Popülizmin en çok mağdur ettiği köydür Dipkarpaz…
Tüm gelişim çabalarına rağmen, aidiyet duygusunun geliştirilemediği, mağduriyetin en üst seviyede yaşandığı yer…
“Her işin başı eğitim”di değil mi?
İşte…
197’den bugüne, ilk kez “eğitim frekansı” yakalanmıştı Dipkarpaz’da…
Kesintisiz eğitim…
Öğretmen eksikliği olmayan eğitim.
Ortaokul popülizmine hiç girmeyeceğim…
Recep Tayyip Erdoğan’ın ismini verip, “aferin” alıp, gereğini yapmayanları tarih affetmesin.
Ancak…
Dipkarpaz İlkokulu…
Elbirliği ile 15 sene geriye gönderildi.
15 yıldır çözülen sorunlar, şimdi yeniden gündemde…
Bakınız…
“Ben demiştim” demeyi sevmem ama, ben bu ülkeyi severim. Dipkarpaz’dan Baf’a kadar.
Bu ülkede “yüksek maaşlar” alıp, bu ülkeyi sevmeyenler var ama…
KKTC Milli Eğitim Bakanlığı gibi…
Tarih 20 Haziran 2016…
20 Haziran- 20 Eylül arası 3 ay, 90 gün.
Tüm bakanlık tatil yaptı.
Bakan da dahil… Dünyayı gezdi geldi herkes…
Sonuç?
Dipkarpaz’da eğitim yerle bir…
Havadis Gazetesi’nde, gündemim Dipkarpaz İlkokulu. Ne yazmışım, sabırla okuyun lütfen:
“Dipkarpaz İlkokulu’nda yıllardan sonra ilk kez “kadro rahatlığına” ulaştı.
Nedir bu?
Dipkarpaz’a gönderilen her ilkokul öğretmeni, yıllarca Dipkarpaz’dan uzak durmak için her şeyi yaptı.
“Uzak” dedi…
Lojmanı beğenmedi…
Oradaki insanları beğenmedi…
Doktor raporlarını kullandı…
İzinlerini kullandı…
Velhasıl…
Her yıl eksik öğretmenle başlayan eğitim yılı, öyle devam etti Dipkarpaz’da…
Ta ki…
Dipkarpaz kendi öğretmenlerini yetiştirene kadar.
İkinci nesil Dipkarpazlılar…
Yani benim jenerasyonum…
Öğretmen oldular…
Dipkarpaz’da kök saldılar…
1’inci sınıftan aldığı öğrencileri, beşinci sınıfa kadar okutan, istikrarlı bir öğretmen yapısına ulaşıldı…
Geçen haftanın son iş gününde, öğrendim ki…
18 öğretmenden 14’ü nakil yazmak için sıraya girdi…
Hepsi de “nakil yazarsa eğer” Erenköy İlkokulu, Ziyamet İlkokulu diye…
Bir bir gidecek…
Milli Eğitim Bakanlığı bu kısmı iyi anlamalı…
Neden?
Yıllardır, ilk kez yakalanan bir çizgi bozuluyor…
Neden?
Belli ki, okulda yönetimle ilgili bir kavga var.
Zaafiyet var…
1 değil…
3 değil…
5 değil…
10 değil…
14 öğretmen nakil yazmak istiyorsa…
Dipkarpazlı öğretmenler dahi…
Hayatlarını adadıkları topraklardaki ilkokuldan kaçmak istiyorsa…
Burada bir problem vardır…
Dipkarpaz İlkokulu yıllarca “öteki” muamelesi gördü…
Hem atanan öğretmenler…
Hem bakanlık tarafından…
Şimdi ise o nüans yakalandı.
Adanın en sorunsuz ilkokullarından birisi haline geldi.
Oradan yetişen öğrenciler, gittikleri ortaokullarda- liselerde sınıf ve okul birincisi olmaya başladı.
Spor anlamında artık adadaki tüm okullarla yarışabiliyorlar…
Peki nasıl, neden bu duruma gelindi?
Nasıl olur da bir okuldaki öğretmen grubu tümüyle kaçmak ister?
Bakanlık buna izin vermemeli…
Belli ki, “mevzuat” içerisinde kalınarak da…
Sorunlar “yok” sayılarak da çözülecek bir durum yok ortada…
Ortada “Dipkarpazlı ilkokul öğrencileri” yararına çözülmesi gereken bir sorun var…
Dediğim gibi, Dipkarpaz İlkokulu müdürlüğü, nasıl becerdiyse becerdi, öğretmenlerin tamamını neredeyse karşısına aldı…
Müdürle ilgili şikayetleri burada yazacak değilim.
Eğitim Bakanlığı’ndaki herkes de biliyor zaten.
Biliyor ama çözmüyor, çözemiyor.
Sorun çözme yeteneğini yitiren kamu, burada da kendisini gösteriyor.
Fakat…
Zerre yetkim olsa…
14 öğretmenin de “nakil” kağıdı yazmasına izin vermem…
Dipkarpaz’da veli olsam…
Okul aile birliği yönetiminde olsam…
Dipkarpaz Belediye Başkanı olsam…
KTÖS’de olsam…
Bakanlıkta olsam…
Hiçbir Dipkarpazlı öğretmenin nakil yazmasına izin vermem…
Özne “öğrenci…”
Bu çocukların ne günahı var, koca koca insanlar yönetemiyor, anlaşamıyorsa…
“Dipkarpaz İlkokulu’nda öğretmenlik yapma koşulları ortadan kalkmış…” dedi bir öğretmen arkadaş…
Zırnık yetkim olsa, haftalarca Dipkarpaz’da yatar- kalkar, bu sorunu çözerim…
Zerre kadar “öğrenci seven, düşünen” kamu yönetici kalmışsa…
Bunu yapar…”
Bu ülkeyi seven yok…
Ne oldu biliyor musunuz?
Eğitim Bakanlığı ve sayın Bakan, yazı uyuyarak geçirdi…
“Bana ne Dipkarpaz’dan” diyerek…”
Sonuç.
O okula ömrünü veren, Dipkarpazlı öğretmenler nakil yazdı…
Gittiler…
Kalanlar da gitmek için sıra bekliyor…
En sonunda darp…
Soruna müdahale edilmedi…
Ve evet…
Bir okul müdürünün “kaprislerine” Bir Dipkarpaz İlkokulu feda edildi.
Nakil bekleyen bir öğretmen…
Okulun 3’üncü günü, müdürle boğaz boğaza geldi.
Eğitim, işte orada yerle bir oldu.
Dipkarpaz’da kurulan 15 yıllık sistem de çöktü.
Kaçak kendini kurtardı.
Bakanın ve ekibinin zaten Dipkarpaz diye bir derdi yok.
Ve ben…
Dipkarpaz’daki durumları yıllardır yakından takip eden biri olarak diyorum ki:
“Nalet olsun sizin memleket sevginize… ”
Bu sürecin tek suçlusu, liderlik sergileyemeyen, inisiyatif almayan, ülkeyi düşünmeyenlere, ülkeyi düşünmeyerek eşlik eden sayın Eğitim bakanı ve müsteşardan başlayarak müdürleridir.
Yönetemediler…
































