Köşe Yazarları

Küçük adanın büyük adamı…


Her Kıbrıslı Türk’ün Rauf Denktaş’la bir anısı ve fotoğrafı mutlaka vardır. Siyasi kimliğinin dışında sosyal yaşamı, nüktedan tavırları ve de en önemlisi insancıl olması, onu diğerlerinden her zaman bir adım öne çıkarmıştır.

1924 yılında doğan ve siyasete Dr. Fazıl Küçük’ün yanında başlayan Denktaş, kalabalıklara ilk konuşmasını henüz 24 yaşındayken, 27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingde yapmıştı. Bu, onun Kıbrıs ve Kıbrıs Türklüğü mücadelesinin başlangıcı oldu, son nefesine kadar da bu mücadelesini sürdürdü. Yani 88 yıllık hayatının 63 yılını, diğer bir deyişle hayatının neredeyse tamamını Kıbrıs davasına, Kıbrıs Türklüğüne adamıştı…
Gidenin ardından yazmak zordur ancak, eğer giden Denktaş’sa en zor olanıdır. Onu anlatmak için bırakın bir sütunu, saatleri, günleri, hatta ayları harcasanız mutlaka onunla ilgili atladığınız bir anekdot olacaktır…
Alçak gönüllü, yüreği sevgi dolu bir insandı. O, direnişin “efsane” lideriydi. Zamanını ailesinden çok, toplumuna vermişti… Politikayı da, kendi için değil, toplum için yapmıştı. Bugüne kadar kendilerini “lider” ilan eden veya edilenlere baktığımda, liderlik açısından ona yaklaşabilen birini ne yazık ki göremedim…
Seveni olduğu kadar sevmeyeni de vardı Denktaş’ın… Son döneminde, “bırak”, “çekil”, “çözümsüzlük çözüm değildir”, “statükocu” denilerek saf dışı bırakılmak istendi. Hatta, Annan Planı döneminde, kimsenin kabullenemeyeceği hakaretlere maruz kaldı. Ama inançlarından ve ilkelerinden asla taviz vermedi. Aslında, bu toplumu cemaatten halka, hem de devlet sahibi bir halka ulaştıran, onun bu kararlı ve sağlam duruşuydu. Tüm dünyayı karşısına alabilen, yedi düvele karşı her türlü baskıya, tehdide rağmen direnen kaç lider var ki? Atatürk’ten başkası aklıma gelmiyor…
İşin garip tarafı böyle büyük bir lider vefat etmiş, bu duruma üzülmeyen, içten içe sevinenler bile olabiliyor. Ben mi yanlış tanıdım Rauf Denktaş'ı yoksa sizler mi..? Sizi bilmem ama, ben Denktaş’ı tanımakla, elini öpmekle, oturup sohbet etmekle hep gurur duydum. Mekanı Cennet olsun. Onu tanımak benim için büyük bir şerefti…
Dün aramızdan ayrılışının 3. yılıydı. Ancak ne acıdır ki, Rauf Raif Denktaş’ın anıt mezarı, vefatının üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hala yapılamadı. Bu da toplum olarak değerlerimize daha doğrusu kendimize, varlığımıza ne kadar sahip çıktığımızın en somut örneği olarak yüzümüzde patlıyor…
Rauf Denktaş, her zaman sevenlerin yüreğinde, diğerlerinin de beyninde illa ki yaşayacaktır…

OKUR UYARIYOR 

Yetiş, kurtar bizi buba!!!

Çiftçiler Birliği, eylemleri esnasında, üzerinde TC Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğrafı olan “Sayın Cumhurbaşkanım, Yetiş… Bu Lanet Siyasetten Usandık Artık” diye pankart açmıştı. Çiftçiler Biriliği Başkanı ise bu pankartta siyasi mesaj olmadığını söylüyor… Bundan daha net mesaj var mı? Daha ne yazacaklardı? Kısaca “Kurtar Bizi Buba” diyorlar…
Ürettiklerini Türkiye'ye satsınlar da görelim. Hem onlar rahat eder hem biz… Onun için kavga verin. Yağmur yağar ödenirler, yağmaz gene ödenirler… Ali Babanın Çiftliği… Kaldırsınlar bu sübvansiyonları da görelim ortalığı… Hem belediyede işler hem de hayvancı, hem devlette memur, hem de patates soğan eker, narenciyecilik yapar… Öğleye kadar okulda öğretmen, öğleden sonra tesisatçı, elektrikçi, özel dershaneci veya tarımcı. Sonra da öldük, öde bizi devlet baba…
Haçana bir bu fukara devlet ödesin sizi… Statüko aslında bunlar… Böyle memleket başka yerde yok… Bağıran bir şey kapıyor, gördünüz… Ama sokak lambalarına bakan yok… Parayı Kıb-Tek toplar ama lambaları tamir etmez… Sokak lambaları için de dernek kuralım sokağa çıkıp bağıralım, kapıları kıralım, yumurta süt atalım… Belki lambaları onarırlar… Bunlar bu, “bağırma ve kırma dökme” dilinden iyi anlarlar… (S.S.)

YERİN KULAĞI VAR
DÖRT BOYUTLU SİYASET:
Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı bugün “Dört Boyutlu Siyasetini” açıklayacak. İnşallah Akıncı’nın bu dört boyutlu siyaseti, bir zamanlar CTP’nin yerel seçimlerde kullandığı, “üç adımda, beş adımda Lefkoşa’yı kurtarma” projesine benzemez. Akıncı’nın dört boyutlu siyasetinin dört dörtlük olup olmadığını 19 Nisan’da göreceğiz…
NEYİ BEKLİYORLAR:
DAÜ’de istifaların arkası kesilmiyor. Bu kez de, DAÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Barış Öztürk görevinden istifa etti. Hükümet DAÜ’de yarattığı siyasi krizi çözmek yerine daha da derinleştiriyor. Ardı ardına gelen istifaların nedeni ne, kimse merak edip de araştırmıyor bile. Üniversitede gidişat iyi değil ama önemli olan üniversiteyi ele geçirenlerin onların istekleri…
DAÜ’YE DİKKAT:
En sonunda DAÜ Kuruluş Yasası’nı hazırlamak üzere kurulan komite çalışmalarına başlamış. Komite, üniversitenin özerkliğine siyaset eliyle vurulan tırpanın etkilerini gösterdiği günlerde çalışmaya başlıyor. İşte senatonun kararı hilafına siyasiler tarafından bir rektör vekili ataması yapıldı bile. Komitede görev alanlar da umarız, gündelik siyasetin değil, aklın ve bilimin yolunu izlerler. Aksi halde, en köklü üniversitenin ocağına hep birlikte incir ağacı dikenler olarak tarihe geçerler…
BUGÜN BELLİ OLUR:
Elektrik fiyatlarında indirim olacak mı olmayacak mı, olacaksa ne kadar olacak tartışmaları bugün son bulacak. İndirim konusunda Kıb-Tek ile Başbakan arasında yaşanan krize, bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısında son noktanın konulması bekleniyor. Kıb-Tek tarafının tutumunu gördük, bakalım hükümetin kriterleri ne, onu da bugün anlayacağız….
BU İŞLER KARŞILIKLI:
Güney basını, Kıbrıslı Rumların, 2014 yılı içerisinde KKTC ve Türkiye’de kredi kartıyla toplam 11 milyon 627 bin 816 Euro ödediğini kaydetti. Sadece Kuzey Kıbrıs’taki mal ve hizmet alımı için ise, 6.5 milyon Euro ödemişler. Sizin anlayacağınız, sadece bizler o tarafta para harcamıyoruz. Ancak bu rakam, bizim harcadıklarımızın yarısına bile gelmiyor…
ÇİPURALAR GDO’LU MU:
Geçtiğimiz hafta sonu, Mağusa sahilinde ellerinde oltalarla çiftliklerden “kaçan” çipuraları yakalayanları gördük. İlk anda aklımıza gelen, fırtınanın çiftliği dağıttığı, balıkların kaçtığı oldu. Ancak, bunların, kimyasal analizlerde sonuçlar olumsuz çıktığı için çiftliklerden bilinçli olarak salıverilen balıklar olduğu iddia ediliyor. En kötüsü de genleriyle oynanmış olduğu ve aşırı kimyasallarla beslendikleri iddiası. Hatta bunlar arasında, kendi denizimizin balığı diye savunduğumuz voppa da varmış. Acaba Tarım Bakanlığı bunlardan bir kaçını inceleme zahmetine katlanır mı, biz de işin aslını öğrenelim.

ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür: “Petrol fiyatlarındaki düşüşe bağlı indirimlerle de fuel oil’e bağımlılığı azaltıp, sektörü yeniden yapılandırarak da elektrik ucuzlatılabilir. Sadece birincisine odaklanmak, yıkanıp ak pak olmadan parfüm kullanmaya benzer. Fuel oil’e bağımlılığın azaltılması ve sektörün yeniden yapılandırılması zordur, zaman da alabilir ama sonuçları kalıcı olacaktır…”

DİPTEKİLER
Çevre Dairesi: Karpaz ve Kormacit ava açıkmış. Hey Allahım; hem Çevre Koruma Bölgesi ilan edeceksiniz, hem de ava açacaksınız. Biyologlar Derneği açıkladı da öğrendik. Buna izin veren Çevre Dairesi’nden çevre adına ne bekleyebilirsiniz ki? O bölge sadece eşekler için değil, binlerce çeşit endemik bitkisi ve canlıları için ilan edildi…


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı