Mevcut müzakere yöntemi tüketildi

22 Eylül 2016 Perşembe | 10:16
Esra Aygın

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Kıbrıslı Rum Lider Nikos Anastasiadis’in Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulmak için Mayıs 2015’ten beridir sarf ettikleri çaba, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de açıkça ortaya koymuş olduğu gibi, Kıbrıs müzakere tarihinde kaydedilmiş en büyük ilerlemeye kapı açtı.

Özellikle Yönetim ve Güç Paylaşımı, Mülkiyet, Avrupa Birliği ve Ekonomi başlıklarında çok büyük oranda anlaşma sağlanırken, Güvenlik ve Garantiler ve Toprak başlıkları büyük bir açık fikirlilikle görüşüldü. Özellikle Güvenlik ve Garantiler konusunda bugüne kadar hiç dile getirilmemiş formül ve yaklaşımların bir süredir, özellikle perde gerisinde, garantör devletleri kapsayacak şekilde ele alındığı biliniyor.

İşte bu aşamada gerçekleşecek olan New York zirvesinden beklenti, bundan sonra müzakerelerin nasıl bir yöntemle bir üst seviyeye taşınabileceği ile ilgili bir yol haritasının ortaya çıkması… Mevcut müzakere yöntemi ile artık yakınlaşma veya herhangi bir konuda anlaşma elde etme olasılığı yok denecek kadar az. Zira Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da dediği gibi, bundan sonra iş, zaman veya teknik çaba gerektiren konulara değil, siyasi irade ve cesaret isteyen konulara kalmış durumdadır. Dolayısıyla, liderlerin New York’tan dönüp tekrar aynı müzakere yöntemi ve formatta görüşmeye devam etmeleri halinde bir yere varamayacakları açıktır.

Geriye kalan ve henüz üzerinde bir uzlaşmaya varılmamış temel konular, dönüşümlü başkanlık, duygusal bağ kapsamında kimlerin mülklerine geri dönebileceği, ve tabii ki Toprak ve Güvenlik ve Garantiler gibi her iki toplum için de çok hassas ve büyük ihtimalle son ana kadar tarafların pazarlık kozu olarak ellerinde tutmak istedikleri konulardır.

Bugüne kadar taraflar çözüm kararlılığıyla her iki tarafı da tatmin eden ve kazan-kazan durumu yaratan yeni yaratıcı yöntemlerle tarihi yakınlaşmalar elde ettiler. Ancak bu noktadan sonra artık iş ‘al-ver’e kalmıştır ve bu, şu anki görüşme formatında mümkün değildir. Zira 23 Ağustos-14 Eylül tarihleri arasında yapılan toplam sekiz görüşme için harcanan çaba ve elde edilen sonuçlar orantılı değildir.

Nitekim, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, gelinen aşamayı uzun bir tırmanıştan sonra varılan bir düzlüğe benzeterek “buradan ya devam edip çözüme varılacak, ya da yokuş aşağı düşüş başlayacak” sözleriyle tarif ediyor. Eide’nin bu ifadesi, şu ana kadar uyguladıkları müzakere yöntemi ile büyük yakınlaşma sağlayan liderlerin artık tıkanmış olduğuna, ve sürecin artık farklı yöntemlerle farklı bir formatta devam etmesi gerektiğine işaret ediyor.

Görüşme sürecinin akıbetini belirleyecek olan bu al-ver aşamasına nasıl, ne zaman ve nasıl bir formatta geçileceği şu anda BM Genel Sekreteri Espen Barth Eide’nin cevap bulmak için şu anda New York’ta mesai harcadığı sorulardır.