Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mesele Rumların bu ihtiyacı duymasını sağlamakta…

Türk tarafının Kıbrıs konusundaki tutumu bence netleşiyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun ziyaretiyle, bir şekilde basına “masada iki devletlilik konuşuldu” haberi sızdırıldı…

Aynı şekilde, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bunu reddetttiği yolundaki sızdırmalar…

Durumdan vazife çıkaranlar hemen bu maksatlı haberlerin peşine düştüler.

Akıncı’yı karalamaya çalışanlar, CTP’ye vurmaya çalışanlar ve en önemlisi iki devlet hayali peşindekiler…

Bir kaç gün geçmedi, Cumhurbaşkanı göreve başlamasının 3. yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, Rum tarafına, Crans Montana’da sözlü olarak masaya gelen BM Genel Sekreteri’nin çerçevesini bir paket anlaşma olarak kabul etmeyi teklif etti…

Bu çerçevenin boşluklarının da müzakerelerde doldurulabileceğini, böylece müzakelerin de bir anlamı olacağını söyledi…

Burada vurgulamak istediğim şudur; Guterres çerçevesinin esas can alıcı noktaları yani asker ve garantiler maddelerini kabul eden Türkiye’dir…

Onun konusudur…

Üstelik bu iki konuda masaya öneri de getirilmiştir…

Ve aradan sadece 9 ay geçmiştir…

Rumlar kendi sundukları önerileri geri çekmiş, Türk tarafı da kilit altında saklanan harita önerisini geri çekmiştir ama, diğer konularda sunulan önerilerin geri çekildiğini duymadık.

Her neyse, bunlar bildiğimiz gelişmeler.

Yalnız dikkat çeken bir ayrıntı var…

O da, Türk tarafında genelde ortak bir söylem ortaya çıktı.

“Rumların bir anlaşmaya ihtiyaç duymasını sağlamak”…

Malum, adamların böyle bir ihtiyacı yok. Onun için de her seferinde yeni yeni dayatmalarla işi yokuşa sürdükleri için bir sonuç alınamıyor…

Dışişleri Bakanı ve HP Genel Başkanı Kudret Özersay, Yenidüzen’e verdiği mülakatta “İhtiyacımız olan, bir an önce karşılıklı güvenin sağlanması ve Rumların da yönetimi ve zenginliği paylaşmaya hazır olacakları, çözüme ihtiyaç duyacakları bir atmosferdir… Bunu bizim yalnız başımıza yaratmamız çok zor, aslında burada  uluslararası toplumun sorumluluğu vardır. Uluslararası toplum adım atmak zorundadır” dedi…

Maliye Bakanı ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da BRT’deki söyleşisinde, benzer ifadeler kullandı.

Denktaş, “Şimdi yeniden Guterres çerçevesini tartışmaya mı açacağız? Bir iki yıl da onu mu tartışacağız? Bunu kabul etmeyen tarafa kabul ettirirsiniz ve nasıl hayata geçireceğiz oturur konuşuruz. Ama yeni bir belge tartışmasında olmamalıyız. Sanırım Sayın Akıncı da bu noktadadır… ABD, İngiltere ve uluslararası güçlerin kendilerini sorgulaması gerekir” dedi.

İpucunun en açık olduğu ifadeler yine Cumhurbaşkanı Akıncı’nın açıklamasında vardı…

“Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarında Türk tarafı ile Türkiye’yi dışlayan çok daha maliyetli projeler yerine, iş birliği ve karşılıklı yararı artıracak daha akılcı seçenekler tercih edilebilir. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinde de üyelik avantajını olumsuz biçimde kullanarak, her fırsatta Türkiye’nin önünü tıkamak, çözüme yardımcı davranışlar değildir”…

Benim bu noktada anladığım, çağrı uluslararası toplumadır.

“Rum tarafının bir çözüme ihtiyaç duymasını sağlayın” demekteyiz.

Bunu sağlayacak motivasyon da, doğal gaz konularında var.

Durum bu… Bakalım Kıbrıs dışındaki güçler de bunu böyle mi görüyor.

Bu arada Anastasiadis’in şu anda ne dediğinin hiç bir önemi yok.

Yanlış algı yaratamaya çalışanlara dikkat…

 

 


YERİN KULAĞI VAR

 

OLACAK ŞEY Mİ: Konfederasyon, iki ayrı devlet ya da AB altında iki ayrı devlet falan. Yahu bunun tek yolu, Rum tarafının da kabul etmesi değil midir? E, eder mi? Ya AB? Alır mı bizi ayrı bir varlık oalrak? Peki nasıl varacaksınız o sonuca? Yalnızlığı seçerek mi? Dünyadan iyice koparak mı?

 

AYNI HAMAM, AYNI TAS:

Bu sayfadan çok kez yazdım. CTP 7 Ocak erken genel seçimlerinde aldığı hezimetten çabuk kurtulmalı ve tüm gücünü yerel seçimlere vermeli diye. Hatta yerel seçim sonuçlarının mevcut hükümetin geleceğini yakından etkileyeceğini de söyledim. Ama gelin görün ki CTP, aynı hamam aynı tas devam ediyor. Partide sular durulmak yerine kaynama noktasına geldi. Hem de yerel seçimlerin arifesinde. Sanki içeride partinin kötülüğünü isteyen birileri var gibi…

 

BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ:

1 Mayıs günü Girne-Lefkoşa yolunda trafiğin tıkalı olduğunu tahmin etmiştik. Ancak 2 kilometrelik yolu, 1 saatte çıkınca, bir tuhaflık olduğunu düşündük. Bir de gördük ki, tamir yapılan sözde kapalı şeridin içinde trafik kazası olmuş. Olacak iş değil. Türkiye plakalı bir salon araç, bir motosikletle feci şekilde çarpışmış. Hem de bomboş yolda. Ulaştırma Bakanı, “beton duvar yapsak geçecekler” diyor. Yok Sayın Bakan, yolun tek şeride düştüğü noktada, başka ülkelerde olduğu gibi ışıklı tabelalara ve daha sık polis denetimine ihtiyaç var. Çünkü bizde herkes kendini uyanık sanıyor…

 

BİR YERDE YANLIŞ VAR:

Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, Pazartesi günü Meclis’te, ülkeye 2018 yılında gelen turist sayısında bir azalma olduğunu doğruladı ve azalmayı giderebilmek için çalışma başlattıklarını söyledi. Bu bir itiraftır. Malum İngiltere’den gelen turist sayısı geçen yıl yüzde 75 gibi rekor bir düzeyde düşmüştü. Bu aslında o zamandan bir işaretti. Ve bu düşüş de bugünkü Bakan’ın ve kendisinin getirdiği bürokratların görevde olduğu dönemdi. İşler iyi gitmiyor. Demek ki bir yerde bir yanlış var…

 

MÜDAHALE EDİLMELİ:

Yerleşimin yoğun olduğu yerlere “yurt yapılamaz” demek veya bu yönde bir karar üretmek bu kadar mı zor. Zeytinlik ve Yenişehir’den sonra bu kez da Hamitköy aynı sorunla karşı karşıya. Yurtlara ihtiyaç var mı derseniz, evet var. Hele de öğrenciyi yolunacak kaz olarak gören ev sahipleri varken. Ancak yapılacak yurtların bir plan ve program dahilinde kent dışında yapılmasını sağlayın ki ne vatandaş, ne de yurtta kalacak öğrenci huzursuz olsun. Eğer müdahale edilmezse, bu işin sonu, her mahalleye açılan bet ofis olayına benzeyecek…

 

KURALSIZLIK KURAL OLMUŞ:

ATV araçlar engebeli arazilerde ve genellikle zevk için kullanılır. Ama bizim ülkemizde kuralsızlık kural olduğundan bu araçları caddelerde görmek mümkün. Gündüz, gece çıkarttıkları o gürültü, evinde oturanları bile rahatsız ediyor. Bu işin bir kuralı olmalı, dileyen dilediği şekilde trafiğe çıkmamalı diyeceğim ama, başta da dediğim gibi bu ülkede kuralsızlık kural olmuş…

 

 


ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “Evlerimize temizlikçi kadınlar geliyor! Altımızda lüks Mersedes arabalar! Eğlence yerlerimiz lepalep dolu! 37 gece kulübümüz bile var, hem de iki yüz konsomatrisiyle! Üstelik uyuşturucu cenneti olduk! Ve o kadar uçtuk ki refahtan, her yıl evlenenler kadar ayrılanlar var ve rekor kırıyoruz!… Siz hâlâ çoktan devlet işleviyle sarmalanmış bu iki bölgeyi birleştirip, federal sisteme soktuktan sonra, Kuzeyini Rum’a teslim etmekte mi ısrarlısınız? Rum bile vaz geçmişken!”…

 


DİPTEKİLER

Oğuzhan Hasipoğlu ( UBP Milletvekili): “Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Guterres belgesine bağlılık açıklamasını aslında şimdilerde başlayan ve alternatif çözüm formülleri olarak ortaya çıkan konfederasyon veya iki devlet tartışmalarına engellemek için yaptığını düşünüyorum”…Keşke, “Akıncı Rum tarafına hizmet ediyor” deseydin de tam olsaydı Sayın vekil…