Köşe Yazarları

Lefke’deki kutlama, halimizin aynası…


40 yılda nereden nereye geldik tartışması sürüyor ya, bence en güzel göstergesi, Lefke’deki törenler olmuş…
Bölgedeki Atatürk Anıtı’nın elektriği, borcundan dolayı kesik olduğundan, yakın bir evden kabloyla elektrik alınmış ve törenler ancak öyle yapılabilmiş…
Ne demek lazım bilmiyorum. Hani son dönemlerde, bunca masrafla gösterişli törenler yapılmasına itirazı olanlar var ya, onlara hak vermemek elde mi..?
Her yıl bu törenler yapılır, “Kalkınacağız, refah artacak, güzel günler, mutlu yarınlar” nutukları yüksek perdeden sallanır ya…
İşte sonuç..?
40 yılda gelinen nokta ayan beyan ortada; Atatürk Anıtı’nın elektrik borcunu ödeyemez durumda bir belediye ve özgürlüğün 40. yıl kutlamalarının en hazin tablosu… 
Hep beraber biliyoruz ki, bu sadece bir örnek. Çarpıcı olduğu için örnek gösterdim. Aslında devletin tümü aynı durumda değil mi..?
Bir kaç iyi niyetliyi dışta bırakırsak, o devleti emanet ettiklerimiz, en küçük bürokratından belediye başkanına, bakanına, başbakanına, hatta cumhurbaşkanına, o sallanan nutuklardaki hedeflerin zerresini yerine getirselerdi, bu durumda olmazdık…
Atatürk der ya, “Cebren ve hile ile devlet tüm kaleleri zaptedilmiş… İktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler”… İşte aynen o durum. Tek farkla,  bizde buna seçmenin gafletini de eklemek lazım…
İşte Lefke örneği… Arkasında onca borç bırakan başkan suçlu da, 24 yıl boyunca aynı adaya gözü kapalı oy verenler  suçlu değil mi..?
Kimi hala daha Rum’u suçlar, kimi Türkiye’yi…
Kimi o partiyi suçlar, kimi ötekini…
Kimse şunu bunu suçlama kolaycılığına gitmesin…
Benim bildiğim bir tek şey var; bu durumu biz, yani hepimiz birlikte yarattık… 
Onun için suçlu biz, hepimiziz…
Onca ganimetin üstüne otur, yetmesin, Türkiye’den 40 yıl süreyle her yıl milyonlarca kaynak al, sonunda tüm kurumların batsın…
Bunu kim, nasıl izah edebilir..?
Olur işte, cebren değilse de, hile ile gafletle, dalaletle ve hatta hıyanetle…
Yani şu rezilliğin sebebi bu ülkeye hep birlikte yaptığımız ihanet değil de nedir..?

 

YERİN KULAĞI VAR
BAKIRCI’NIN SEYAHAT HARCAMALARI AÇIKLANSIN:
Çevreciler özel koruma alanındaki kaçak yapıları şikayet ederken, bakan Bakırcı, bir şirketin davetiyle yanına eşini, müdürünü almış Marsilya’da tatil yapıyor. Geçmişte Sunat Atun’un Ericsson marifetli seyahati hala hafızalardayken, araya Türkiye Başbakanı ziyaretini de katarak, kıyak tatil yapan Bakırcı, Kıbrıs Türk siyasetine de, hükümetine de, partisine de gerçekten kafa tutuyor. Sosyal medyada milletin diline düşen bu seyahatle ilgili açıklamayı, kendisinden değil, hükümetten bekliyoruz…

HALK ZATEN İNANMIYOR: 
Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs’ta bu yıl içinde anlaşma sağlanamaması halinde halkı artık çözüme inandıramayacaklarını söyledi. Zaten inanan kalmadı ki, yıllardır ha bu yıl, ha sonraki yıl diye diye ömrümüz tükendi. 50 yıldır nasıl bir anlaşma olmadıysa, bu yıl da olacağına halk artık inanmıyor…

ÇİFTE BAYRAM:
169 CAS çalışanının akıbeti hala belli olmadı. Hükümet bekleyin diyor ama, henüz somut bir çözüm bulmuş değil. Hem Başbakan Yorgancıoğlu, hem de Başbakan yardımcısı Denktaş,  ellerini biraz çabuk tutarlarsa, 169 aileye bayram öncesi müjdeli bir haber verip, onlara çifte bayram yaşatabilirler…  

UBP’DE ADAY BOLLUĞU:
UBP kurultayının cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasına erteleneceğine kesin gözüyle bakılmasına rağmen, yapılacak kurultayda parti başkanlığına talebin oldukça çok olduğu öğrenildi. İsimleri şimdilik yazmaya gerek yok ama, Mağusa’dan bir, İskele’den bir ve Lefkoşa’dan da en az 3 adayın, şimdiden kurultay için nabız yoklamaya başladıkları konuşuluyor… 

ERDOĞAN’A ANLAMLI DESTEK:
Türkiye’de Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKP adayı Tayyip Erdoğan’a en anlamlı destek Anastasiadis’ten geldi. Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, “Türkiye’de kimin cumhurbaşkanı olacağı konusunun Türk halkının yetkisinde bulunduğunu ancak, kendi tercihinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan yana olduğunu” söyledi. Bundan iyisi Şam’da kayısı…

HAYDİ BAKALIM BM:
Görüşmelerin tıkandığı artık resmi ağızlardan da açıklandı. Buna rağmen, suçlanan taraf olmama adına öneri üstüne öneri yapılmakta. Dün bir haber vardı, “BM müzakereleri kurtarmak için acele ediyor” diye. İşte tam zamanı. Eğer bu defa uluslararası camia Kıbrıs’ta gerçekten çözüm istiyorsa, tam da şimdi müdahale etmeli. Etmezlerse, hala “mal kararını bulmadı” diyeceğiz. Tabii bir yandan da, Gazze’ye gözlerini kapayan BM’den bize ne hayır gelir, o başka mesele…

 

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Ali Talat: “Şu anda güven yaratıcı önlemler görüşülüyor. 20 sene geriye gittik. Birbirimize güvenmiyoruz ve sırf güvenelim diye işte mayınları temizleyelim, Maraş bölgesini yerleşime açalım diyor Rum tarafı. Türk tarafı, kapıdan geçişler kolaylaşsın, yeni kapı açılsın… Bunlar ne kadar güven yaratır, önemli olan bu mu? Resmen göz boyama, uyutma, müzakereleri erteleme çabalaması…”.

DİPTEKİLER
Şeytanın Gör Dediği: CTP milletvekili Doğuş Derya, “Gökyüzünde savaş uçağı görmek istemiyorum” derken, aynı partinin Dışişleri Bakanı Özdil Nami, kutlamaları organize eden makam olarak, pilotlara “güzel gösterilerinden” dolayı plaket takdim ediyor, plaket alıyor. Bu durumu ideolojiyle izah etmek zor. Parti içi demokrasi diyecekler herhalde…



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı