Dün anneler günüydü . Annesi olanlar annelerine sarıldı sevgisini sundu. Annesi hayatta olmayanlar annelerinin kabirlerine çiçek bıraktı.
Anne sevgi demektir. Her canlı sevgiyi arar. Sevgiyi üreten, paylaşan, ve tüm insanlık faydalansın diye uğraşan herkes, doğurup doğurmadığı, kim olduğu, nasıl yaşadığı fark etmeden kutlanmayı hak ediyor. Bir çocuğa sahip olmak, kalbini dışarıda taşımak gibidir der bir yazar Biyolojik anne olmayıp kalbini dışarıda taşıyan yüzlerce çocuğu sevip kucaklayan insan gibi insanları da asla unutmuyoruz ve tüm insanlık adına onlara teşekkür ediyoruz .Anne sevgisinin oluşması hamilelikle birlikte başlar (sonradan evlat edinenlerde de anne sevgisi oluşmaktadır )
Bu dönemde yaşanan önemli hormonal değişimler anneyi, doğumdan sonra bebeğine bağlanıp onu koruması için hazırlıyor. Sevgi ve bağlanma hormonu olarak bilinen oksitosin hormonunun seviyesi hamilelikle birlikte yükselmeye başlıyor. Böylelikle bir anne adayı, bebeğine olan bağını henüz daha ona hamileyken güçlendiriyor. Bağlanmada etkili olan diğer bir hormon ise doğum sancılarının arttığı son evrede salgılanan endorfin hormonudur. Endorfin, insan bedeninin doğal olarak ürettiği bir ağrı kesicidir ve morfin gibi sakinleştirici etki yaparak doğumu kolaylaştırır. Çocuk dünyaya geldiğinde yaşanan sancılar bir anda unutulur, çünkü endorfin hormonunun seviyesi doğumdan sonraki ilk saatlerde hâlâ yüksektir. Anne, doğumdan sonra bebeğini kucağına aldığında, ona dokunarak iletişim kurduğunda ve emzirmeye başladığında bağlanma ve sevgi hormonu olan oksitosin yüksek seviyede salgılanmaya devam eder. . Anne sevgisi her yaş çocuk için mutluluk ve duygusal doyum demektir. Yaşamın bütünü ve anlamı anne kavramında somutlaşır. Anne çocuk arasındaki ilişkide tutarlılık, devamlılık ve bağlılık, çocuğa hayatının ilk ve en önemli duygusunu verir: Güven duygusunu. Çocuk annesinin sağlıklı tutumlarıyla önce annesine ,sonra kendisine ve çevresine güven duymayı öğrenir. Sevgi oluşan güvenin üzerine kurulur.
Bireyin kişiliğinin oluşmasındaki her aşamada özellikle annesinden aldığı çok büyük etkiler vardır. Bebek ve annesi arasında oluşan güven duygusu çocuğun bir yetişkin olacağı gelecekteki bütün bireysel ilişkilerinin temelini oluşturacaktır. Çocuk ihtiyaçlarına cevap aldığı anda sevgiyi öğrenir. Burada iki taraf açısından farklı bir durum vardır. Çocuk karşılık gördükçe sevgi göstermeyi ve sevmeyi öğrenir ,anne ise karşılıksız sevmeyi bilir. Çocuk sevgiyi doğduğu anda hissediyor ancak göstermesi için zaman gerekiyor. Çocuklar sevgiyi öğrendikleri şekilde yansıtırlar. Annesi tarafından daha doğduğu anda kabul görmüş, ilgiyle karşılanmış, ihtiyaçları karşılanmış çocuk büyüdükçe her yaş ve dönemde aldığı sevgiyi aynı biçimde geriye verecektir. Anne sevgisinin derecesi, bir çocuğun sosyal iletişim becerileri, empati kurabilme yeteneği ve hatta ileride karşı cinsle yaşayacağı romantik ilişkinin niteliğini bile etkileyebiliyor. Uzun sureli ve ciddi ilişkileri yaşamakta zorlanan yetişkinlerin klinik öyküsüne bakıldığında, çocukluk döneminde güvenli bir anne-çocuk bağı yaşamadıklarına rastlanıyor. ( son zamanlarda Tv dizilerinde anne çocuk arasında ilişkileri yansıtan filimler Reyting yapıyor)
Sonuç olarak; Anne ister bir aile bütünlüğü içinde ,isterse tek başına olsun, mutlak sevginin ve karşılıksız ilginin sembolüdür. Yüzyıllar boyunca bütün toplumların ve kültürlerin geleneklerinde yer alan anne sevgisi, kişiyi hayata hazırlayan ve yaşamı boyunca da en temel ilişkilerinde belirleyici olan yegane şeydir. Çocuk odaklı bir toplum olan Kıbrıslılar çocuklarını yetiştirirken her fırsatta anne sevgisini önemsediklerini her platformda dile getirmektedirler.
Fikret Demirağ’ın bir şiirinden mısralarla Yüreği bir çocuk sevgi ile atanların gününü kutluyorum
Bir Fenike kadını gibi gizemli
bir yörük kadını kadar sabırlı
bir Yunan dağlısı kadar acılı ana
defne, mersin ve sevgi dallarından bir çelenk yaraşır alnına
































