Köşe Yazarları

KURTULUŞ İSTERSENİZ, ADAYLAR ARASINDA DOĞRU TERCİHLER YAPACAKSINIZ…







Aslında iflas eden ama bir türlü kabullenilmeyen Kıb-Tek’in Genel Müdürü Gürcan Erdoğan’ın çoktan istifa etmiş olması gerekmez miydi?




 



Şu son 3 yılda halkın malı olan bu Kurum’da yaşanan felaketleri gözünüzün önüne getirin…

 

Hem Kurum yönetiminden kaynaklanan, hem de arkalarındaki siyasilerin marifetleriyle yapılan yanlışlar, hesapsızlıklar, bile bile verilen zararlardan sonra, geldiğimiz noktaya bakın… Biz takır takır ödedik, sonuç, korkunç bir borç, tahsil edilmeyen alacaklar, yapılmayan yatırımlar ve elektriksizlik… Kötü yönetimlerin görev zararıdır başımıza gelen…

 

Olup bitende en büyük sorumluluğu taşıması gereken Genel Müdür, kalkmış, suçu iki belediyeye atmaya kalkıyor. Kazı yapacaklarmış da Lefkoşa ve Gönyeli Belediyesi’nden izin beklerlermiş. Olamaz böyle bir şey. İnsanlar da ikna olacaklar ve bütün suçu şimdi belediyelere atacaklar öyle mi? Biz de yiyeceğiz… Hepimiz ahmak…

 

Kıb-Tek en basit örnek… Aslında diyeceğim şudur; biz kötü yönetime mahkum değiliz.

 

Bu ülkede, memleket sevgisiyle dolu, dünya çapında yetişmiş bir insan kaynağı var. Bu insanların çoğu siyasetten uzak. Ama içlerinde “bir şeyleri doğrultayım” düşüncesiyle aday olanlar da var. Hemen her partide…

 

İşte budur…

 

Hangi partiye oy verecekseniz verin, mühür mü vuracaksınız, karma mı yapacaksınız, ama lütfen yetişmiş, çalışkan, ülkesi için siyasete gireni, siyaseti meslek olarak görenlerden ayırın…

 

Beni bilen bilir, muhalefetim siyasetin kişisel çıkarlarla şekillenmesinedir.

 

Demokrasinin halk için, ülke için olmasını savunurum.

 

Partileri çıkar çetesi gibi yönetenlerledir benim derdim. Ve tabii, onun bunun işini halletme vaadiyle siyasetin içinde olanlarla ve onlara kişisel beklentileri için oy verenlerle…

 

İdeolojik kavgayı her zaman yapabiliriz. Ama karşımızda, derdi memleket olanlar varsa…

 

Kızın işi, oğlanın ihalesi, arsa, kredi şu bu talepleriyle verilen oyla devam eden sisteme demokrasi denemez. Dense dense BOZUK DÜZEN denir…

 

Hep derim ya, ülkenin düzelmesi için önce partilerin düzelmesi lazım diye. Boş vaatlerle, kişisel tatminler yaratarak, belli kesimleri doyurarak siyaset yapma alışkanlığını ilk önce parti yönetimlerinin terk etmesi gerekiyor. Onun için de partilerin iç yapılarının doğru düzgün dizayn edilmesi şart.

 

“Şu doktorumdur, bu ahbabımdır, falanca bakan olursa rahatça işimi görürüm” kriteri şu anda hakim olan kriterdir. Kimse inkar etmesin, öyledir. Onlar kişisel beklentilerinin karşılanmasını düşünürler. Ülkenin kalkınması ayakları üstünde durması, kimliği, varlığı onların umurunda değildir. Onun için de bir politikası bile olmayana, hiçbir şey söylemeden slogan atana oy vermekten çekinmezler.

 

Sözüm partileri çıkar çetesi olarak görenlere değil elbet.

 

Onlara ne dersen de değişecek bir şey yoktur.

 

Sözüm diğerlerine.

 

Bu dizaynı yapmak elimizde.

 

Yapmadığımız taktirde, çok uzak olmayan bir vadede, kırıntıları kalan bu demokrasiyi de arayacağız…

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

 

AYNI GÖRÜŞTE MİSİNİZ:

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi ve Doğal Kaynaklar Komitesi üyesi ve UBP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Fuat Nalcıoğlu, “Ben Kıbrıs’ın bütünüyle, Kıbrıs’ın gerçek sahibi olan, anavatan Türkiye’ye İLTİHAK etmesini savunuyorum” demiş. Tatar ve Sucuoğlu da aynı görüşü mü savunuyorlar acaba. Aslında sürekli “KKTC yaşayacak, egemen 2 ayrı devlet” diyen UBP ve Tatar’ın da Kıbrıs Türkünün “geleceği” için düşündüğü formül bu mu? Hani bir türlü söyleyemedikleri…

 

YALANIN DA BU KADARINA PES:

“4’lü hükümetin enkazını devraldık” diye milletle dalga geçen UBP, meğer bildirgesinin içinde bu yalanı detaylandırmış da. Devrim Barçın buldu çıkarttı, “Tarihin en büyük bütçe açığını bıraktı 4’lü hükümet” demişler bildirgede. Oysa 2018 bütçesi, tam 50 milyon da fazla ile kapatıldı. Buna tevessül edenlerin, bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yoktur, yalandan başka…

 

İNSANLAR SİZE GÜVENMİYOR Kİ:

Sucuoğlu, “Ercan iç hatlar olacak” balonuyla ilgili sıkışınca, açıklama yapmak zorunda kaldı. Konu vergilermiş de bunu ilhaka kadar götürenler gelişmelerin önünü tıkayan, dar görüşlü bir zihniyete mensupmuşlar… Sen devlet adamı gibi çıkıp, “projeni” doğru anlatsaydın, bunlar olmazdı. Ama insanlar size zerre kadar güvenmedikleri için akıllarına her türlü şey geliyor. Kaldı ki, herkesin görüşlerine itibar ettiği eski Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, Ercan’ın özelleştirildiğini ve bu uygulamanın yapılamayacağını bir güzel anlattı…

 

SEÇİME ŞİMDİDEN ŞAİBE KARIŞMASIN:

Adanın dört bir tarafından haber geliyor. İnsanların evlerine hiç tanımadıkları kişilerin oy pusulaları geliyor. Haydi biri, ikisi yanlış adres, bu kadar çok olunca mide bulandırıyor. Bir seçimde, bir müsteşarın evinde ondan fazla kişinin yazılı olduğu ortaya çıkmıştı hatırlayın. Ne oldu? Hiçbir şey. Yurt dışından uçaklarla insan getirildiğini görünce, bu tür pis işlerin devam ediyor olmasından kuşkulanıyoruz. YSK’nın derhal doyurucu bir açıklama yapması şarttır. Yapmazsa, bu seçime de şimdiden şaibe karıştı demektir…

 

SALDIM ÇAYIRA:

Adapass veya antijen testi olmadan bazı marketlere giremiyoruz, sözde bu kural tüm marketlerde geçerli diyorlar ama, denetleme olmayınca kontrol falan hak getire. Pazar günkü seçimlerde görevlilerden PCR testi istenirken, seçmen adapass veya antijen testi olmadan sandığa gidip oy kullanabilecek diyor yöneticilerimiz. Tabanlarının aşı karşıtlığını bilenler bunlar. Vatandaşın sağlığından çok, alacağı oyu kaybetmemenin derdindeler. Temaslıları da bunun için sokağa salmadılar mı?  “Ölen ölsün, kalan sağlar bize kafidir” kafası…

 

BM KIBRIS’I BUZDOLABINA KOYMUŞ:

BM Genel Sekreteri Guterres’in Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması konusundaki raporunda, federasyon kelimesi yok… Müzakereler konusunda hiçbir faaliyeti ya da girişim niyeti de yok… Umutsuzluk belirtiyor, kuşku belirtiyor ve sadece liderlere “isterseniz güven yaratıcı önlemler geliştirin” diyor. Yani ne haliniz varsa görün. Tekrar gündeme alınması, şu an için buradaki iki toplum liderinin de derdi değil. Uluslararası çıkarlar zorlarsa, belki…









Başa dön tuşu