Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dünde kalanlarla yarınlara gidilmez

Memleketteki gidişattan memnun olan yok.
Herkes şikayetçi…
İşler her geçen gün daha kötüye gidiyor.
Tedbir alan yok.
Tedbir alınmasını gerçekten isteyip zorlayan da…
Kısacası ortalık darmadağın.
Manzara kötü…
Siyaset memleket sorunlarına çözüm üretemiyor.
Ülkenin yakıcı sorunlarına çözüm üretme iddiası ile siyaset yapanlar bu iddialarını iktidar koltuklarına oturur oturmaz unutuveriyorlar.
Siyaset bilgiye, vizyona dayalı hedef ve programlar ortaya koyarak yapılmıyor.
Altmışlı, yetmişli yılların delikanlıları 2015’in dünyasında adanın Kuzey’inde siyaset sahnesinde olmaya devam ediyorlar.
Zaman değişti, koşullar değişti, dünya değişti…
Bizde ise bir çok şey değişmedi.
Değişime direncin prim yaptığı bir ortam oluşturuldu.
Dün birilerini memleketin başına kırk yıldır ‘çökmekle’ suçlayıp eleştirenler,bugün siyasette kırk yılı geride bıraktılar.
Kişiler değişmediği gibi düşünce şekilleri ve yaklaşımlar da yaşlandı bu ülkede…
Kırk yıldır ayni sloganlar, ayni yaklaşımlar.
Takıntılar ayni…
Dünya değişmiş, ihtiyaçlar değişmiş kimin umurunda!
Ufkumuz kırk yıl önceki kadar.
Dünyanın merkezi kimileri için hala Sarayönü…
Sorunlar düne göre daha da büyüdü.
Daha da yakıcı bir hal aldı.
Dünün siyaset anlayışlarının çözemediği sorunlar, bugün daha büyük.
Çözüm için umut yok.
Çünkü siyaset anlayışları hala dünde…
Bugünü okuyup yarını planlayacak birilerine ihtiyaç var.
Siyaseti yeni anlayışla yapabilecek, bu ülkeyi yarınlara hazırlayacak olanlara…
Dün artık dünde kalmalı.
Yarınları, bugünü anlayıp yarın ile ilgili söyleyecek sözü, yapacak işi olanlar kurmak için kolları sıvamalı.
Dünde kalanlar gölge etmeden geri çekilmeyi bilmeli.
Ama nerede?
Bizde öyle geri çekilmekmiş, öz eleştiri yapmakmış yok…
Varsa yoksa “ben” odaklı yaklaşımlar…
Gözü kapalı bir şekilde partizanca yaklaşımlar…
“Değişim” diyerek yola çıkanlar bir şeyleri değiştirmek için fırsat yakaladıkları zaman iş değişiyor.
Ve “O öyle yaptı ben de yaparım, ne bu bir şeyler değişecekse benden sonra” mantığı ile hareket ediliyor.
Bürokraside iş bilen adam bırakmama pahasına partizanlık ve adam kayırmacılığı yapılıyor.
Sonuçta toplum kaybediyor, yapılanlardan büyük zarar görüyor.
Görünen o ki bu daha bir süre devam edecek.
Edecek çünkü “Bizden değilse pılısını pırtısını toplayıp gitsin” anlayışı hala rağbette…
Ve bu anlayışla birlikte öyle bir ortam yaratıldı ki, durum gerçekten çok vahim.
Bilgi sahibi olmayanların fikir sahibi oldukları, bilgi kirliliğinin en üst düzeyde yaşandığı, bilenle bilmeyenin ayni kefeye konulduğu bir ortam.
Çok sesliliğin ve demokrasinin yanlış algılanıp uygulandığı bu yapıda saygıyı ve sevgiyi de unuttuk.
Kişisel çıkarlara ulaşmayı her şeyin en üstüne koyduk.
Memnun olan yok ama şimdilik böyle gelmiş böyle gidiyor.
Dünün bıçkın delikanlıları bugünün ak saçlı dedeleri olmuş, ama olsun.
Yeni bir şeyler üretemeyen toplumlar yok olmaya mahkumdurlar.
Siyasette yeni kişiler ya da fikir ve vizyonlar ortaya koymamaya devam edersek işimiz çok zor olacak.
Kısır döngü kırılmadan bu memlekette hiçbir şey düzelmeyecek.