Daha fazla ileri gitme imam…
…
Eğer gidersen…
…
Ofis mofis diyerek ahalinin yaşam tarzına karışırsan,
Tekkeler mekkeler oluşturarak küçük çocukların genç beyinlerini yıkamaya çalışıp,
Başlarına türban ve takke takmaya çalışırsan,
Buradaki minareleri de süngü görmeye başlarsan…
…
İşte,
Taciz olayları başladı,
Haremlik selamlık da…
…
Daha fazla ileri gitme imam…
…
Sözde çözüm ayaklarına yatıp,
Bir taraftan da fetihçi zihniyetini yaymaya çalışırsan,
Burada truva atları yaratıp, siyasi yelpazede yeni iradeler yaratma yoluna gidersen…
…
İyi düşün…
…
Sanma ki her dönemde ortaya çıkan birkaç Vahdeti bu coğrafyada barınabilir,
Sanma ki birkaç siyasi bu coğrafyada dini siyasete karıştırabilir,
Sanma ki birkaç mevzi elde edildi diye her şey yolunda gidecek,
Sanma ki Türk halkını Atatürkçüler dinciler diye böldünüz diye burası da bölünecek,
Ve buraya her gelip yerleşeni cepte sanma sakın…
…
Bunlar, zamanında Mustafa Kemal aleyhtarlığı yapan Müftüyü barındırmadılar bilesin, öfkelendirmeyesin…
…
Bak imam!
Seksen bini inmişti önce,
Tekmili iner sonra.
Kızlı erkekli indiler şimdi,
Analı babalı iner sonra.
Demedi deme.
Evlerdeki nüfusu zor tutuyorlar.
Türkiye sevgisi ile bir ilgisi yok bu işin,
Ampulle ilgisi var…
…
Yoksa Türkiye sevilmez mi?
Karadeniz’i,
Akdeniz’i,
Ege’si.
Nazım’ı,
Cem Karacası,
Fazıl Say’ı,
Yaşar Kemal’i,
Denizleri,
Aziz Nesinleri,
Ve o küçük çocuk,
Hani talimatı siz vermiştiniz,
Neydi adı?
Berkin Elvan…
…
Bak,
Gençler ne diyor:
“Reddediyoruz.”
Sanma ki bunlar buradaki birkaç siyasi içindir?
Onları takan mı var?
Siz de takmıyorsunuz bilirim.
Zaten bir tanesinin babasını kovmuştunuz,
Gitsin memleketinde konuşsun diyerekten hatırla,
Aslına bakarsan sizin içindir imam…
…
Burası ne Romalılara, ne Araplara, Ne Lüzinyanlara, ne Venediklilere, ne Osmanlılara, ne İngilizlere yar oldu.
Engadi bağlarından şarap devşiren,
Templar Şövalyeleri bile nasıl kaçacağını şaşırdı.
Niçin diye soracak olursan basittir:
Bunlar magarına bulliden vazgeçmez azizim.
Üzümden gumandarga yaparlar şaşırırsın dünyada eşi yok.
Basit sanırsınız ama değil,
Sizin ayran meselesine benzer.
Ezanı öksürük sesleri ile dinlemeye alışıktırlar.
Kur’a’nı Atatürk Türkçeye çevirtti,
Bunlar İngilizceye çevirdi şaşarsın.
Zangoç her akşam çan saatini kaçırır.
Diyeceğim,
Müslüman mahallesinde salyangoz satılır…
…
Yani imam,
Her eve bir türbe koysan nafile…
…
İsa’yı getir,
24 saat sonra Dereboyu’nda rock&roll oynamazsa neyim…
…
Aslında zaman zaman biz de çıkışırız kendilerine,
Hani renga ile iş mi olur diye.
Ama neyseler odurlar kabul edeceksin zorla güzellik olmaz…
…
Bak,
Seni mini etekleri ile reddettiler,
Durum vahim,
Yarın ne olacak belli değil,
Türkiye ile ilgisi yok bunun,
Seninle ilgisi var imam…
…
Dost nasihati belle,
Altı kırmızı renkle çizilen “çok önemli” raporlara aldanma,
İnan o raporları yazanlar bir gün bile bir kahvede oturmadı,
Bandabuliya’ya gitmedi,
Ali dayıdan portakal almadı,
Arasta’dan geçmedi,
Bir gece Dillirga’dan geçip suyunu içmedi,
Şeftali kebabına şaşırıyor, Bursa şeftalisi sanıyor hâlâ,
Aldanma resepsiyonlardan elde edilen bilgi kırıntılarına…
…
Ama hükümetiniz böyle istedi mazeretlerine yatacak olursanız,
Gerçek şudur:
Onlar hükümet oldukları anda kaybettiler…
…
Anlaşılmadı değil mi?
Raportörleriniz bunları yazmaz haklısınız.
Gerçek şudur ve sizin için “çok gizli” bir dipnot olsun diye bildiriyorum:
Burada size kim paçasını kaptırırsa kaybeder…
































