Köşe Yazarları

“MAKBUL POLİTİKACI”NIN “MAKBUL SEÇMENi”!..

Milletvekili seçilmezden, bakan veyahut da başbakan olmazdan önce adanın kuzeyini kumarhane cennetine dönüştürmekle temiz toplum kurulamayacağını bilir ve nutkeder. Bire bir sohbetlerde bunu yakın arkadaş ve yoldaş çevrelerine anlatıp durur. Plansız programsız betonlaşmanın da, geçici gelir artışı ama kalıcı bir çevre kirliliğine yol açacağının da, herkesten çok daha fazla farkındadır. Derken zora giren bir parti, kendisinin hukukçu ve temiz kimliğini keşfedip de adaylık teklif edince, sevinç ve heyecanını aynı yakın arkadaş çevre ve yoldaşları ve teklif eden partinin etkili solcu isimleri ile paylaşmak üzere ve eh bir miktar da oy toplamak babında nefes nefese bir koşunun içerisinde bulur kendini. Seçimlere listenin üst sırasından girip de partinin ikna edici güzel ve akıcı konuşmasıyla laf yapan “yeni ve temiz politikacı” yüzü olarak tercih de alınca seçiliverir. Vekil ve genel sekreter olur. Hatta umut olur. Derken Başbakan olur. Türkiye yardım heyeti ve ülkesinden sorumlu Türkiyeli bakanlarla konuşurken diğerleri gibi maskesini giyer: Çünkü bunların kendi yakın siyasi dostlarına ve yoldaşlarına benzemediğini bilir. Kamuoyu önüne çıkınca maskesini çıkarır ama bu sefer de eskisi gibi konuşamaz. Casinoların da ülke gelirine katkıda bulunduğundan hareketle karşı olmadığını söyler. Ayıp olmasın diye ekonomideki tüm gelirin de casino geliri ile olmasını istemediğini açıklar. Yeşilden yanadır, ama her ne halse bu imar plansız betonlaşmanın da ülke gelirine ve istihdamına olumlu katkıda bulunduğunu nutkeden ve yasa çıkaran hükümet ortağına sinip ses etmez. Beş yıldızlı casinolara ek, sabahın dördüne kadar devam eden ve tabba-bulut gençlerin söğüşlendiği müzik kulüplerinden arşa çıkan gürültülerden dolayı uykusuz ve sinir sistemi harabiyetinden şikayetçi vatandaşa ise “Dereboyunun, otellerin vb. mekanların eğlence yeri olması için imar planı yapılmadığını ve bu keşmekeşin plansızlıktan olduğunu söyleyip soruna çare üretmek yerine ismini kendisine sunulan şikayetçi listesine ekler. Bu adanın kuzey yarısını, “Türkiye’li yöneticilerin bu hale getirdiğini” şikayet edenlere gelince. Bizim korkaklığımız, iş bilmezliğimiz, pısırıklığımız olmasaydı, bu adanın kuzey yarısında bu kadar çok çevre kirliliği, kamu arazisi peşkeşi, çarpık yapılaşma, trafik keşmekeşi, trafik kazaları, kadın cinayetleri, ırkçılık, nefret söylemi velhasıl böyle düşük yaşam kalitesini işaret eden olumsuzluklar da zuhur etmezdi. Ne kendi seçtiği politikacısına çıkar bağıyla sadık içten pazarlıklı bencil bir cemaat olurdu, ne de sünnet, düğün, cenazesinde boy gösterip ve ona haksız menfaatler vadederek o cemaati bu denli bozan siyasetçi tipi bu denli “makbul politikacı” olurdu.

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı