KıbrısManşet

‘Mesleki Yeterlilik Yasası kaliteli iş gücü açısından önemli bir adımdır’


Halkın Partisi Genel Sekreteri Jale Refik Rogers, meclisteki komitelerin çok verimli çalıştıklarını, bu dönemde çok sayıda önemli yasanın geçirildiğini belirtti. İdari Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi Başkanlığını da yürüten Rogers, katıldığı programda, Çıraklık ve Mesleki Eğitim Yasası’ndaki bazı uygulamayı engelleyen maddeleri düzenlediklerini ve ilave olarak da uzun yıllardır üzerinde çalışılan Mesleki Yeterlilik Yasası’nı komitede tamamlayarak bu hafta Meclis Genel Kurulu’ndan oy birliği ile geçirdiklerini anlattı. Rogers yasanın getireceği avantajları ve işleyişi şu sözlerle ifade etti:

“Yasanın meclisten geçmesiyle birlikte üniversite eğitimi gerektirmeyen iş kollarında seviyeler belirlenecek, bir ulusal yeterlilik çerçevesi oluşturulacak. Milli Eğitim Bakanlığı sekiz seviyeden oluşan eğitim programları düzenleyecek. Böylece kişi iş başvurusu yaptığında seviyesi de belgelenmiş olacak. Yasa işverene kaliteli iş gücü kazandırmak açısından da çalışanın zorlanmaması açısından da belirleyici olacak. Ülkemize yurtdışından gelen çok fazla işçi var. Onlar için de bir denklik süreci olacak. Milli Eğitim Bakanlığı’yla Çalışma Bakanlığı meslek standartlarının oluşturulmasında birlikte çalışıyor. 56 meslek kolunda standartları halihazırda belirlediler. Yasal zemin de komitemizin çalışmaları ile oluşturuldu. Çıraklık ve Mesleki Eğitim Yasası ve Mesleki Yeterlilik Yasası artık birlikte çalışacaklar.”

 

“Özel Eğitim Yasası ihtiyaç duyan bireyin eğitim sürecini düzenleyecek”

 

Jale Refik Rogers, komite olarak şu an Özel Eğitim Yasası üzerinde çalıştıklarını söyledi. Yıllardır konuşulan ama yasal boşluğu giderilemeyen bir yasa olduğunu aktaran Genel Sekreter, bu nedenle özel gereksinimli birçok bireyin mağduriyet yaşadığını ifade etti. Rogers’a göre birkaç ay içinde tamamlayıp meclisten geçirmeyi umdukları yasa, özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin doğduğu andan itibaren eğitim süreçlerini düzenleyecek ve eğitim çerçevesini çizecek.

 

“Engelli çalışanların barem mağduriyeti sona erdi”

 

Rogers’ın bilgi verdiği bir diğer yasa ise Engelli İstihdamı Yasası oldu. “1993 yılında o tarihteki kamu görevlileri yasasındaki barem skalasıyla yapılmış bir yasa. Sonrasında kamu görevlileri yasasında barem skalaları değiştirilmiş ancak engelli istihdamıyla işe giren kişilerin baremlerinde değişiklik yapılmamıştı. Bu da ciddi bir mağduriyete neden oluyordu. Bir yasa değişikliği yaparak baremleri eşit hale getirdik. Engelli istihdamı kapsamında çalışan kişiler kamu görevlileri ve kamu çalışanları yasalarına paralel barem ilerlemesine tabi olacaklar. Artık engelli istihdamı kapsamında işe giren kişiler de diğer kamu çalışanları ile paralel baremlerde ilerleyebilecekler, böylece uzun süredir devam eden bir eşitsizlik giderilmiş oldu” şeklinde konuşan Rogers, komite olarak yasadaki gerekli değişiklikleri yapabilmiş olmaktan büyük mutluluk duyduklarını da sözlerine ekledi.

Bilişim Suçları Yasası, Tüketici Kredileri Yasası gibi halkı yakından ilgilendiren yasaların geçtiğini de hatırlatan Rogers, böylece büyük yasal boşlukların giderildiğini, vatandaşın haklarını aramasına yönelik önemli bir adım atıldığını belirtti.

 

“Kişide yeterli virüs birikmediyse PCR o an için negatif çıkabilir”

 

Kademeli açılma kapsamında uygulanan ülke kategorileri ve PCR testinin yeterliliğinin sorulması üzerine, Moleküler Genetik Uzmanı da olan Jale Refik Rogers, PCR testlerinin hastalığın var olup olmadığını yapıldığı an için verdiğini ifade etti. Rogers açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Virüs alan bir kişinin semptom göstermesi 2 ila 14 gün içinde olabiliyor. Hastalık genelde ortalama olarak 5-6 gün içinde belirti gösteriyor. Hastalığın kuluçka süresi 14 güne kadar sürebildiği için, test yapıldığı zaman kişide yeterli miktarda virüs birikmediyse sonuç negatif çıkabilir. Belki üç, belki beş gün sonra pozitife dönebilir. Yeni tip koronavirüsün bulaşıcılığı çok fazla. Her birey hastalığı farklı şekilde geçiriyor. Kimi yoğun bakım ihtiyacı duyan solunum zorluğu yaşarken kimi asemptomatik olabiliyor. Özellikle Türkiye’de son zamanlarda vakaların artmasıyla, Parti olarak gelenlerin bir karantina süreciyle ülkemize girmelerini tercih ettiğimiz yönünde açıklamalarımız olmuştu. Geldiğimiz noktada, test kapasitemiz göz önünde bulundurularak ülkeye giriş yapacak yolcu sayısı kısıtlandı. Günlük PCR kapasitesi 600 olduğu için uçuş ve gemi ile gelebilecek yolcu sayısı 600 olarak belirlendi. Bu aynı zamanda vaka sayısının hızla artabileceğini düşünerek alınmış bir önlemdir. Bu süreçte kontrollü gidilmesi, sağlık kapasitesini bir anda aşabilecek bir bulaş riskine karşı temkinli adım atmak önemliydi. Çift PCR ile de ülkeye pozitif vaka girme riskini azaltmaya yönelik önlem alındı. Tabii ki göz ardı etmememiz gereken bir nokta da şudur ki; çift PCR riski azaltan ama tamamen yok etmeyen bir yöntemdir. Kuluçka süresinde olan veya uçakta Covid19 kapan bir kişinin ülkemize geldiğinde PCR testi negatif çıksa da ülkemizde olduğu süreçte pozitifleşebilir. Bu da hepimizin dikkat etmesi, kendini ve çevresini koruması gerektiği anlamına geliyor.”

“Ekonomik çarklar dönmeli ama merkezde halk sağlığı olmalıdır”

 

Bütün ülkelerin açılıma gittiğini anlatan Rogers, KKTC’deki kapanma sürecinin sağlık altyapısını hazırlamaya yönelik olduğunu söyledi. Ekonomik ve sosyal sebeplerle kapalı kalma halinin sürdürülemeyeceğinin de altını çizen Genel Sekreter, test sayısının artırılmasının, vakaların hızla belirlenip izole edilmesinin ve temaslı takip sisteminin önemine dikkat çekti; hasta olan kişilerin tedavisi için altyapı kadar sağlık çalışanı sayısının yeterliliğinin de hayati önem taşıdığını aktardı. Rogers şöyle konuştu: “Sağlık ve ekonomi dengesi kurulurken halk sağlığı merkezde olmalıdır. Ekonomik çarklar da bir şekilde dönecek. Yine büyük görev sağlık bacağına düşecek. Ülkenin uzman hekim ve hemşire envanterinin çıkarılması önemlidir. Kaç yoğun bakım uzmanımız, kaç yoğun bakım hemşiremiz, kaç enfeksiyon hekimimiz var? Vaka sayısının artması halinde nasıl bir yol izleneceği, kamu ve özelin nasıl birlikte çalışabileceği, hangi uzmanlardan salgınla mücadelede destek alınacağı, pandemi merkezleri olarak hangi binaların kullanılabileceği şimdiden planlanmış olmalıdır. Pandemi hastanesi olarak yeni bina yapılacaksa da yapılana kadar kullanılacak alanlar hızla kararlaştırılmalıdır. Sürekli gözlem yapmak, vaka artışlarını bilimsel şekilde ve yakından incelemek, vaka sayılarında artış olursa belki geri adım atarak bazı önlemleri tekrar almak önemli olacak. Birçok bilinmezi olan bu hastalıkla mücadele ederken bir ileri iki geri şeklinde bir açılım gerekebilir.”


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı