Bu hafta gerek TCMB Başkanı, gerek Kredi değerlendirme Kuruluşu Fitch’in, gerekse dünya çapındaki ekonomist Roubini’nin Türkiye ile ilgili 2020 yılı için ekonomik durumla ve büyüme ile ilgili değerlendirmeleri ve beklentileriyle ilgili yaptıkları açıklamaların, hemen hemen aynı paralelde olduğunu gördük ve ekonomide gelecekten gelişme ve istikrar konusunda daha güçlü bir beklentide hemfikir olunması, temenni ve ümitlerimizi daha çok artırmıştır.
Esasen son 3. Çeyrekte TÜİK ve yetkililerce açıklanan ekonomik istatistikler ve çıkan sonuçlar, normal koşullarda değişiklik olmazsa söylenenlere paralel gelişmeleri işaret etmektedir.
Temennimiz, dış siyasi ilişkilerin ve doğudaki terör ve orta doğudaki beklenmedik dıştan istikrarı sürekli bozmayı adet edinen birkaç dost görünüp terörü destekleyen ülkelerin bu alışkanlıklarından vazgeçerek Türkiye’yi rahat bırakmalarıdır. Yoksa bu yıl Bütçe açığı artmış olsa da özellikle 3.çeyrekten sonra ekonomik göstergeler ve dengelerle ilgili çıkan sonuçlar, kanaatimce de iyiye gidişi göstermektedir.
Her zaman Türkiye ekonomisi için pek de olumlu olmayan veya pesimist bakış açısı ile değerlendirme yapan Fitch değerlendirme kuruluşu da Cuma günü açıkladığı raporunda, Avrupa ülkeleri için not görünümünün negatif olduğunu , bölgedeki 22 ülkeden 8 inin durağan not, dördünde pozitif ve Avrupa gelişen ülkelerinde büyümenin zayıf ve 2020’de yavaşlayacağını belirttikten sonra, iki Ülkeyi, Türkiye ve Rusya’yı ayırdı. Ve Bölgenin ‘en büyük iki ekonomisinin Rusya ve Türkiye’nin bu yavaşlamanın dışında’ olduğunu ifade etmektedir.
Nedenleri olarak da Rusya’nın ulusal projelerinin hız kazanması, artan sermaye harcamaları olarak gösterdi. Türkiye’de ise 2018 kur krizinden sonra gelen ekonomik toparlanmanın kazandırmaya devam edeceğini ve Türkiye’nin 2020’de daha fazla istikrar kazanacağını, ekonomideki toparlanma ve yeniden dengelenme sürecine girileceği, büyümenin güçleneceği, enflasyonun düşeceği ve cari açığın kontrol altında kalacağı beklentisine, yer verdi ki yabancı bir derecelendirme kurumunun ekonominin temel noktalarındaki iyileşme ve gelişmeye yaptığı olumlu vurgulardır..Bunun yanında çok yönlü risklerin de devam ettiğine değindi. Dıştan gelebilecek çeşitli küresel etkilerdir bunlar.
Bir konferans için Türkiye’de bulunan Dünya çapında meşhur ekonomist Roubini’nin, yabancı gözüyle değerlendirmesi de aynı paralelde, Türkiye’de enflasyonun gerilediğini, %2-3 büyüme olabileceğini söyledi.
Roubini küresel ekonomide ABD-Çin ticaret savaşları, Brexit gibi konulara değinerek resesyon olabileceğini, para politikaları ile değil, çünkü para politikalarının yeterince kullanıldığı ve sınıra geldiği, bundan böyle mali politikaların güçlendirilmesi gereğine vurgu yaptı.
Aslında 2008 ABD’de başlayan büyük kriz dünyaya yayıldıktan sonra küreselleşmede hızlı gelişme yarattı ve tüm dünyayı etkisi altına aldı, halen de izleri sürüyor. Para bolluğu yaratmak suretiyle aşılmaya çalışılan ekonomik krizler aslında işe yaramıştır. Ancak mali reformlar da ihmal edilmiştir. Dolayısıyla esasında mali politikaların güçlendirilmesi gerekir. Yıllardır Hükümet politikalarında da var ve buna ihtiyaç var.
Ekonomik dengelerin sağlanması ve denge politikalarının sağlanması. Türkiye’de bu yıl bu yolda ilerleme var. Cari dengenin olumlu, enflasyon düşüşü, ticaret açığının düşmesi ithalatın azalması ve ihracatın çoğalmasıyla , turizmin gelişmesi ve gelirlerinin artmasıyla ilk defa 2002 yılından beri cari fazla verildi.
TCMB Başkanı da, Perşembe günü yaptığı konuşmasında, cari dengenin kazanımlarının, fiyat istikrarının, finansal istikrarın, sürdürülebilir büyüme adına, önemine dikkat çekti ki cari dengenin sağlanmasının nedenlerini yukarıda yazdığım gerekçelerde açıklamıştım. Bir de petrol fiyatlarının düşmesinin avantajına değinildi.
TCMB Başkanı 2020 için Para politikası hedefini; enflasyondaki düşüşü devam ettirecek, finansal istikrar için zorunlu karşılık araçlarının etkin kullanılacağı, reel sektörle daha fazla köprü kuracaklarını izah etti. Bu da üretim için kredi musluklarının arttırılmasına gayret edileceğini gösteriyor. Esasen faizler de düşürüldü. Ve düşme ihtimalleri yüksek.
Enflasyon daha düşerse faizler de daha fazla düşecek görülüyor.
Risk primi de düşerse küresel para bolluğu politikasının yatırımlar için yararlanılması yönünde olumlu adımlar yürütülmesi halinde büyümeye olumlu etki ve çok yüksek olan işsizlik oranını da istihdam artışı ile düşürebilir.
































