Vatan sevmenin paraya çevrildiği ülkelerde bir çörek satıcısının mutluluğu; uyanıklılığı kitap okumak değildir.
O, en çok vatan sevenlerin peşinde koşmakla mutlu olur.
Kaç çörek sattığına bakmaz.
Bu gibi ülkelerde kim en çok vatanseverse, iktidar da onların elindedir.
Çörekçiyi sürükler…
…
Eski Sovyetler Birliğinde kim partiye daha çok bağlıysa, o iş bir gelecek vaat ederdi.
Geriye kalanlar, o partizanların peşinde koşmakla mutlu olurlardı…
…
Mevcut düzenlerde vatanseverlerin,
Bir zaman uygarlıklar gelişip değiştiğinde ve başka düzenler kurulduğunda gülünç duruma düşmeleri ya da unutulup silinmeleri muhtemeldir.
O zaman vatan ve parti kavramları belki sözlüklerden dahi kalkacaktır.
Lakabı Gürcistan’daki bir kahramanın adından aşırtma olan Koba adını uzun yıllar kullanan Stalin, kendisinin partiye en bağlı Bolşevik olduğunu ispat için parti belgelerini tahrif etmiş,
Daha sonra birçok arşivi yok etmişti.
Şimdi zihinlerden epey uzaklaşmış durumda…
…
Evlere araba garajı yapılırken herhangi bir kitaplığın yapılmaması gelecek adına nasıl açıklanabilir?
Ya da araba garajlarının sayısı evlerdeki kütüphane sayısından binlerce kat fazlaysa.
Şimdiki uygarlığın özelliklerinden biri, bir ev, bir araba, bir iş, mutlu bir aile sahibi olmaktır.
Bu gidişin nedenleri iyileştirilmiş kapitalizm mi?
Tek tek insanların eskiye nazaran daha refah bir durumda olmaları ile,
Lefkoşa’daki duvarın bu gelişmişliğe (!) karşın ayakta durması arasında ne gibi sebep-sonuç ilişkileri vardır?
Refah yükseldikçe bölünme kalıcı hale mi geliyor?
Yoksa bu durum her yerde aynı değil mi?
…
St. Barnabas İncilinin dramatik serüveninin devam edildiği bu yüzyılda,
Hıristiyan dünyasının bu İncilin yaygınlaşmasından ödü kopuyorsa,
Henüz Haçlı ruhu ölmedi demektir.
Bir yerlerde mırıldanıyor!
Ki mırıldanmalar birbirlerini besliyor.
Dünya, iktidarı elinden alınıp iyileştirilmiş Hıristiyan Dini ile azgınlaştırılmış İslam Dini arasında gidip gelmekte.
Öte yandan Buda halinden memnun…
…
1970’lerde siyasi bilinç örgütlenme yolu ile hararetlenmeye başladığında,
Surlar içi Lefkoşa’sında tek katlı evlerin önüne veya yanı başına dikilen çok katlı beton binalardan kimsenin şikayeti yoktu.
Tam aksine o binalara özenti vardı.
Zamanın hareketleri başka meseleler ile uğraşırdı.
Örneğin bir partinin merkeziyetçi anlayışı nasıl olmalıydı?
Hatta bu mesele birçok partilinin dışlanmasına bile neden olabiliyordu.
Şimdi bu meselelerle uğraşan kalmadığı gibi,
Henüz o nesil hayatını sürdürdüğünden,
Örgütlenme sorunlarından çok çevre ve buna benzer sorunlarla ilgileniyor olmaları (daha ziyade) neyin göstergesidir; hangi değişimin işaretidir?
…
Bilgisayar ya da “Bilgi toplumu” çağında olunsa da,
Sokaklara “Kütüphanecik” kurulması iyi bir şeydir.
Belki, sadece çocuklara olabildiğince kitap sevgisi aşılamakla kalmaz,
Yazımıza konu ettiğimiz çörekçiyi de dürter…
































