Zaten 47 yıldır Rum tarafı “Kıbrıs Cumhuriyetinin” tek tanınmış devleti olarak vardı.
Zaten tüm siyasi platformlarda, ülkeler arası ilişkilerde dolayısıyla BM’ler ve AB nezdinde “Kıbrıs Cumhuriyeti” devleti olarak yerini alıyordu.
Zaten Kuzey’deki Türk devletini de bu tanınmışlığının siyasi üstünlüğünü kullanarak tüm dünyaya “korsan devlet” olarak takdim ediyordu!
Zaten bununla da yetinmiyor 47 yıldır Kıbrıs’ın Kuzey’inin Türkiye tarafından işgal altında tutulduğunun sadece propagandasını yapmakla kalmıyor, çözüme ilişkin müzakereler süreçlerinde bu siyasi argümanı da tepe tepe kullanıyordu…
***
TAM 47 YILDIR BU STATÜKO DEĞİŞMEDİ! Ve 47 yıl bu ahval içinde geçti! Uzun yıllardır da Rum tarafı artık Kuzey’e dönemeyeceğinin kabulünde en azından “taksim çizgisiyle” adanın Türk-Rum iki ayrı bölge haline gelmesini önlemek için çözüm alternatifini “federal sisteme” kaydırdı!
Bu konuda elinde kullanacağı iki büyük siyasi koz vardı: Çoğunluk oluşu bir, halen adanın tek tanınmış devleti oluşu iki!
***
NİTEKİM: Annan planı bu strateji içinde oluşturulurken Crans Montana’daki müzakereler de “Rum tarafının” bu stratejisini gerçekleştirecek yörüngeye çekilmek istendi ne var ki Türk tarafının “barikatına” çarptıydı!
***
VE MARAŞ’IN AÇILMASI OLAYI: Rum’u çok şaşırttı çünkü hâlâ olası müzakerelerde Maraş’ın kendisine iade edileceğine inanıyordu.. NE var ki Sn. Tatar ile Ankara cephesi Maraş’ın bir mahallesini açıp Rum mülk sahiplerine Türk yönetiminde Maraş’taki mülklerine dönebilecekleri gibilerinden çağrılarda bulunması, Güney Rum yönetimi için tam bir şok oldu! Hiç beklemedikleri bir olaydı büyük şaşkınlık yaşandı. Ki Maraş’ın “müzakerelerde koz” oluştan çıkarılıp, “Kuzey’e ait yerleşim yeri haline getirilmesi büyük hayal kırıklığı yarattı..
***
KARŞI ÇIKIŞ BEKLENİYORDU: Bir süredir Rum tarafı suskundu.. Çünkü Türk tarafının ve Ankara’nın Maraş odaklı siyasi tasarrufları “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin mutlak sahibi oluş iddiasındaki Anastasiadis’e büyük prestij kaybettirdi!
Tüm adanın egemeni olduğu iddiası yıkılırken, yerine Türk tarafının Kuzey’de istediğince istediği gibi siyasi tasarruflarda bulunabileceği imajı çakıldı! ***
İŞTE şimdilerde Anastasiadis’in “ben de sizin pasaportlarınızı iptal ederim” tehdidi tüm bu sürecin bir sonucu olarak tecelli etti tutun ki devam edecek…
Edecek de bir kez daha “doğruya doğru eğriye eğri diyeceğim” çünkü asıl o büyük gerçeği görmemezlikten gelemiyorum. Şöyle ki:
***
VE BAŞLADIK DOKTÜRMEYE! Pasaport olayından sonra (aslında her zaman beklememiz gerektiği halde) “beklemediğimizin” şaşkınlığına düşmüşlüğümüzle yüzümüzü Güney’e dönüp yine başladık döktürmeye: “YASAL olarak hakkı yoktur” dedik! “Mahkeme kararı olmadan pasaportlarla oynayamaz” dedik… Ve Serzenişlerimizle Anastasiadis’i kınarken “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin ne kadar sadık yurttaşları olduğumuzu, Güney’de Anastasiadis’in vatandaş olmayanlara para karşılığında “Altın Pasaport” olarak sattığı bu pasaportların bizim için altından da kıymetli olduğunu anlatma gayretine düştük! *** HATTA iddia ettik ki “biz Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarının hamili olan Kıbrıs Türk yurttaşları bu KC pasaportlarının Rum tarafının inhisarında olmadığını hatırlattık! VE Anastasiadis’i kınarken, Kuzey’deki KC pasaportuna sahip Türk ahaliye kalleşlik yaptığı hükmüne vardık!
***
İŞTE 47 YILIN SON ÇIĞLIĞI! Türkiye’nin garantörlüğüyle KKTC’nin varlığının devamı için maddi manevi her türlü katkısına karşılık şimdi bizleri yöneten Sn. Cumhurbaşkanımızdan hükümet erkânımıza kadar kaldılar mı pasaportsuz ortalarda!
Efendim “Rum tarafı böylesi tasarruflarda bulunamazmış!..” “Bu uluslar arası mahkemelere taşınır Anastasiadis hesabını verirmiş!.” “Kıbrıs Rum tarafı bu hareketiyle sadece Kıbrıs Cumhuriyetinin ilkelerini değil, insan haklarını da ayaklar altına alıyormuş!..
***
…BREH breh brehhh! Aradan 47 yıl değil, yarım asrı aşkın süre geçti 1963’de, 1974 de bu Kıbrıs Cumhuriyeti dediğimizi yakarak yıkarak Enosis de ilan ettiler Türkleri de Güney’den Kuzey’e sürdüler.. *** FAKAT onlar hâlâ bu adada Cumhurbaşkanımızın pasaportunu bile iptal edecek kadar egemen ve adanın sahibi…
Bizse onların pasarportuna muhtaç dideleri! Hadi canım sende!
***
































