Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mesele Seçim Yapmak Değil Ki…

Öyle ya… Seçimden kolay ne var?

Ama seçimlerle herhangi bir değişim gerçekleştirebiliyor muyuz, ona bakalım…

14 yıldan bu yana, seçimler mutlaka tarihinden önce oluyor. Yani erken seçim.

2003 seçimlerinden sadece 2 yıl sonra 2005’de DP’nin 2 milletvekilinin istifasıyla hükümet azınlığa düşünce, baskın bir erken genel seçime gidildi, UBP’nin yine kaynadığı günlerdi, iktidar partisi CTP yüzde 45’lere varan oy oranıyla seçimin galibi oldu. Şubat 2005 seçimleri aslında, Nisan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de bir provasıydı. Nitekim o seçimi de CTP’nin adayı Talat aldı.

2006’da DP’yi ortaklıktan atıp, ÖRP ucubesiyle yürüme kararı alan CTP, bu işi de yürütemedi, yine bir ekonomik protokol imza sorunuyla arada bir kaç hükümet kurup bozduktan sonra dönemini tamamlamasına bir yıl kala, 2009’da yeniden seçime gitti.

Ardından gelen tek başına UBP iktidarı tarihin en çalkantılı dönemiydi… Hükümetler kuruldu, bozuldu, yine 4 yılda seçim…

14 yıllık bu dönemde, değişikliklerle birlikte, inanmayacaksınız tam 17 hükümet kuruldu…

Şimdi yani cüssemize, cibiliyetimize, üretimimize, dışa bağımlılığımıza bakan biri, bize “hükümetçilik oynarsınız” dediğinde kızabilir misiniz?

Bu yaptığımız hükümetçilik oynamak değil de nedir?

Verdiğim tarihleri bir bir hatırlayın….

Kaç tanesi ideolojik sebeplerledir?

Kaç tanesinden sonra kurulan hükümetler şöyle değişim, böyle kalkınma, şu kadar büyüme gerçekleştirmiştir?

Hayatınızda, hangisiyle, ne değişmiştir?

Partili olup da köşe tutanlar yok mu? Var tabii, hem de her dönem, her partinin adamcıkları… Gerçekten de onlar seçimleri de, yeni hükümetleri de desteklerler… Çünkü beklentileri büyüktür. Seçimler, yeni hükümetler onlara yarar. Ama onlar azınlıktadırlar. Toplumun geneli de, sanki bir şey değişecekmiş gibi heyecanla bekler, ama sonuç değişmez.

Hele şu 2013 seçimlerinden sonra, 3 yılda tam 4 hükümet. Senede birden fazla…

Birbirinin zıddı iki büyük partinin koalisyonunu da gördük, Eroğlusuz bir UBP-DP hükümetini de bu son dönem.

Değişiklikse, değişiklik…

Ama şeklen…

Çünkü bu ülkede isimler değişir, partiler değişir, hükümetler değişir, zihniyet değişmez. Önünüze çıkan partiler de, onların çıkarttıkları adaylar da, çoğunlukla mevcut düzenin bekçileri, bilindik isimlerdir…

Sizin de aralarından eleme yapmak için fazla bir şansınız yoktur zaten…

Son günlerde özellikle de Cumhurbaşkanı’nın “hükümet halk iradesini temsil etmiyor” çıkışıyla yeni bir seçim tartışması gündemde…

Kimse de bu durumu yadırgamadı.

“Yahu daha bu insanlar başa geleli 8-9 ay durun bakalım” diyen yok. Haksız mı insanlar? 8-9 aylık performansla, gelen gideni aratmadı mı?

Şimdi partilerde bir “yerim dar, yenim dar” kıvırması…

Hepsi de hazır olduklarını söyleseler de, yarım ağız…

UBP-DP bildiğiniz gibi… hem de koltuğa yapışmış durumdalar…

Ama bu defa, bir kaç değişken var. TDP bölündü, CTP başkanını değiştirdi ve yeni bir umut, Halkın Partisi…

KTFD’den başlayın, KKTC’ye kadar, onlarca parti kuruldu, kapandı. İçlerinden bir tek yaşayan DP oldu. Onun yaşaması da farklı bir ideolojik temelden kaynaklanmadı, sebepleri  herkesçe malum…

Bir tek Halkın Partisi, kurulduğu günden bu yana epey yol aldı. CTP’de ise, ideolojik bir “ayar” yapıldığı açıklanmasa da, önemli ölçüde söylem değişiklikleri var. Bu değişik bir durum…

Son bir kaç seçimde değiştirme becerisi gösteren halka umut olurlar mı?

İşte yaklaşan seçimler de onların imtihanı olacak….

 

 

YERİN KULAĞI VAR

KURUN SANDIKLARI:

Erken seçim artık ciddi ciddi konuşulur oldu. Gündem bir anda seçime endekslendi. Neredeyse partilerin tümü erken seçim için okey verdi. Basın üzerinden birbirlerine hodri meydan çekmek yerine otursunlar ve tarih konusunda anlaşsınlar. Bugünkü yapı ne ülkenin, ne de vatandaşın taleplerini karşılamaktan uzak. Kursunlar sandıkları, ak koyun, kara koyun belli olsun…

 

KİMSEDE O YÜREK YOK:

Sanki erken seçim kararı almak Cumhurbaşkanı Akıncı’nın göreviymiş gibi Başbakan dahil, bazı köşe yazarları “Akıncı tarih belirlesin” diye konuşuyor. Bu kararı almak, önce hükümetin, sonra da Meclisin işi. Ama niyet üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Siz bakmayın seçim için hodri meydan demelerine, Bunların hiçbirinin erken bir seçim yapmaya ne niyetleri, ne de cesaretleri var…

 

HALKIN İRADESİ VE MECLİS:

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “halkın iradesi Meclisin dışında” sözleri tepki topladı. Akıncı’nın bu sözleri ile bir partiyi işaret ettiğini iddia edenler, Akıncı’ya tepki gösterdiler. Bence Akıncı doğruyu söyledi. Halkın tepkilerine bakarsanız, seçimde dengelerin değişeceğini görürsünüz. Bu da şu andaki meclis oluşumundan farklı bir halk iradesidir.

 

HANGİSİNDEN VAZGEÇTİLER:

Koordinasyon Ofisine karşı sokakları doldurduk, Karaoğlanoğlu’ndaki otel inşaatı için yolu kapattık, sahillerimiz birilerine peşkeş çekilirken günlerce yazdık çizdik. Peki ne oldu? Hangisinden vazgeçildi, hangi yanlıştan dönüldü söyler misiniz? Atı alan Üsküdarı çoktan geçti. Anafartlar üzerinde oynanmak isteyen oyun da ayen bu saydıklarım gibi. Yarın onu da unutup gideceğiz diğerlerinde olduğu gibi…

 

BU KADAR ZAHMETE DEĞMEDİ:

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ersan Saner, “Belirlenecek yeni asgari ücretin 2 bin TL’nin üzerine çıkartılması için hükümetimiz, Sayın Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün de desteğiyle büyük bir kararlılık göstermiştir” dedi. 200 lirayı bulmayan artış için keşke bu kadar zahmete girmeseydiniz. Sanki çok büyük bir artış vermiş gibi kararlılık ve fedakarlıktan bahsediyorsunuz. Vay kalsaydı olduğu yerde…

 

VERMEDEN ALDI:

Asgari Ücret Komisyonu’nun belirlediği yeni asgari ücret çalışanları memnun etmedi. 186 liralık artışla aylık 2020 lira olarak açıklanan asgari ücret, sadece elektrik ve tüp gaza yapılan son zamlarla, daha işçinin eline geçmeden, sıfırlanmış oldu. Hükümet bir eliyle verdiğini diğer eliyle fazlasıyla aldı…

 

DENETİM OLUNCA, OLUYOR:

Bir saatte tam 40 sürücüye trafikte telefonla konuşma cezası kesilmiş. Çok sevdim bu haberi, yaşasın Lefkoşa Polis Müdürlüğü… Artık teknoloji öylesine gelişti ki, arabanızda pahalı kitler olması gerekmiyor, 20-30 liralık bir kulaklık bu işi görüyor. Yok, sanki de bütün konuşmalarını araba sürerken yapacaklar. Aynen devam, hem trafikteki tehlike bertaraf ediliyor, hem de iyi bir gelir kaynağı…

 

ZİRVEDEKİLER

Hüseyin Ekmekçi: “Mustafa Akıncı, hem Türkiye kamuoyuna kendisini ‘davayı satan’ olarak lanse edenlere, hem de iç kamuoyuna dönük, zeminsiz, temelsiz açıklama yapanlara cevap hakkını

kullandı… ‘Azınlık’ dedi hükümet için, bu kıyameti kopardı…’24 milletvekiline dayalı, üç bağımsız milletvekilinin desteği ile devam eden bir hükümet’ azınlık değil de nedir? Ama sorun Akıncı’nın ne söylediği değildir. Sorun, ne zaman çözüm süreci bir noktaya ulaşsa, yaşananlardır… İsimler değişiyor ama, çözüm karşıtlığı değişmiyor. Üstelik çözümsüzlüğü dayatanlar, çıkış yolunun ne olduğunu da söylemiyor…”.

 

 

DİPTEKİLER

Zamlar Tu Baştan: Cebinizde bir kaç kuruş kaldıysa, onu da tüp gaza vereceksiniz. Hele de şu soğuk günlerde. Klimaların düğmesine basmaktan korkar olduğunuz için, haftada en az bir tane yakarken… Durun daha bitmedi, Kıb-Tek’in zararlarını ödeyeceksiniz daha… Geçmişten kalan borçlar falan değil, sevgili hükümetiniz ne yapsın, kapısında dizili adamcıklarını koyacak yer bulamadı. Batık, matık, Kıb-Tek’e yerleştirdi onları da, atıverdi üstünüze. Zam yapacakları kalemler bitti ya, şimdi tu baştan başladılar…