Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kasulidis’in açıklamaları

Söylendiği gibi yaz geç geldi ama sıcak geldi! Yanılmıyorsam iki üç ay bizi fena yakacak! Önemli değil. Hatta iyi yanı da var çünkü Allah yananı görür.. Nasıl gördüğünü tabi bilemeyeceğim o da Allah’ın takdiridir.

Yazın sıcağı ile birlikte toplumun ateşi de yükseldi. Ne usulet kaldı ne suhulet! Nabızlar tutun ki hep on beşlerin üzerinde attı! Kimin ne istediği ile ne yapmaya çalıştığı anlaşılamadı! Ta ki gençler Meclisi basana kadar! Ve anladık ki oku yayından boşaltanların hedefinde UBP-DP koalisyon hükümeti vardır! İşte bu hükümeti geçen hafta “üç sorun üzerinden vurmaya çalıştılardı. Birisi ileri safhada olmuşluğu ile artık kanser gibi tedavisi mucizeye kalmış Su sorunuydu!

İkincisi TC-KKTC Gençlik ve Spor alanında işbirliğini öngören bir Ofis’in oluşturulması olayı idi!

Üçüncüsü de gitgide devletin önüne geçmeye çalışan STÖ’nin “ikili etkinlikleri” derken kantarın topuzunu kaçırmalarıydı çünkü neredeyse siyasi soruna da muhatap olmak isteyecekler!

Şimdi bu olayların kapılarını birer birer açıp “kimin aklının derununda neleri ayazlatıldığına bakacağız da öncelik Rum Dışişleri Bakanı Kasudilis’in:

KASULİDİS’İN AÇIKLAMALARI: Sık sık hatırlatırız. Müzakerelere, “tanınmamış hatta “korsan” lâkaplı bir devlet” olarak; “BM’ler ve AB üyesi Güneydeki devletle oturduk..” Bu adaletsiz ve siyasi yönden dengesiz “insafsızlığa” karşın bugüne kadar masayı dağıtmadık! Fakat o müzakere masasının çok da rahat olduğu söylenemez. Nitekim bu konuda Kasulidis ABD’deki ziyaretinde bazı açıklamalarda bulundu özetle aktarıyorum:

BİR: Anastasiadis görüş ayrılıklarını içeren bir belge hazırladı. Niyetleri görüş birliği sağlanması için görüş ayrılıklarına odaklanma.

İKİ: Ban Ki Moon’un bu yıl içerisinde AB kentlerinden birinde “iki liderin katılacağı bir görüşmeye başkanlık yapma niyetinde olduğunu” söyledi. Bunun bir (Amerikanvari) “Greentree” olabileceği de söylendi.

ÜÇ: Görüş ayrılıkları konusunda açıklama yapmaktan kaçınan Kasulidis Anastasiadis’in hazırladığı belgede “görüş birlikleri, Görüş ayrılıkları ve ele alınan konulara ait sütunlar bulunduğunu, Akıncı’nın “Rum tarafının görüş birliklerine yeniden döneceği kaygısını taşıdığını buna sıcak bakmadığını” da söyledi.

DÖRT: Kasulidis “Mülkiyet, Dönüşümlü Başkanlık, Kurucu Devletlerin Rolü, Federal Devletin Yetkileri konusunda Anlaşmazlıkların devam ettiğini.

BEŞ: Garantiler konusunun garantör dinamiklerle onaylanmasının mümkün olduğunu ancak Kıbrıslıların kendilerini güvende hissetmeleri için ne istediklerini kendilerinin söylemesinin daha doğru olacağını.

ALTI: Doğal gaz gelirlerinin çözümü finase edebilecek şekilde de kullanılmasını. (Buna karşın Güney’deki medya dikkat çekiyor. Mesela 2017’de çözüm olsa, gaz ancak 2022’de çıkar!)

YEDİ: Tazminatlar için Ulusal Fon kurulmasını…

ANLADIĞIM: Henüz ve büyük oranda bir uzlaşıya varılamadığıdır! Hatta anlaşmazlıklar uzlaşıların çok önündedir. Bunları geçmişteki Rum isteklerinden zaten bekliyorduk. Masaya taşınacaklarını da biliyorduk öyle oluyor. Ancak bu kez Rumdan yana bir siyasi avantaj söz konusudur: Artık müzakerelere BM’ler yanı sıra AB de müdahildir. Bu da Türk tarafının dezavantajı olmaktadır.

İSTEMEYÜZ’LE BAŞLAYAN TÜREDİ AKIMLAR!

Geçen hafta memlekette “ne istediğini bilmeyenler” safına gençler de katıldı. Daha doğrusu “organize” edilerek sahaya sürüldüler! Tabi hatırlatalım. Bu gençler kimdirler nedirler? Vergilerini veren iş sahibi çalışan insanlar mılar? Var mıdır sorumlulukları? Yetkilerini kimden nasıl almaktadırlar? Kim hangi “strateji” ile bu gençleri Meclise sevk edip “milletvekillerine “köpek” dedirtti, “hoşt” dedirti? Bu gençler Rum tarafında olagelen ikili ilişkilere ses çıkarmazken, hatta o ilişkilerde yer alırlarken neden  TC ile KKTC ilişkilerine isyanlarını koydular! Bu gençlerin kafasını kim “Türkiye sömürgeciliği ve düşmanlığı ile doldurdu!” Kim bu gençleri (sanki Kıbrıs Türk halkı dinsizmiş gibi) “memlekete cami din geliyor” hezeyanlarında, kim yollarda Meclislerde bağırttı?

YANLIŞ YAPILDI:Uzun süredir KKTC’de Türkiye’ye  yönelik sistematik ve çok bilinçli bir antipropaganda sürdürülüyor. Türkiye        hükümetine, Cumhurbaşkanına  karşı aksüaleması olanlar elbet vardır. Zaten Türkiye’de de vardır, PKK terörü sonucudur!

Fakat Kıbrıs Türk halkının TC-KKTC ilişkilerini sadece bu prespektifin içine koyup  her fırsatta “Türkiye karşıtlığı” üzerine “nefret kusmak tam da Rum-Yunan ikilisi ile AB’nin istediğidir. Çünkü Kuzey’de “Türkiyesizlik” yaratılmak isteniyor!

Geçmişte gençler Türkiye sevgisi ile büyürlerdi. Şimdi nefreti ile! Dolayısıyle Türkiye’ye ait ne varsa “istemezük” tepkilerinde dışlanmaktadır. Fakat “su sorunu” ile doruğa çıkan “ofis sorunuyla” devam eden Türkiye karşıtı bu başkaldırılar tabi ki Sol muhalefet tarafından desteklenmekte bundan da hükümetin yıpranması gözlenmektedir! Fakat unutulmasın. Mesela “Polit Büro” da Sağ iktidara karşı öyle oluşturulmuştu ama dağıldıklarında CTP’yi de dağıttılardı!

KISACA TAKILDIĞIM: LİDER SIKINTINSI VE ALMIŞ BAŞINI GİDEN KARMAŞA!

Kıbrıs Türk halkı iki büyük sıkıntı yaşıyor, ikisi de sosyoekonomik ve siyasi gelişmeleri olumsuz etkiliyor. Birisi “liderlik sıkıntısı” diğeri dolayısıyle tabi “otorite boşluğu!”

Rahmetlik Denktaş da öldükten sonra arkasında büyük halk kitlelerini taşıyacak güçlü liderler dönemi kapandı! Nitekim Denktaş’ın liderliğinde büyüyen UBP de Denktaş’a saldırarak büyüyen CTP ile soldaki diğer partiler de Denktaş’ın ölümü ile kan kaybederlerken parça körçe oldular!”

Güçlü parti kalmadı! Fakat gücünü artıran STÖ’leri ile Sendikalar oldu! Yaşanan devlet zafiyeti, gençleri meclise kadar sokup isyanı oynattıran olaylar sonucudur..

Bir sonuç daha vardır ama: “Devleti çalıştırmıyorlar!” Gücünü tabandan alan ve yerden mantar gibi biten bu “örgütler” sorumsuzlukları ile yetkisizliklerini tepe tepe kullanarak “siyasi partilerin önlerine geçiyor, devleti (hükümeti) yönlendirip yönetmeye çalışıyorlar.. Bazıları güçlerini AB’den, eurolardan alıyor.. Ve bu kez “emir kulu” oluşları ile Güney’den “emredilenleri” sahneliyorlar. Kısaca kendi kalemizde kendimizle savaşıyoruz!