Eğitim Bakanı Kemal Dürüst, dün gerçekleşenKolej Giriş Sınavı öncesinde yaptığı açıklamada şöyle demiş; “Zaman zaman sınav sistemine yönelik eleştirileri olumlu karşılamakla birlikte, bir eğitimci olarak da bunu söylemek istiyorum ki sınavsız yapılan bir ölçme değerlendirme yöntemi yoktur.” Ben sayın bakandan çok daha ikna edici, sorun çözücü bir açıklama beklerdim. Bu açıklamanın anlamı; “ne yapalım çocuklarınız bu eziyeti çekecek başka yolu yoktur” diyor.
Buna katılmak mümkün değil… Sınavsız ölçme değerlendirme olabileceği gibi, değerlendirmenin doğru olabilmesi için ölçmenin de doğru yapılması gerekir. Kaldı ki kolej giriş sınavı bir ölçme- değerlendirme sınavı değil, bir sıralama sınavıdır. Sıralama sınavıdır, çünkü siz bir çizgi çekip üstekileri başarılı, alttakileri başarısız sayıyorsunuz. Hiçbir bilimsel doğruluğu olmayan bu yöntem ile düzgün bir ölçme-değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Peki biz KGS’de çağdaş bir ölçme değerlendirme tekniği mi kullanıyoruz? Hayır. Bu açıdan literatüre baktığımız zaman geleneksel ölçme değerlendirme teknikleri arasında; çoktan seçmeli testler, doğru yanlış testleri, eşleştirme soruları, boşluk doldurma soruları, kısa cevaplı yazılı yoklamalar, uzun cevaplı yazılı yoklamalar, sözlü sınavlar vardır. KGS de çoktan seçmeli sorulardan oluştuğuna göre demek ki geleneksel bir ölçme aracıdır.
Alternatif, çağdaş değerlendirme yöntemleri arasında ise; Öğrenci Gelişim Dosyası (Portfolyo Değerlendirme), Akran Değerlendirme, Öz Değerlendirme, Tanılayıcı dallanmış Ağaç, Yapılandırılmış Grid, Performans Görevi ve Değerlendirmelerini gibi değerlendirme yöntemlerini sayabiliriz.
Ben açıkçası KGS öncesinde sayın bakandan başka açıklamalar bekliyordum. En azından CTP-UBP Hükümet Programında yer alan “Kolejlerin mevcut yapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir, çağdaş anlayışlara uygun bir kolej giriş sisteminin geliştirilmesi için, mevcut sistem kademeli olarak değiştirilerek, süreç temelli bir değerlendirme sistemiyle, ülke çağ nüfusunun ihtiyaçları, öğrencilerin ilgi, istek ve yeteneklerine göre yönlendirilmesi kontenjanlar doğrultusunda üç yıl içinde sağlanacaktır. On sekiz ay içerisinde yapılacak düzenlemelerle, ilkokul sonrasında kolejlere girişin yanında, ortaokullardaki farklı program koridorlarıyla yaratılacak yatay ve dikey geçişlerle kolejlere girmede fırsat eşitliği yaratılacaktır.” ifadesine sadık kalacağını ve bunun için çalışacağını düşünmüştüm. Demek ki sayın Dürüst’ün kolej giriş sınavı ile ilgili kafasında bir değişiklik kararı yok. Acaba hükümetin CTP kanadı da sayın Dürüst gibi mi düşünüyor, yoksa CTP hükümet programında yazılanlara sadık mı kalacak? Hep birlikte göreceğiz.
*****
“Çok çalışmaktan ölmüyorsanız, daha çok çalışın” şiarını kendine kılavuz edinen, en rekabetçi ve baskıcı eğitim anlayışına sahip Çin bile eğitim sisteminde değişikliğe gitmeye hazırlanıyor.
Çin, eğitim sistemindeki ezberci yaklaşımdan uzaklaşmak için değişikliğe gidiyor. Böylece öğrencilerin sosyal açıdan daha becerikli olmalarını hedefliyor. En önemlisi de bundan sonra merkezi sınavları daha farklı alanları ve bilişsel becerileri kapsayacak şekilde düzenlemeyi amaçlıyor. Bir buçuk milyara yanaşan nüfusu ile dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin, merkezi sınavları değiştirmekten bahsederken, biz Çin’in bir mahallesi kadar nüfusu olan Kuzey Kıbrıs, merkezi sınavları hala geleneksel anlayışla yürütmeye çalışıyoruz.
Çağdaş bir eğitim hedefi, çağdaş bir vizyon ve buna bağlı olarak çağdaş bir eğitim sistemi ile mümkündür. Siz geleneksel anlayışlarla eğitimi yürütmeye çalışırsanız, gidebileceğiniz yer sınırlıdır. “Eğitim bitti”, “eğitimde sınıfta kaldık” demekle bu işler düzelmiyor. Sürekli ayni şeyleri yaparak bir şeylerin değişebileceğini zannetmek tam bir saflıktır. Onun için eğitim sistemini düzeltmenin yolu değişimden geçer.
































