dd.jpg)
“Fileleftheros’un yayınladığı Maraş’ın “smart city” hali… Arkada rüzgar türbinleri görülüyor.
Daha anlaşmanın olacağına dair bir işaret bile yok ama, Maraş’ın yeniden inşası, Güney’de kavgalara sebep oldu…
Rum Ticaret ve Sanayi odası Başkanı Fidias Pilidis, Maraş’ın “smart city” yani akıllı kent olarak inşa edilmesi yönünde planları olduğunu duyurdu.
Pilidis’e göre, “akıllı bir ekolojik kent” hazırlıkları için iki toplumlu bir seminer planlanıyor, seminere Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da katılması yönünde çaba sarf ediyorlar…
Pilidis, seminere “Microsoft, Intel” gibi uluslar arası şirketlerin davet edileceklerini de açıkladı.
Bu açıklamanın üzerine, Güney Kıbrıs’ın büyük medya kuruluşlarından Fileleftheros’tan bir açıklama geldi. Maraş’ın akıllı kent olarak inşa edilmesi planının kendilerine ait olduğunu söyleyen Fileleftheros ve Cyprus Weekly Grup, Rum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı’nın projeyi sahiplenmesinden dolayı hayal kırıklığı ve üzüntü duyduklarını açıkladı. Kendileri bir kaç hafta önce Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etmiş, bu proje konusunda destek istemişler. Ancak anlaşıldığı kadarıyla Oda, birdenbire projeyi sahiplenmiş…
Akıllı kentte trafik ışıkları dahil, tüm yerel yönetimin elektronik hale getirilmesi, inşa edilecek tüm binaların yenilenebilir enerji kullanması ve kirliliğin önlemesi öngörülüyor.
Fileleftheros, Logicom şirketinin de kendilerine sponsor olduğunu açıkladı. Ayrıca, aynen Ticaret ve Sanayi Odası’nın belirttiği gibi “Microsoft, Intel” şirketlerinin de düzenlenecek konferansa katılacağını duyurdu…
Şimdi iki kurum, projeyi paylaşma kavgasına girerken, bizler de halihazırda sınırlarımızın içinde ve yönetimimizde olan bir kentin geleceği konusunda yapılan tartışmaları uzaktan, hikaye gibi izliyoruz.
Gerçekten ironik bir durum…
BU TESPİTLER DERHAL PLANA DÖNÜŞMELİ…
Ticaret Odası tarafından hazırlanan “Görüşme Süreci ve Federal Kıbrıs’ta Kıbrıs Türk Ekonomisi” konulu rapor, dün bir toplantıyla kamuoyuna ve hükümete sunuldu…
Ticaret Odası’nın bu çalışmayı hazırlayan “Çözüm Sürecinde ve Sonrasında Kıbrıs Türk ekonomisi Komitesi”nin Başkanı Özalp Nailer, “kurumsallaşma ve rekabet edebilirlik” için belirlenen 8 sektöre (tarım, sanayi, inşaat, ticaret, turizm, yüksek öğrenim, ulaşım ve haberleşme sektörleri) verilmesi gereken olanak, destek ve sürekli korumaların neler olacağının tespit edilmesi çalışmasını yaptıklarını söyledi…
Yani bu sektörlerin mevcut durumlarına ve AB’ye uyum durumlarına bakıldı; sürdürülebilir olup olmadıkları gözden geçirildi. Müthiş bir çalışma…
Şimdi bunların tümü, bir anlaşma sonrası için olağanüstü veriler. Bizim kapasitemizin tam 4 misli büyük bir ekonomiyle bütünleşme ve de aynı zamanda da rekabet durumu ortaya çıkacak. Bununla başetmek için ekonomik akılla hareket ederek, mevcut durumu değiştirmek zorunlu… Bu halimizle devam edersek, hap gibi yutulmamız işten değil.
Ancak, anlaşmayı bir tarafa bıraksak bile, KKTC’nin her halukarda böyle bir planlamaya acilen ihtiyacı var. İşte bu çalışma da, devlete müthiş bir envanter sunuyor…
KKTC’nin en büyük eksiği, önceliklerini belirleyememiş, buna göre bir master plan çıkartmamış olmasıdır. O nedenle üretim planlaması da yapılamıyor, destek, teşvik planlaması da…
Neye ihtiyacımız var, hangi teşvikler popülist ve verimsiz, hangi alanlarda neleri düzeltmek, neyi desteklemek ya da koruma gerekir bildiğimiz yok. Onun için de devletin kaynakları, fizibl olmayan bir şekilde harcanıp gidiyor…
Bir sivil toplum örgütü, devletin yapması gerekeni yaptı, verileri önlerine koydu. Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, projenin hükümet icraatları ve müzakere heyetinin çalışmalarında da kullanılmasının en büyük hedef ve beklentileri olduğunu söylüyor…
Bir an önce yapılması gereken bu. Sadece geleceğe hazırlanmak için değil, mevcut durumdaki sorunları ortadan kaldırmak adına da…
YERİN KULAĞI VAR
VATANDAŞIN BEKLENTİSİ:
Su konusunda herkes kendi doğruları üzerinden birşeyler söylüyor da, vatandaşın ne düşündüğünü, ne istediğini soran yok. Emin olun vatandaş, suyun nerden geldiği, kimin tarafından dağıtıldığı veya yönetildiğinden çok, kaliteli ve ucuz hizmet alabilmenin derdindedir. Onun için, artık boş ve anlamsız tartışmaları bırakarak, bir an önce anlaşın ve bu halkı daha fazla bekletip mağdur etmeyin…
KİRLİLİKTEN Mİ KESİLDİ:
Bu su meselesi şaka gibi. Önce yönetim konusunda kendi kendimizi boşu boşuna paraladık. Tam iki ülke yetkilileri meseleyi hallettiler derken, dün Hürriyet’te çıkan haber aklımızı başımızdan aldı. KKTC’ye gelen suyun toplandığı Alaköprü barajı bölgesindeki bazı mahallelerin, atık su arıtma tesislerinin çalışmadığı ve atıkların baraja boşaltıldığı haber verildi. Açıklamayı yapan Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin bizzat kendisi. Halihazırda, bir haftadan beri gelen suyun kesilmiş olmasının sebebi, arıza olarak açıklanmıştı. Acaba nedeni bu muydu..?
GARANTİLİ:
Elektrikten sonra, suda da alım garantili dönem başlıyor. AKSA bize alım garantili elektrik satıyorken, şimdi de suyu işletecek şirkete su alım garantisi veriliyormuş. Yakında “üretim garantili vatandaşlık” da gündeme gelirse hiç şaşmayacağım. Ama sonuç ne olursa olsun, memleket daha şimdiden ikiye bölündü. “Her şartta bu suya ihtiyacımız var” diyenlerle, “beytambal kalsın” diyenlerin birbirlerine girmesi garanti gibi…
HERKES ŞİKAYETÇİ, SORUMLU KİM:
Hükümetin CTP kanadından en yetkili isimlerle konuştuğumda, yasaların komitelerden bir türlü çıkmaması konusunda çok büyük ölçüde rahatsız olduklarını gördüm. Dün baktım, UBP Genel Başkanı Özgürgün de aynı şeyden şikayetçi. Hükümetin işleyişinde bazı sorunlara işaret ediyor ve “Hükümetin devamı isteniyorsa mekanizmanın daha iyi çalışması gerekir” diyor. Diğer taraftan Komite üyeleri çok yoğun çalıştıklarından şikayetçi? E, peki nereye takılıyor bu yasalar? Neden Komiteler sonuç alamıyor? Neden bürokrasi devleti düzgün çalıştırmıyor? Acaba Komitelere katılan üyeler mi işi yokuşa sürüyor, yoksa sivil toplum baskısı mı adım attırmıyor? Başbakan’ın acilen bu meseleye el atması gerekiyor…
SUÇLU GAZETELER:
Son günlerde iki liderin yaptığı farklı açıklamalarla her iki tarafta da kafa karışıklığı yaratıldığını söyleyen BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, iki taraftaki gazetelere bakanların, herhangi bir konuda bir anlaşma olup olmadığıyla ilgili tamamen kafa karışıklığı yaşayabildiğini söyledi. Eğer bu konuda sorumlu gazetelerse, her toplantı sonrası liderler çıkıp, basına ortak bilgi versinler o zaman…
VUR DEDİK, ÖLDÜR DEMEDİK:
Lefkoşa Belediyesi’nin reklam panaoları konusunda aldığı karara destek verdiğimizi yazmıştık. Bu desteğimiz hala geçerli. Ancak, dün arayan bir esnaf, “Dükkanımın içinden cama yapıştırdığım bir ilan için, benden reklam parası talep ettiler” diye sitem etti. Eğer durum bu ise, ayıp etmişler. Tamam bu tabela kirliliğine son verilsin, asılan tabelalardan da rayice göre para da alınsın ama, adamın kendi camına astığı bir ilana da müsamaha gösterilmelidir. Vur dediysek, öldür demedik…
ZİRVEDEKİLER
Ömer Kalyoncu: “Sağlıklı bir ekonomi özgürlük ve güvenliğin güvencesi olacak… Şimdiye kadar devletimize gösterdiğimiz önemin gerekli düzeyde olmadığını söylemekte yarar var. Devlet kadrolarına baktığımızda seviye olarak olması gereken noktada olmadığını söyleyebiliriz. İşe alımlardan, kadroların siyasallaşmasına kadar hantal bir yapı oluştu…”.
DİPTEKİLER
Beceriksizlik Değil, Plansızlık: Dün Meclis’te DP milletvekili Hakan Dinçyürek, “Hükümet beceriksizlikle sütü çöpe döktü” dedi. Bu “beceriksizlik”ten değil, plansızlık ve yine maalesef partizanlıktan kaynaklanan bir sorun. Yani büyükbaş hayvancılık ve süt üretimi konusunda tamamen popülist uygulamalarla, verilen hesapsız desteklerle gelinen bir nokta. İnek sütünün tüketim miktarı belli olmasına rağmen, yıllar yılı sorgusuz sualsiz aşırı bir şekilde teşvik edildi ve doğal olarak ihtiyaç fazlası bir üretim meydana geldi. Kimse bunu sorgulamadı, şimdi de şikayet ediliyor. İşte onun için planlama diyoruz ya.
































