Köşe YazarlarıManşet

Mete Hatay: Bayram bu tip konuları “ötekilerini” düşünme günüdür


974’ten sonra biliyorsunuz binlerce dönüm portakal ağacı Kıbrıslı Türklerin eline geçti. Güneyden özellikle üzüm bölgelerinden, Malya’dan, Ayyani’den ve Baf Kasabası ve muhtelif köylerinden, Polemitya’dan binlerce göçmen Güzelyurt ve çevresine yerleştirildi. Herkese sosyal adalet normu çerçevesinde (minimum 100 dönüm kuru, sanırım 15 dönüm sulak) arazi ve bahçeler paylaştırıldı. Çok geçmeden, memur olanalar bahçelerini portakalla uğraşmaya devam edecek kişilere kiralamaya veya satmaya başladı. Neyse şimdi birilerinin elinde toplanmış 100’lerce dönüm bahçeler haricinde, küçüklü, büyüklü hem memurluk yapıp hem de bahçe ile uğraşanlar da mevcuttur. İşin ilginç yanı tarımla uğraşanlar arasında her seçim öncesi onlarcası memur yapıldığı için, şu ana kayıtlı tarımla uğraşan kişi sayısı belki dde 300’ü geçmez. Tabii ilk günden beri bahçelerin bakımı haricinde hasat zamanı portakalların toplanması için iş gücü gerekecekti. İlk iş gücü kaynağı Karpaz’dı. Sabah namazında tahta kasa otobüslere bindirilen Karpaza yerleştiriliş Türkiyeli göçmenler Omorfo’ya taşınıyor ve hasat mevsimi boyunca toplamayı onlar yapıyordu. Çeşitli vaatlerle Kıbrıs’a getirilmiş bu insanlara başka yapacak iş bulamayacaktı yıllar boyunca.
narenciye işçileri
1980’lerin sonunda ise Hürrem Tulga önderliğinde örgütlenmeye çalışıldı. Fakat örgütlenmeyi engellemek için, taşaronlar oluşturuldu ve Karpaz yerine Türkiye’nin Diyarbakır, Siirt gibi yerlerinden mevsimlik enformel iş gücü transferi başlatıldı.. Karpazlılar işlerini kaybetmişlerdi. O dönemde YDP’nin kurulmasının arkasında yatan nedenlerden bir tanesi de buyudu. Neyse bu işi pişiren taşaronluk yapan 20-25 kişi, komisyon karşılığ bu göçebe enformel iş gücü olarak çalışan aşiretleri her yıl getirmeye başladılar. İlk başlarda çadırlarda, kümeslerde, ahırlarda yatırıyorlardı. Daha sonra, elektriği olmayan, sunun haftada bir geldiği ucuz kulübelerde yatırmaya başladılar. Sayıları 2-3 bin arası değişebiliyor bu işçilerin. Geçen gün basına düşen görüntülerde de ne gibi koşullarda oldukları açıkça görülmektedir. Tabii büyük ihtimalle ulaşım paraları bulunup, Türkiye’deki karantina koğuşları boşalınca gideceklerdir bu insanlar ama gelen sene benzeri bir sömürü yeniden yaşanacaktır. Öyleyse Sol görüşlü olduğunu iddia eden siyasi partiler başta olmak üzere bu durumla bir an evvel yakından ilgilenilmesi gerekmektedir… Bu insanların çoğu ailecek kayıt dışı bir şekilde getirilmekte ve ne hastane, ne başka ihtiyaçları karşılanamamaktadır.
Bayram biraz da bu tip konuları “ötekilerini” düşünme günüdür..


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı