Köşe Yazarları

Reel faizler sıfırlanmış durumda







Son zamanlarda ekonomi çevrelerinde sürekli bir tartışma var. Tartışılan konu şu “küresel faizlerde gelinen seviye deflasyonu mu yoksa Merkez Bankalarının yeni tahvil alım programını mı fiyatlıyor.” Bu tartışmanın sonu gelmiyor kimse de net bir cevap veremiyor. Aşağıdaki tabloya bir bakalım.
                                






Tabloya baktığımızda son yıllarda yatırımcı faizden herhangi bir kazanç elde etmemiş. Enflasyon faizi silmiş fakat yatırımcılar halen tahvil almaya devam ediyor. Ör: İngiltere’de son yılların ortalama enflasyonu 2.21 uzun vadeli tahvil faizi ise 2,36. Durum aynı devam ederse yatırımcının sermayesi ciddi bir kayba uğrayacak. Avrupa Merkez Bankası tahvil alımına hazırlanıyor bu yüzden de faizleri düşük tutuyor. Peki İngiltere ve ABD’ye ne demeli? Tahvil alımı yok, öyle bir hazırlık da yok bu iki ülkenin faiz artırım beklentisi kendi ekonomistleri tarafından dillendiriliyor. Ama henüz artırım gelmedi. Bu iki ülkeye de yatırım yapanlar uzun vadede sıfır faiz getirisi elde edecekler. Peki yatırımcı neden halen daha bu ülkelere yatırım yapıyor? Hem de tahvil faizlerinin daha düşük olmasına rağmen. Tek bir sebebi var “deflasyon.” Bundan dolayı bulabildiği en yüksek getiriye parasını yatırmayı tercih ediyor. Çünkü olabilecek deflasyondan sermayesini mümkün olduğunca korumaya çalışıyor. Bu korku gelişmiş ülkeler için geçerli ama bu ülkeler aynı zamanda şu anda riski az güvenli limanlardır.
Bu durumda bu yıl gelişmekte olan ekonomiler yine ön plana çıkabilir. Gelişmekte olan ekonomilerde faiz getirisi halen gelişmiş ekonomilere oranla daha yüksek. Tabii ki bu risk de daha yüksek. Yatırımcı risk alıp reel getiri sağlamak isteyecektir. Deflasyon ihtimali yatırımcıyı gelişmekte olan ekonomilere yönlendirecektir.
Bu analizden yola çıkarak finansal olarak bağlı bulunduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nde faizlerin reel 2 puanın üzerinde kalması ve bunun KKTC’ye de yansımasını beklemek kısa vadede çok mümkün olmadığını fakat orta vadede mümkün olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin yabancı sermayeye ihtiyacı olduğu sürece gelişmiş ekonomilerdeki durgunluk veya deflasyon endişesinin hakimiyetinde sermaye girişlerini sağlamak için gelişmiş ekonomilerin reel faiz nispetlerinden daha yüksek reel faiz oranları sağlamak zorunluluğu vardır. Bu yüzden hem enflasyonu düşürmek hem de faizleri 2-3 puan enflasyonun üzerinde tutmak bu yıl için benimsenecek politika olacağını düşünmek gerek.
Şu anda Türkiye piyasası pozitif yönde ayrışmak istediğinin işaretlerini veriyor.  Türk Lirası yılbaşından beri sepet kur bazında %2.8 ile daha hızlı değer kazandı. Bunun sebeplerinden bir tanesi hızla düşen petrol fiyatları bu sebep enflasyonu düşürücü etki de yapıyor. Bu etki de doğal olarak faizlere yansıyacak. Henüz faizlerde beklenen düşüş gelmedi bu yüzden portföy yatırımları döviz bazında bollaştı. Türk Lirası da değerlendi.
Şu anda Türkiye’de ve de diğer gelişmekte olan ekonomilerde pozitif eğilim mevcuttur. Umalım ki Türkiye’de seçim zamanı bu eğilim bozulmasın.









Başa dön tuşu