Türk tarafının müzakerelerle ilgili “ketumiyetine ” karşılık süreci değerlendirirken büyük yanılgıya düşmediğimizi Sn. Akıncı’nın Hürriyet Gazetesinden Çamlıbel’in sorularına verdiği cevaplar dolayısıyle anlıyoruz. Mesela “uzlaştık” denilen başlıklarda bile hâlâ gri noktaların olması..
Buna karşın yeni bilgilere de ulaşıyoruz. Mesela Rum tarafı ısrarla “iki eyalet” derken Sn. Akıncı “iki kurucu devlet” demekte. Ve “Kıbrıs Cumhuriyeti” telafuz edilmediği gibi “KKTC de telafuz edilmemekte. Oluşacak olan yeni federal yapıya “şimdilik” diyor Sn. Akıncı “Birleşik Kıbrıs (United Cyprus) şeklinde atıf yapılıyor. Uzlaşma sağlandığında uzlaşılan isim kullanılacak..”
Anlıyoruz ki doğacak çocuğa henüz ad bulamadılar. Buna karşılık “birleşik Kıbrıs”ı kullanmakta beis görmüyorlar. Oysa oluşacak federasyon 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinde olduğu gibi “birleşik yani üniter” değil. Tam aksine Sn. Akıncı da söylüyor iki özerk Kurucu Devlet oluşacak. Sn. Akıncı bu konuda şu açıklamayı yapıyor: “Kurucu Devletler federal hükümetin Anayasada belirlenen yetkilerinin dışındaki tüm alanlarda yetkili olacaklar ve şu ana prensip geçerli olacak: Egemenlik Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlardan eşit olarak neşet edecek. Bu gerçeğe istinaden kurucu devletler ayni zamanda yetki alanlarının idari bölgelerini de teşkil eden topraklarında federal hükümet tarafından her hangi bir müdahale olmadan kendilerine ait tüm yetkileri kullanacaklar. İşlevlerini tam olarak geri döndürülemez bir şekilde ve münhasıran kullanıp yerine getirecekler. Kendi anayasaları altında kendi düzenlerini özgürce tesis edecekler…”
BÜYÜK ÖZERKLİK: Doğrusu kurucu devletlerin kendi içlerinde bu kadar özerk olmaları bana konfederal sistemi hatırlattı! Nitekim Sn. Akıncı bunları açıklarken, Çamlıbel’de de konfederasyon çağrışımı yaptığı için söylediklerini şöyle somutlaştırdı:
“11 Şubat 2014 belgesinde kurulacak federal devletin tek uluslar arası hukuk kişiliği, tek egemenliği (bu egemenlik Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlardan eşit olarak neşet edecektir) ve tek bir Kıbrıs vatandaşlığı konularında (Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum kurucu devletlerinin iç vatandaşlık statüsü de olacak şekilde) mutabakat vardır.” Sn. Akıncı bu söylediklerinin açılımını da şöyle yapıyor:
“Bununla birlikte Kurucu devletlerin, eğitim, kültür, spor, ticaret, finansman, turizm gibi belli alanlarda uluslar arası anlaşma yetkileri de olacak. Bunu Kıbrıs’ın diplomatik ilişki içinde olduğu devletlerle yapabilecekleri gibi uluslar arası örgütlerle de örneğin UNESKO ve İslam İşbirliği Teşkilatı ve benzerleriyle de yapabilecekler…”
Eğer” bunları Sn. Akıncıdan bizzat işitecek bir konumda olsaydım, gözlerimi şaşkınlıkla açarak “yeme de yanında yat” derdim.
KISACA: Rum tarafının Türk tarafına federal bir çatı altında bu kadar özgürlük ve bağımsızlık tanıyacağına hele TC ile ilişkilerinin sınırsızlık içinde devamına göz yumacağına “bu konuda uzlaştık” bile dense inanmak çok zor!
**********
TEAMMÜL DEĞİŞMEDİ. (YENİ DERS YILI YİNE EKSİKLİKLERLE BAŞLADI!)
Özgürgün hükümeti yerine CTP ile oluşacak bir başka koalisyon hükümeti de olsaydı farklı bir yönetim mi söz konusu olacaktı? Mesela çok daha iyi bir yönetim!
Oysa denendi. Yorgancıoğlu hükümetinden sonra Kalyoncu hükümeti geldi fakat karşısındaki zayıf muhalefete karşın başarılı olamadı!
Son yıllarda KKTC eğer Türkiye’den akıtılan su da olmasaydı “kısırlığın kısırlığını yaşamaktadır” diyecektik! Oysa su tarımda ciddi atılımlar için hâlâ büyük şans ve büyük umut olmaya devam ediyor. Fakat hükümet bu konuda da tutuk kalırken ötesinde de tek fiskelik yatırım yapmaması bir yana, ivedi olması gereken yasaları da Meclis’ten çıkartamadı!
OKULLAR AÇILDI: Bir “köşeci” olarak “olan olduktan sonra yazsam ne olacak” dediğim şu okulların açıldığı ilk gün eksikliklerinden dolayı beklendiği gibi kopardığı gürültüye zaten kimseler şaşmadı! Artık “Devletin donduğu” için hareket kabiliyetini kaybettiği, 19 Eylülde bir kez daha ispat’ı vücut buldu!
Oysa aylardır ilgili sendikalar hem de somut verileriyle öğretmen eksiklikleri ile okulların alt yapı sorunlarını bircik bircik listeler halinde yayınlayıp uyarıyorlardı. Pekala neden her ders yılında olduğu gibi bu yıl da hem de sanıldığından çok daha fazla eksikle başlanıldı yeni ders yılına?
Parasal kaynaklar mı kurudu? Yoksa üç ay tatil boyunca “yetkili” fakat sorumsuz kişiler uyudu mu? Yoksa okulların yeniden açılacağı mı unutuldu. (Lüks makam araçları unutulmadı ama!)
Eğitim Bakanı Sn. Berova’yı demeçleri, anlatımları ile izliyoruz. Bu bizim görevimiz. Nitekim 20 Temmuz 2016’da Eğitim Bakanı Özdemir Berova’nın “100 öğretmene ihtiyaç olduğu açıklamasını yaptığını biliyoruz. Fakat aradan 2 ay geçti ve Sn. Bakan asla ihmal edilemeyecek öğretmen eksikliği gibi vahim bir olayı okullar açıldığı halde tamamlayamadı!
Pekala Kumyalı ve Ziyamet köylerinde Turizm Uygulamalı okullar yeniden açılacak deniyordu. Açıldı mı?
Büyük olay diye alkışladığımız Güzelyurt Meslek lisesinde “Tarımsal Araştırma Enstitüsü” kurulduydu. İnşallah sağlık afiyet içinde yoluna devam ediyor!
KISACA: “Sendikacılar sınıflara girmeyeceklerine” göre umut edelim ki kısa sürede Eğitimdeki sorunlar giderilir de hepimiz rahat bir soluk alırız.
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (TELEFONLA KONUŞMA REKORUMUZ!)
Artık biz de dünya potasına girdik! Telefonlarla konuşmada AB’nin önünde Türkiye’nin ise gerisindeymişiz..
Telefonların iletişim haberleşme vesaire aracı olarak kullanıldığı malum. Demek ki TC’den Nijerya’ya kadar telefonlarla yol bağlamışız da memlekete bakıyoruz battı!” O halde?
Bu telefonlarla konuşma rekoru “iş” gereği değilse ne? Baktık memlekette yüzde 10.8 işsizlik var. TC’yi de es geçmeyelim çift rakamlara ulaşıyormuş işsizlik! Eee, ne yapar işsiz insan? Telefonla oynar! Zaten mal meydanda!
































