KıbrısManşet

Mont Pelerin 2, ağlama duvarına döndü







Kısa bir aranın ardından liderler yeniden Mont Pelerin’de buluştu. Beklenmedik bir şekilde çöken görüşmeler sonrası Türk heyetinden bazı isimler yanında, özel temsilci Eide de gözyaşlarına hakim olamadı

MASAYA EL BOMBASI: Görüşmelerin en iyi gittiği safhada, Rum tarafı, Yunanistan ile uzlaşarak, “garantilerin kalkacağı güvencesi verilmeden, beşli toplantı olmayacak” önşartını masaya getirdi. Bu, “masaya bırakılan bir el bombasına” dönüştü




HERKES AĞLADI: Mont Pelerin 2, Anastasiadis’in bir anda “güvenlik ve garantiler tamamen kalmazsa, bu garanti yoksa, beşli konferans olmaz” demesi ile bir anda dağıldı. Barış Burcu basın önünde gözyaşı dökerken, aslında Tüm Müzakere heyetinin aynası oldu. Ede dahil, herkes ağladı



Mont Pelerin’deki kritik Kıbrıs görüşmelerine Rum Lider Nikos Anastasiadis’in talebi ile verilen bir haftalık arada ilginç gelişmeler yaşandı.

20 Kasım 2016’da Mont Pelerin’de yeniden buluşmak üzere görüşmelere ara verilirken toprak konusundaki kriterde yeterli yakınlaşma sağlanmış, haritaların karşılıklı olarak görülmesi ile birlikte garantörlerin de katılacağı beşli konferansın tarihinin kararlaştırılması aşamasına gelinmişti.

Rum Lider tarih konusunda istişarelerde bulunmak üzere istediği arayı Yunanistan ile birlikte garantiler konusunda masaya ön koşul getirmek için kullandı.

Görüşmelerdeki modaliteleri değiştirmek anlamına gelecek olan bu girişim aslında Anastasiadis ve Yunanistan tarafından müzakere sürecini o günden itibaren çıkmaza sürüklemek için kullanılacak bir araca dönüştü.

Anastasiadis’in Atina ziyareti herşeyi değiştirdi

Verilen arada Anastasiadis’in Atina’da yaptığı görüşmeler sonrasında yapılan açıklamalarda, Rum-Yunan tarafının garantilerin kalkacağı güvencesi verilmeden beşli konferans için tarih verilmesine karşı oldukları duyuruldu.

Bu masaya atılan bir el bombası idi. Mont Pelerin’de verilen aranın ardından görüşmeler bu ön koşulun gölgesinde başladı. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı görüşmelerin modalitesini değiştirme anlamına gelen bu ön koşul konusuna açıklık getirilmesini ve önceden varılan uzlaşı ve modaliteye uyulmasını istedi.

Ve 20 Kasım’da Mont Pelerin’de başlayan ikinci aşama görüşmeler Rum tarafı ısrarından vazgeçmediği için tıkandı. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide Rum tarafının yarattığı bu kriz karşında şaşkındı.

Espen Yunanİstan’ı ikna edemedi

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, Mont Pelerin 2’de ortaya çıkan bu krizi aşmak için telefon diplomasisini devreye soktu. Anastasiadis ile yüz yüze, Atina ile de telefonda görüşerek onları ikna etmeye ve varılan uzlaşı temelinde süreci ileriye taşımaya çalıştı. Ama başaramadı.

Öyle bir an geldi ki Rum-Yunan tarafı Espen Eide’yi resmen çıldırttı. Sinirlerin çok gerildiği o anda Espen artık çaresizlik içinde isyan etmiş, ağlamaya başlamıştı.

 

“Maksimalist” Burcu…

Mont Pelerin 2’de masa çökme noktasına gelmişti. Cumhurbaşkanılığı Sözcüsü Barış Burcu sonradan çok eleştiri alacağı “Rumların maksimalist taleplerinin süreci çökerttiği” açıklamasını gözleri yaşlı bir şekilde yaparak çöküşü duyurcaktı.

Nitekim, “maksimalist” kelimesi siyasi literatüre girerken, Barış Burcu da, “Bu çözümü benden fazla kimse isteyemez” diyerek, bir şok açıklamaya daha imza atmıştı. Burcu, gözyaşları ve açıklamaları ile Türk tarafında eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Peki “yalan mı” söylemişti?

Zaman, Burcu’yu haklı çıkaracaktı…

O gece herkes ağladı
Kıbrıs Türk müzakere heyeti sürece inanmış ve çok büyük emek vermişti. Akıncı ve ekibi sürecin çöktüğü o gece çok üzgündü. Ekibin içinde ağlayanlar vardı. Verilen emeğin Rum-Yunan tarafının tutumu nedeni ile çökme noktasına gelişini kimse kabullenmek istemiyordu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı dönüş yolunda uçakta bazı gazetecilere ilk defa “Anastasiadis’e olan güvenimi artık tamamı ile yitirdim” diyecekti…

Mont Pelerin’de aslında herşey bitmemişti

Zirvenin çökmesi aslında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Lider Nikos Anastasiadis arasında devam etmekte olan müzakere sürecinin tam olarak çökmesi anlamına gelmiyordu. Mont Pelerin’deki krizin ardından duygusallık geride kalıp herkes meseleye daha sağlıklı bir şekilde bakınca müzakerelere ilişkin olarak belirlenen doğal takvimin tamamlanmasına daha zaman olduğu görüldü.

2016 yılı sonuna kadar taraflarda çözüm konusunda niyet varsa ve pozisyonlar gözden geçirilip siyasi bir cesaretle adım atılır, makul bir şekilde masaya dönülürse hala takvim hedefini tutturmak için fırsat bulunduğu tespiti yapıldı.

Eğer Mont Pelerin’de yaşananlar orada değil de Kıbrıs’ta ara bölgede yaşanmış olsaydı başarısızlığın etkisi bu kadar büyük olmazdı.

Adaya dönüldüğünde Eide devreye girecek ve 1 Aralık 2016 gecesi liderleri yemekte buluşturacaktı. Yemekten garantörlerin de katılacağı beşli konferans için tarih çıkacak ve bu kez gözler 9-12 Ocak 2017 tarihlerinde Cenevre’de olacaktı.


Eide umudunu hep korudu
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Eide  Mont Pelerin 2’de sürecin çökmesinin hemen sonrasında Havadis’e konuşmuş ve kendisinin müzakere sürecinin geldiği aşama ile ilgili oldukça üzgün olmakla birlikte takvimin hala çözüm için fırsat verecek durumda olduğu yönünde mesaj vermişti. Eide adaya dönüldüğünde boş durmadı ve Cenevre’deki Kıbrıs Konferansı’nın yolunu açacak girişimlerde bulundu.


Mont pelerin’de verilen ara kriz getirdi

Müzakerelere verilen bir haftalık aranın ardından hedeflenen şekilde taraflar arasında bir türlü anlamlı ve sonuç alıcı müzakere yapılamadı.

Mont Pelerin’deki zirveye önce Yunanistan’ın garantiler konusundaki çıkışı damga vurgu. Sıfır garanti ön koşulu ortamı gerdi. İlk gün Rum tarafının müzakere sürecinin modalitesini değiştirme girişimi ile Yunanistan’ın olası beşli toplantıya katılıp katılmayacağı konusu öne çıktı. Sıfır garanti ısrarı ortalığı karıştırdı. Ve bu krize dönüştü. Masa çöktü.


HÜSEYİN EKMEKÇİ’NİN NOTU

“Ya sıfır garanti, ya da kaçalım…”

Tüm halk, Mont Pelerin 2’ye kilitlenmişti.

Havadis TV’de, Mete Tümerkan ile yaptığımız her yayın, yüzlerce izleyici yorumuna neden oluyordu.

Gelişmeler, “çözüm olabilir” noktasında ilerlendiğini gösteriyordu.

Ansızdan masaya bir bomba düştü…

“Sıfır asker, sıfır garanti sözü verilmezse, beşli konferansa gelmeyiz…”

Bu ön şart ne demekti biliyor musunuz?

Akıncı Kıbrıs’a gelemezdi bile…

Kıbrıslı Türkler, topraktan da, siyasi eşitlikten de vazgeçebilirdi…

Ama, Akıncı’nın da bildiği bir gerçek vardı ki…

Kıbrıslı Türklerin “garantilerden vazgeçmesi” mümkün değildi.

“Masa dağılsın, biz çözüme hazır değiliz” demedi Anastasiadis.

Ama, Türkiye’ye karşı anlamsız bir suçlama oyununa girdi.

1960 sonrası oluşan statükoyu değiştirme şansı vardı liderlerin elinde.

Üstelik, Türkiye, “yeni bir garanti modelinden” bahsediyordu.

İlk kez…

Liderler dört başlıkta uzlaşırsa…

Türkiye, garantiler konusunda İngiltere ve Yunanistan ile “yeni bir model” üzerinde uzlaşabilirdi.

Görüşmeler günlerce sürse de…

Bir arpa boyu yol alınamadı aslında…

Temel ile Dursun’un martı hikayesi gibi…

“Değdu de geçtu…”

“Değmedu de geçtu…”

“Sıfır garanti” diyen bir Anastasiadis…

“Sıfır garanti kabul edilemez, Kıbrıslı Türkler buna evet demez” deyen bir Akıncı…

Bu çıkmazla ürecin sonuna geldi.

Üstüne, odaya giren Anastasiadis, Akıncı’ya kaba bir üslupla seslendi:

“Ya sıfır asker sıfır garantiyi kabul et, ya da ayrılalım… Başka da bir şey konuşmam…”

Başka çaresi yoktu Akıncı’nın…

Masa dağılmıştı.

Sonrası malum…

Barış Burcu’nun gözlerinden damlayan yaşlar, Türk heyetinin yaşadıklarının özeti gibiydi…


Mete Tümerkan’ın Notu

Sıfır garanti krizi

Kıbrıs konusundaki müzakere sürecine Mont Pelerin 1’de verilen arada Rum-Yunan tarafı o güne kadar üzerinde uzlaşılmış görüşme yöntemini değiştirecek adımı atma kararı aldı.

Sıfır garanti yaklaşımı işte verilen o arada bir ön koşul olarak ortaya atıldı.

Sıfır garanti ısrarı önce Mont Pelerin 2’de yapılan müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oldu, sonra da Crans Montana’daki Kıbrıs Konferansı’nı çökertti.

“Garantilerin kalkacağını güvence altına almadan” masada müzakere yapmak istemeyen Rum Lider Nikos Anastasiades, aslında çözüme hazır olmadığını gizlemek için garantilerin arkasına gizlendi.

Çözümü kendi halkına kabul ettirmeyeceği korkusuna yenik düşen Rum Lider Nikos Anastasiades, önceliğini seçimlerden yana kullanınca müzakerelerin çökme dışında bir şansı kalmamıştı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve ekibi sürecin başarıyla sonuçlanabilmesi için çok çaba sarf etti.

Ama tek yanlı irade ve istekle bir yere varılamayacağı bu süreçte bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Sonuçta Kıbrıs müzakerelerinde neler yaşanacağına ilişkin ilk ve en net işaret Mont Pelerin 2’de verildi.

Ve ondan sonra Rum-Yunan tarafının ön koşulları, varılan uzlaşıları ve görüşme yöntemlerini değiştirme talepleri süreci bitirdi.

Kıbrıs’ı belirsizliğe mahkum etti.

Belirsizlik sıfır garanti ısrarı ile geldi.

Böylece statüko yerinde kalmaya devam etti.









Başa dön tuşu