Köşe Yazarları

MARAŞ’A KARŞILIK PASAPORT SİLAHI…






Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportları konusunda Rum Yönetimi’nin aldığı karar açıklandığında, ilk tepkim, bunun bu tarafta hamaset adına kullanılacağı olmuştu. Ancak olayın Rum tarafı için de bir insan hakları ihlali ve kaba kuvvet gösterisi olduğu da açık…

Rum basınından öğreniyoruz ki, Anastasiadis’in bu kararı alması için DİKO, EDEK ve ELAM’dan büyük bir baskı gelmiş. Kıbrıs konusunda bir anlaşmanın eşiğinde, aşırı sağ tabanı kaybetmeme adına masayı deviren Anastasiadis, aynen o gün yaptığının benzeri bir çılgınlık yapmış…



İçe dönük, hiçbir anlamı olmayan, sadece ve sadece kalıcı bölünmeye yarayan bir eylem…

Ama bakın her iki tarafta da çözüm karşıtları nasıl paralel hareket ediyor. İkisinin de derdi, iki halkın bir araya gelmesini engellemek. Böyle bir kararla, bu yolda büyük bir adım atmış oluyorlar. O saçma sapan bir karar alacak, bu da üstüne bin katarak kullanacak. Biri Maraş’ı, diğeri pasaportları silah yapmış, karşılıklı kullanıyorlar, olay bu kadar basit…

Tatar dün ansızın, “vatandaşlık hakkıma dokunamazsın” dedi. “Artık bir Rum devletidir” dediği devletin vatandaşı olduğu birdenbire aklına geldi. Gerçi ertesi gün Cumhurbaşkanlığı adına bir açıklama daha yapıldı ve “vatandaşlık” ifadesi düzeltilmeye çalışıldı ama dedi bir kere. Tatar ve saz arkadaşları işlerine geldiğinde kabul, işlerine gelmediğinde ret de etseler, o pasaportlar vatandaşlığın bir ürünüdür. Doğumla kazanılan en doğal hak…

Bir vatandaşın pasaportu niye alınır? Ülkede suç işler, yurt dışına çıkmasını engellersin ki, yargıdan kaçamasın. Burada öyle bir durum yok. Pasaportu iptal etmenin ne anlamı var? Vatandaşlığı iptal etseydi ya. “Bunu, bunu vatandaşlıktan çıkarttım” deseydi ya. Vatandaşlıkları duracak, ama pasaport vermeyecek. Böyle bir hukuk olabilir mi?

Zaten o da hukuka çok fazla kulak asmıyor. 74’den beri uygulanan “gereklilik doktrini” denen  uyduruk uygulamayla, eşten doğan vatandaşlık hakkından tutun da babadan gelen vatandaşlık hakkına, istimlak edilen malların istimlak paralarını ödememeye kadar birçok konuda Anayasayı deldiler. Bunu da ona eklemiş anlaşılan.

Sadece şov. Öncelik, kendi aşırı milliyetçi tabanını tatmin etmek… Sonra, Maraş’taki malına dönmeyi düşüneni tehdit etmek… Bunun dışında da, kime canı sıkılırsa, ona da aynısını yapacağı konusunda gözdağı vermek…

Rum basını sembolik falan dese de başladı mı arkası gelecektir diye düşünürüm. Çünkü, Türk tarafının hiç olmazsa şimdilik Maraş kararından geri adım atmayacağı belli. O zaman bu tehdit herkes için geçerli. Mesela aşı kartı meselesinin bundan ne farkı var? Kıbrıs Türkleri haince cezalandırılıyor.

Şu anda Türk tarafının yapması gereken, “Yapamazsın” ya da “Bu kararı geri al” gibi açıklamalar yerine yaygarayı kopartmaktır. Ulaşabildiği tüm diplomatik kapıları çalmak, en temel insan hakkının ihlal edildiğini anlatmaktır. Bu basit, ucuz ve hukuksuz adımı en sert şekilde protesto etmek gerekir ki, Kıbrıs Türkünün hakları daha da çiğnenmesin…

Ama bizimkilerin durduğu nokta, bunu yapmalarına engel. Hatta öyle bir dertleri yok. Zaten ayrılığı savundukları için hakların gasp edilmesine çok da karşı çıkamıyorlar. Ta başından beri açıklamalarına bir bakın, tutarsızlık sırıtıyor. Bir gün “tanımıyorum, alırsa alsın”, ertesi gün “vatandaşlık hakkına” sarılmalar falan. Hamaset nutukları, laf ola suçlamalar.

Elde etmek istedikleri bir şey yok. Aksine hepsini alsınlar diye dua etseler şaşmam.

Yok birbirlerinden farkları… Onu ne kadar eleştiriyorsak öbürüne de o kadar karşıyız. Bu ülkenin tüm insanları onlar kadar fanatik değil şükürler olsun. Adada sürdürülebilir bir barışın kurulmasına inananlar, yapılan kötülüklerin hepsinin farkında. Şartlar ne olursa olsun, sonuna kadar da mücadeleye kararlı…

Bakın Maria Papalazarou Frangou sosyal medyada ne yazmış; “Küresel siyasi tarih boyunca pasaportları, vatandaşlık haklarını ve özgürlükleri sadece totaliter, dikta rejimleri kaldırmıştır. Bu da Anastasiadis hükümetinin bitişidir… KC vatandaşlarının, pasaportlarından mahrum edilmesi, kim olursa olsun, çözümün temeline atılan bir bumerang ve bombadır. Bu talihsiz hamleyle, tüm hemşehrilerimize onları ayaklarımızın içinde istemediğimizi söylüyoruz. Ülkemiz için sonuçları yıkıcı olacaktır”.

Aynı fikirdeyim…

 

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

İŞİNE GELDİĞİ GİBİ:

Tam 110 gün önce, “Kıbrıs Cumhuriyeti Rum devletidir, benim devletim KKTC’dir, pasaportumu iade edeceğim diyen Ersin Tatar, 110 gün sonra, “Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu bizim hakkımızdır, iptal edilmesi hukuksuzluktur” diyerek 180 derece bir dönüş yaptı. Aslında kabul etmediğiniz bir devletin pasaportunu alarak en baştan yanlış yaptınız… Ha o zaman başka mıydı?

 

GÜVEN SIFIR:

170-180 civarına çıpa atmışlar, her gün benzer rakamlar. İşin içindekiler rakamların gerçeği yansıtmadığını söylüyor. İnsanlar evlerinde hayatlarını kaybediyor ve okullar açılıyor. Halkı tatmin edecek doğru dürüst bir açıklama yok. Kurallara uyun bir, okulları açacağız iki… Nasıl, neyle? Endişe büyük, panik hali. Çünkü güven sıfır. Ağızlarından çıkan hiçbir söze güven yok. Nasıl olsun ki? Zaten aldıkları kararlar yanlı, ayrıcalıklı, adaletsiz, onu da uygulasalar canım yanmayacak. Daha da başarılıymış da kurultaydan çıkacak, seçimi de kazandıracakmış…

 

İNSAN BİRAZ UTANIR:

Başbakan akaryakıta 10 kuruş, (on kuruş) indirim yaptığını açıklayarak vatandaşa büyük bir müjde verdiğini sanıyor. Halbuki son üç ayda benzine 4 kez yaptıkları zamları unutuyor. Geçen 3 ay içinde benzine yapılan zam miktarı litre başına 1.67 TL’dir. Nisan sonu 95 oktan benzinin litre fiyatı 5.78 iken yapılan zamlarla 7.45’e yükselmişti. Şimdi yaptığı 10 kuruşluk indirime sevinmemizi bekliyor…

 

TAVUK DA ZAMLANDI:

Et fiyatlarının yüksekliği vatandaşa kırmızı etin tadını unutturmuştu. Daha ucuz olduğu için et yerine tavuğu tercih eden vatandaşa tavuk üreticilerinden kötü haber. Tavuk fiyatlarına yüzde 10-15 zam geldi. Saner’in akaryakıta yapılan 10 kuruşluk indirim müjdesinin hemen ardından gelen zam haberi, tam bir ironi oldu… Dalga geçtikleri öylesine belli ki. Bu ülke yönetilmiyor, nokta!

 

HERKES DE KENDİNE YONTAR:

Bilirler ki, sesi çok çıkana ayrıcalık tanınır. Seyahat acenteleri, “çift aşılılara PCR testi yapılmasın” diyor. Bu taleplerinin bilimsel bir kanıtı yok. Çift değil, on doz aşı da olsan, bulaşıyorsun da bulaştırıyorsun da. Hastanede çift doz aşılı yüzlerce hasta var. Yetmiyor mu? Siz kazanasınız diye yenilerini mi yaratalım?

 

KAÇAK HER YERDE:

Bir otelde korsan taşımacılık, pazarda kaçak pazarcılar, denizlerde kaçak balıkçılar, en küçüğünden en lüksüne işyerlerinde kayıt dışı ucuz işçiler… Hepsi son günlerin haberleri. Yeni mi? Değil, her dönem var olan yamukluklar. Niye? Çünkü kayıt dışılığı bitirmek gibi bir derdi yok ki başımızdakilerin. Olsaydı, zaten üstüne giderlerdi de Maliye sıfırı tüketmezdi. Buna bile cesaret edemeyenlerin bu ülkeyi yönettiğini mi sanırsınız? Onlar denge adamıdırlar, üç maymunları oynarlar…







Başa dön tuşu