Köşe Yazarları

Muhalefette atıp tutmak…

Kurultay var ya, ne kadar süslü laf varsa duyacağız.

Zihni sinir projelerinden tutun, kendi iktidarlarında yapmadıkları şeyler için şimdiki hükümeti suçlayanlara kadar…

“Ben gelirsem, halkımı refaha kavuşturacağım”…

Nasıl be gardaş?

Türkiye’den en iyi parayı kendilerinin aldıklarını savunurlar da, son dönemde onu da beceremediler ki…

Sunat Atun mesela, “Hükümette olsaydık, önce TC kaynaklarının kullanımını sağlardık”  diyor.

At da gorkma…

Yahu kardeşim, senin döneminde sadece reformlara destek ödeneğindeki 600 milyon lira geri gitmedi mi? Hem de iki yıl üst üste…

Aynı dönemde,  ekonomik protokolun 81 maddesinden, sadece 5 tanesinin tamamlandığını, 8’inin yarım bırakıldığını, gerisine hiç ellenmediğini unuttuk mu?

Kaç paraydı bu kaynaklar?

Yapmayın Allah aşkına…

Ama o dönemden hatırladığım, Sunat Atun’un her fırsatta Türkiye’den alınan hibeleri dağıtma haberleriydi.

Nereye?

Verimsiz, plansız, programsız sözde üretim alanlarına.

Yani popülizme…

Eğer adam gibi bir sistem bırakmış olsaydınız, ekonomik krizde bu ülke böyle tepetakla olur muydu?…

 

ÖNCELİĞİNİZ NE?

Meclis nisap sorunuyla toplanamadı.

Biz de tatil bitti, sırada can alıcı yasalar var, çalışacaklar diye umut ediyorduk.

Bildiğimiz kadarıyla Meclis Komiteleri yaz boyunca çalıştı.

Bir çok yasayı da Meclis’in gündemine gelecek hale getirdi.

Şimdi nisap sorunu…

Bu hükümetin cambaz ipinde kurulduğu ortada.

2 kişi eksik olsa toplanamayacağı da.

Yani bu yurt dışı seyahatlerden biraz vazgeçilemez mi acaba?

En basit iki sözcüğü “KKTC” ve “Türkiye” birlikte yazın, internette bir tarama yapın.

Bakanlar arası mutabakatlar, mutlu dönülen seyahatler, “sesimizi duyurduk, şu şöyle olacak, bu böyle olacak” açıklamaları.

Havaya atılan nutuklar.

Güxel de, burada da böyle bir gerçek var.

Öncelik nedir?

Dünyanın bilmem neresindeki eğitim kongresi mi, Türkiye’nin bilmem hangi şehrindeki turizm toplantısı mı, yoksa Meclis mi?

Halkın bekledikleri mi?

Hadi bizi bir tarafa bıraktım; ya hükümetin itibarı?

Öncelik hangisi?

 

YERİN KULAĞI VAR

SİYASİ EŞİTLİĞİ KALDIRMAK İÇİNMİŞ: Anastasiadis’in “gevşek federasyon” lafı etmesini adanın iki tarafında da  herkes tuhaf buldu. “Bunun altında ne var” sorusu soruldu. Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ilk ipucunu verdi ve “Özetle, ‘federal hükümete daha az yetki verelim ama siz de siyasi eşitliğiniz açısından olmazsa olmaz olan etkili katılım hakkınızdan taviz verin’ denildi. Bu kandırmacadır” dedi. Rum lider daha da açığını söyledi “Daha az oy çokluğuna sahip toplum, oy çoğunluğu olan toplumla kendini eşitlemek ve kararlarını belirlemek istiyor”… Yok yahu… Hani 40 yıldır kabul edilen siyasi eşitlik? Adam sıfırdan başlamak niyetinde.

 

ADI DEĞİL, İÇERİĞİ ÖNEMLİ:

Günlerdir adada varılacak bir çözümde federasyonun “gevşek” mi, yoksa “sıkı” mı olsun gibi kısır bir tarışma içine girdik. Aslında önemli olan nasıl bir federasyonun, adının ne olacağından çok, uygulanabilir olup olmaması önemli. Başbakan Erhürman’ın da dediği gibi, “Merkezi yanı veya kanatları güçlü bir federasyon fark etmez, siyasi eşitlik olmaksızın çözüme ulaşmanın imkansız olduğunu Anastasidis anlamalı.” Yani anlaşmanın adından çok, neler içerdiği, toplumlara vardiği haklar önemli. Yoksa adı gevşek mi olur, sıkı mı olur fark etmez…

 

DÖVİZ BAHANESİNE SIĞINMAYIN:

Dövizdeki artış, ülkede birçok işin de durmasına, iflaslara varan sıkıntılara neden olduğu bir gerçek. Ancak, öyle işler var ki, bunları hayata geçirmenin döviz kriziyle alakası yok. Örneğin ülkenin en büyük sorunu olan güvenlik konusunda adım atılmamasının dövizle ne ilgisi olabilir. Bozuk yolların yamalanması ve daha nice toplumun isteklerine cevap verecek ufak dokunuşlar… Bence bunların döviz kriziyle ilgisi alakası yok, önemli olan koordine olup, hedef belirlemek, yani beceri…

 

ÇELER İDDİALI:

Her ne kadar Maliye Bakanı Denktaş “bilgim yok, kaynak yok” dese de, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çeler,  “1000 liralık ek maaş” konusunda oldukça iddialı. “Yerel İş Gücü İstihdamının Desteklenmesi Tüzüğünün ” altındaki fonunda bu konuda yeterli kaynak olduğunu söyleyerek, yeni yıl öncesinde bu desteğin başlayabileceğini açıkladı. Daha önce de yazdım, Çeler bunu başarırsa heykelini dikecekler…

 

DOLAR DÜŞTÜ, YA FİYATLAR?:

Döviz düşüyor, aman düşsün de, raftaki rakamları füze hızıyla yükselten arkadaşlar, aynı hızla düşüşü de gerçekleştirecekler mi? Hiç sanmam. Ne hükümetin denetimleri işe yarıyor, ne de halkın baskısı var yeteri kadar. Madem sesinizi çıkartmazsınız, madem boykot yapmazsınız, boşuna beklemeyin. Şimdi o arkadaşlar eskisinden çok daha büyük vurgun yapacaklar. Amma sahipsiz kaldık ha, bu memlekette…

 

BİR KARAR VERİN:

“İktidar, YDP’nin iyi niyetini suistimal etmiştir” diyen Genel Sekreter Turan Büyükyılmaz, bundan böyle önemli bir yasa tasarısı olmaması halinde, Meclis’te nisabın sağlanması için destek vermeyeceklerini açıkladı. Gerekçeleri ise, YDP’nin karşı çıktığı “Tohumculuk Yasa Tasarının” geçmesiymiş. İyi o zaman, hangi yasaların geçeceğine siz karar verin bundan sonra. İstemediğiniz bir yasa olursa da destek vermeyin. Kusura bakmayın ama, bunun adına şantaj denir…

 

ZİRVEDEKİLER

Bravo minikler: WFF Fit Kids Balkan Şampiyonası’nda mücadele eden 8-10 yaş arası üç küçük sporcumuz İrem Kadan, Almira Akacan ve Ayten Öztümen kendi yaş gruplarında Balkan Şampiyonluğuna ulaştılar. Bravo çocuklara. İmkan verilse daha neler olacak. 21. yüzyılda bir halkı, hala daha dünya çapında spor yapmaktan men edenlere lanet olsun.

 

 DİPTEKİLER

Hangisi “Hayvan”: Yeni Erenköy’de iki köpeğin boğazından asılarak vahşice öldürülmesi toplumda büyük bir infiale neden oldu. Bu vahşeti yapanlar utanmadan yaptıkları şikar bir şeymiş gibi görüntüleri de sosyal medyada paylaştılar. Söyleyecek söz bulamıyorum. “Hayvan” desem, o ağaçta asılı olanlara hakaret etmiş olurum. Ama içimizde böylelerinin yaşadığını görmek, aslında nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor…

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı