taşınmaz mal mağdurları açısından ‘’kredibilite’’, ‘’likidite’’ ve ‘’vade’’ konusunun üzerinde durulmaya ihtiyaç vardır.
AB’nin Kıbrıs dışındaki üyeleri (hatta tümü değil bir bölümünün) ile ABD ve/veya Japonya gibi başka ülkelerin garantisini taşıyacak bu tahviller, yatırımcılar tarafından güvenilecek mali enstrümanlar haline gelebilir niteliktedir.
Tahviller bir veya daha fazla borsada işlem görecek ve tahvil sahipleri tahvillerinin karşılığını derhal alabilecekler. Böylelikle Rumların Annan planındaki ‘’vade’’ ve ‘’likidite’’ ile ilgili itirazlarının üstesinden de gelme olanağı doğacak.
Tahvil, Avrupa Yatırım Bankası tarafından AB üyelerinin garantisi ile ihraç edilebilir. Tazminat talebinin tetkiki sonuçlanan esas mal sahibine malının değeri karşılığında tahvil verilecek, o da malının mülkiyetini Mal Komisyonuna (veya bu amaç için kurulan ve bonoları ihraç etmekle yetkilendirilen bir şirkete) devredecektir. Örnek vermek gerekirse Güneyde bıraktığı mal karşılığında Kuzeyde taşınmaz mal sahibi olan Kıbrıs Türkü, Güneydeki malını Mal komisyonuna devredecek.
Tahvillerin 30 yıllık vadesi olacak, ancak bugünkü ülke tahvillerine göre sahip olacakları yüksek kredi notu sınıflaması nedeniyle munzam teminat olarak kullanılabilme veya mali piyasalarda nakitle değiştirilebilme olanağı göreceli olarak yüksek olacaktır.
AB ülkelerinin garantisi nedeniyle bu tahviller, finansal kurumlar, fon yöneticileri ve bireyler tarafından cazip yatırım aracı olmaya aday olacaklardır. Bu şekilde Kıbrıs’ın mal sorununun taşıdığı risk, Avrupa Birliği ve AB dışında katılım yapacak diğer ülkeler arasında paylaşılmış olacaktır.
Tahvil karşılığında elde edilen taşınmaz mallar, 30 yıllık vade içinde tahvilin ilk ihracındaki fiyatından çok fazla değer kazanacaktır. Vade sonunda tahvillerin karşılığı, Mal Komisyonu (veya kurulacak şirket) tarafından devir alınan taşınmazların tedricen satışı ile finanse edilebilir.
Başlangıçta teklif edilen miktarın ‘’adil’’ olması ve yeteri kadar cazip olması hayati öneme sahip olup, bu pazarlık tartışmalarını ve doğan fırsatın aşındırılmasını da önleyecektir. Bunu da sağlamak için yapılan bu önerinin kredibilitesi ve inanılırlığı yüksek olması lazım.
xxx
Mal komisyonunun oluşumu: Kurulacak Mal Komisyonuna çalışmalarında kredibilite kazandıracak olan Komisyon üyelerinin seçimi de hem adil olmalı hem de adil görünmelidir.
Komisyonda Kıbrıslı Türklerin çoğunlukta olması yerine, çoğunluğun uluslararası kuruluş temsilcileri ve uzmanlardan (Almanya’nın yeniden birleşmesinde görev almış kişiler) oluşan (Garantör ülkeler dışındaki) yabancılardan oluşması konusu dikkate alınmalıdır.
Komisyonda bir Türk ve bir Rum üye de olmalıdır.
Komite üyeleri, konuya mesleki ve tecrübe açısından gerekli olacak ihtiyaç (örneğin bankacı, emlak uzmanı, hukukçu gibi) belirlendikten sonra iki lider tarafından ortak bir şekilde seçilmeli.
Net olması gereken bir konu da zamanlama ile ilgili süreçtir. Taşınmaz mal sahiplerine müracaat için iki yıl, Komisyona da konuyu sonuçlandırmak için üç ay süre verilmesi çözümün uzamasına yönelik itirazları ortadan kaldırmasına olanak sağlayacak sürelerdir.
Buna ek olarak her iki tarafta karşılıklı olarak bırakılmış olan taşınmaz malları kategorize etmeli ve bunu da ilan etmelidir. Bu kategori içerisinde ihraç edilecek tahvile dahil olmayacak mallar belirlenmelidir (örneğin üzerinde askeri veya sair devlet tesisleri olması nedeniyle iade edilemeyecek taşınmaz mallar gibi).
xxx
Değerleme: Diğer husus da bütün durumlarda malın parasal değerlendirilmesinde, tazminatın tespit edilmesinde ayni metodun veya farklı olacaksa hangi durumlarda hangi yöntemin kullanılacağında sürecin başında mutabakat sağlanmasıdır.
Değerlendirme kullanım kaybı için bağımsız bir organ tarafından yapıldığı ve itiraz da edilmediği için AİHM tarafından Loizidou veya Demopolous davalarında uygulanan ideal formülün uygulanması önerilir.
Bu formülün uygulanamadığı durumlarda Annan Planında öngörülen formül adapte edilebilir.
xxx
Öneriye dahil olmayan mallar: Türkiye’den Kıbrıs’a gelip yerleşenlerin ve Güneyde bir mal karşılığı olmadan kendilerine mal verilenlerin elindeki mallar, bu planın kapsamına girmemektedir.
Bu gibi durumlar için Türk Hükümeti bir çözümün öncülüğünü yapmalıdır.
Bu konuda böyle taşınmazlar için ödenecek tazminatın bütününü karşılayacak bir formül değil ama mali yükümlülüğü azaltacak iki aşamalı bir esasa dayanan bir formül öneriliyor.
Aşama 1: Bir taşınmazın değerinin artması halinde devletin artış miktarını vergilendirmesine imkân veren yasaların (şerefiye) uygulanması. Bilindiği üzere Türk Malı, Eşdeğer ve Tahsis mallar arasında ciddi değer farkları vardır. Aradaki farklar tartışılabilir ama ciddi bir fark olduğu bir gerçektir.
Bu malların şimdiki sahiplerinin bu vergileri ödeyemeyeceği düşünülebilir. Bu takdirde TC devleti bu kişilere uzun vadeli kredi imkânı vermeye hazır olmalıdır.
Aşama 2. Mal Komisyonunun yapacağı kar (tahvillerin vade sonunda tahvil üretimi karşılığında alınan malların değeri ile tahvil değeri arasındaki fark), bu gibi taşınmazların tazmini için kullanılabilir.
xxx
Tahvil ihracına dahil olacak ve olmayacak mallar için hazırlanan planların bütün unsurları, örneğin mutabık kalınan taşınmaz mal kategorileri ve komisyonunun oluşumunda uygulanacak kriterler, kamuoyu ile paylaşmak üzere hazırlanmalı. Tahvil konusunda öncülük yapacak yatırım bankası atandıktan sonra bir basın konferansı düzenlenerek paket açıklanmalı ve uygulamanın derhal başlayacağı ilan edilmelidir.
Tahvillerin geri ödenmesi garantisinin biçimi/vade gibi konuların yatırım Bankası ile müzakere edilmesi de iki liderin belirleyeceği ve sonra da buna devam edecek olan geçici ve sonra da daimi merkezi hükümetin görevi olacaktır.
Mal Komisyonu tarafından elde edilen taşınmazlar menfi bir teminatla ipotek verildikleri ve satılan mallardan gelecek gelirin tahvillerin geri ödenmesine yönlendirilmesi taahhüt edildiği takdirde bunun yeterli teminat olacağını söylemek mümkündür.
Annan Planını eleştiren Kıbrıslı Rumlar bile Merkezi Devletin Mal Komisyonu’nun tazminat karşılığı aldığı taşınmazlardan neticede (yirmi yıl içinde diyelim) kar edeceğini kabul etmekteydiler.
xxx
Devrim ve Severis’in hazırladığı plan, Türkiye ve KKTC’yi herhangi bir mali yükümlülük altına sokmadan, mallarına karşılık tazminat alabilmeleri için iyi bilinen ve etkili bir mali araç olarak Euro Tahvilleri ihracını öneriyor.
Bu planın açıklanmasındaki tarz ve etki, Yeşil Hattın tek taraflı olarak açılmasında olduğu gibi hızlı ve kesin olmalıdır. Karar hızlı bir biçimde alınmalı sirk ve reklam havası yaratılmamalıdır.
Bu plan Kıbrıs’ı Birliğe kabul eden AB’ne Kıbrıs sorununu çözme hususundaki inancını uluslararası mali piyasaları kullanmak suretiyle gösterme fırsatı da vermektedir.
Çözüm ve barıştan bahseden batının çıkarları karşısında Kıbrıs’ı kolayca tekrar çatışma ortamına sürükleyecek adımlardan uzak durmanın da bir bedeli olduğunu hatırlatacak ve bir yerde barışın sigortası olacak niteliktedir tahvil ihracı.
Eleştiriye ve geliştirmeye açık tarafları olduğu düşünülse de tazminat yükünü tahvil ihracı önerisi ile çözme önerisi üzerinde durulması gereken göz açıcı bir öneridir.
































