Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

LAFLAMALARLA VAZİYETİ UMUMİYEMİZ

Böylesi bir ortamda akıl diyor ki komşumuzla ağız dalaşı yapmak yerine “işbirliği yapalımdı…               Virüsle mücadele ederken olanaklarımızı birlikte kullanalımdı… Dış ülkelerden, BM’lerden, ötesi yardım kuruluşlarından hatta Türkiye’den Yunanistan’dan adamıza kanalize edilen virüsle ilgili maddi kaynakları birlikte paylaşalımdı… Pandemi hastanelerimizi birbirimizin ihtiyaçları için birlikte kullanalımdı… Yani “düşmanlıkla husumeti” değil, insanlıkla dostluk  ilişkilerini yeğleyelimdi… Her iki halkın anavatanları olan Türkiye ile Yunanistan arasında kurulacak işbirliği sonucunda adamıza yönelik tüm yardımları, sağlıkla ilgili olanakları birlikte kullanalımdı…

***

      HEYHATTT! Böyle ölümcül bir pandemi ortamında bile kapsamında “düşmanlıkla nefretin, intikam duygularıyla ırkçılığın hakim olduğu Kıbrıs odaklı  siyasi sorunlar yaşanıyor!

Sorunun yarattığı düşmanlıklarla sürekli silahlanma yarışı sürdürülüyor.. Ve gitgide olabilirliği daha çok artan  savaş çağırtkanlıkları, Afrika’nın ilkel Baluba kabilesini bile aratmayacak tamtam sesleri, dünyanın en güzel mavisine en asude havasına sahip adamızın gök kubbesinde daha gürültülü patırtılı yankılanıyor.. Yazık ki ne yazık! Ayni etten kemikten yaratılmış insanlar gözlerini birbirlerinin topraklarına dikmişler kavga ediyorlar!

***

BÜTÜN HÜKÜMETLER BİRBİRLERİNİN KOPYALARIDIR:  (BU YENİSİ DE) Daha göreve gelmeden “ne zaman erken seçime gidileceğinin tarihini saptayan Saner koalisyon hükümeti” sanki “öncekiler” gerçekleştirmişlerdi de şimdi kendileri de gerçekleştireceklermiş tutumunda; aslında zaman öldürerek, bir takım ekonomik kararlar aldı! Ki yıllardır  bu ülkede hükümetlerin Meclis’ten onay alan  “programları” bile  uygulanma şansı bulamadı, “aradakiler” de laf ola beri gele olmalı!

Buna karşın üstelik pndeminin ağır baskısı altında hâlâ “ekonomik tedbirlerden söz etmek” bir yandan beterince “kapanırken,” öte yandan “ekonomik sorunlarla uğraşılıyormuş” izlenimlerinin verilmesine çalışmak da tam da bize göre siyasetler! Ki yıllar bu politikalarla geçti!

***

      SİYASİ SORUNA gelince: Önce Cumhurbaşkanı Sn. Tatar’dan söz etmek istiyorum.

Kıbrıs siyasi sorunuyla ilgili görüşleri karşısında dudak bükenler artık elini sıkmalıdırlar. Çünkü Soruna Türk tarafının “kişilikli politikasını” kazandırdı.

Ki artık çok daha rahatlıkla “iki egemen devlete dayalı çözüm” diyebiliyoruz. Öncesinde “federasyon” çığlıkları arasında kaynayıp giden Kıbrıs Türk halkının “egemenlik” hakkı tutun ki yıllar sonra yeniden siyasi sorunun “olmazsa olmazı haline” geldi..

O zaman çözüm formülü çok daha açık seçik olmaktadır.  Boşlukta kalan “federal sistem” yerine “iki egemen devlete dayalı federal sistem” her halde çok daha mantıklı ve rasyoneldir.

Ki her zaman hatırlamakta yarar vardır: Rum tarafı için siyasi sorunun çözümü “azınlık çoğunluk” esasında olmalıdır. Kendilerine göre  tek “doğru” adanın “mutlak sahipleri” olduklarıdır.. Zaten bu kafadır ki Kıbrıs’a “barışı” değil, “savaşları” getirmiştir..

***

      TÜM bunlara karşılık tutun ki Sn  Tatar siysi soruna yeni bir vizyon getirdi. Maraş’ın açılmasına (hep karşı çıkmıştım)  öncülük yapması “cesurca” bir karardı. Korkum, içinden çıkılamayacak kadar çetrefil sorunun sadece bir siyasi gösteriden ibaret kalmasıydı. Öyle oldu!                                         Ha bir şey daha oldu: “Maraş halkın luna parkı oldu!” Şimdilerde adını anan bile yoktur!

***

      …VE KENDİME TAKILIRKEN! “İnternet gazeteciliğini hiç sevmedim. Ne de olsa “eskilerdeniz!” Alışkanlıklarımızı tutkulu saplantılarımız  haline getiririz.

Oysa yeni nesil (ki Türkiye’de bu jenerasyona “Z kuşağı” diyorlar da o zaman nesli tükenmekte olan biz  dinazorlar tayfasına   ne derler bilmiyorum)  dijital devri yaşayıp kullanıyorlar. Ceplerindeki telefonları bile hayatlarının pusulası olmuş..

HA ne diyecektim?  Bizim için “gazete” gibisi yoktur ama Havadis yeniden “internete” geçti: Şimdilik yazmaya devam diyorum da artık “nereye kadar”  diyerek kendime sormaya  başladım. Kİ gazetelerde ilk köşe yazılarımı haberlerimi röportajlarımı 1963’de yazmaya başladımdı..  Tutun ki yarım asırlık bir serüven.. Yada tutku.. Veya vatan millet memleket meselesi!  Şimdilik yola devam…