Rum Yönetimi’nin bazı sınır kapılarını saçma bir kararla kapatmasının ardından Ticaret Odası bir bildiri yayınladı.
Avrupa Birliği’ne sesleniyor; Doğrudan Ticaret Tüzüğü’ne, Yeşil Hat Tüzüğü’ne değiniyor, bunların Rum tarafının onayına bağlı olmaması gerektiğinden söz ediyor. AB ile KKTC arasında doğrudan ticaretin başlaması gerektiğini söylüyor.
Ama Ticaret Odası bunları söylemekte biraz geç kalmış bulunuyor.
Biliyorsunuz, Aralık 2019’da Rum tarafı Yeşil Hat Tüzüğünü tek yanlı olarak değiştirmeye kalkmıştı. O dönemde hükümet yetkilileri buna karşılık, “Biz de şunu yaparız, bunu yaparız, bize ambargo uyguluyor” sözleri dışında, fazla bir şey yapmamışlardı.
Ticaret Odası ha keza…
Yeşil Hat Tüzüğü AB Komisyonu’na sormadan değiştirilemez, ama bizimkiler açıklamalarında bundan hiç bahsetmediler. O Tüzük, KKTC olarak resmen taraf olduğumuz tek uluslararası hukuktu, elimizde kozdu, Brüksel kapılarına dayanmaları gerekirken, seyrettiler.
Yeşil Hat Tüzüğü’nün AB komisyonu nezdinde uygulamacısı olan, karşı tarafa geçecek mallara Refakat Belgesi veren Ticaret Odası AB’nin adını dahi ağzına almamıştı.
Hatta daha da ileri giderek, çözümün sağlanamaması durumunda sürdürülecek ticari ilişkilerin de zora gireceğinden dem vurmuşlardı.
Yani ‘nasıl olsa iki devlet istiyoruz, başka türlü ticari ilişkiler kuralım’ manasına.
İşte olacağı buydu…
Aradan geçti 3 ay, şimdi Ticaret Odası “Rum tarafı buna aylardır hazırlanırdı” diyor.
E, siz ne yaptınız? Sessiz kaldınız, elinizdeki kozu kullanmadınız, adam da aldı yolu, kapıları kapatmaya kadar gitti. Olup bitenler, bizim pasifliğimizin sonucu değil de nedir?
6 Aralık 2019 günü şöyle yazmışım…
“Öyle görünüyor ki, bizden de bir tepki gelmeyince bu değişiklikler yürürlüğe girecek. İşte o zaman yine ‘ambargo’ diye bağırsınlar isterim… O gün geldiğinde, otelcisine, yabancı müşterisi sınırdan geçemeyen kumarhane işletmecisine, Rum’a satış yapan akaryakıt istasyonuna, marketlere ne cevap vereceksiniz ben merak ederim”…
Çok sürmedi, o gün geldi. Hem de çok daha korkunç bir biçimde. Şimdi Brüksel’de bürosu olan Ticaret Odası ağlıyor.
Yine de sadece şikayet; hamaset dolu bir açıklama… “Kapıların açılmasını sağlayın; bu adamın buna hakkı yok” bile demiyor.
Yapacakları gayet basitti; Kıbrıs Rum Yönetimi’ni temsilen AB Parlamentosu’nda bulunan iki milletvekilinin sorduğunu soracaklardı; “1) Yeşil Hat Tüzüğünün 10. Maddesinde belirtildiği gibi, Komisyon bu kararla ilgili bilgilendirildi mi? 2) Komisyon bu kararının Yeşil Hat Tüzüğü’ne uygun olup olmadığını inceledi mi ve bu konudaki tavrı nedir?”.
Bunu demedi Ticaret Odası ama başka bir şey söyledi; Kıbrıs Türkünün dünya ile bağlantısını sağlamak adına AB KKTC ile direkt ilişki kursun dedi. Önümüzde çare bulunması gereken acil bir durum varken, hayali vizyonlardan bahsediyor.
Yani aman birileri çıkıp da Ticaret Odası anlaşmayı savunur demesin… “Bizim Rum’la artık işimiz olmaz, bizimle direkt ilişki içine girin”…
Rum Ticaret ve Sanayi Odası dün bir bildiri yayınladı, ‘KTTO bize hiç şikayette bulunmadı’ diyerek resmen dalga geçti, sınır ticaretinde sorun olmadığını söyledi. Dertleri resmi ticaret değil ki, kişilerin kuzeyde yaptığı alış verişi engellemeye çalışıyorlar.
Geçmiş olsun. Ben çoktan görmüştüm; şimdi kan ağlayan Ticaret Odası üyeleri görsün…
YERİN KULAĞI VAR
BİZ DA İNANDIYDIK:
“Türkiye sizi istemiyor, biz gelirsek her şey daha güzel olacak, para muslukları sonuna kadar açılacak, toplum refaha erecek” diyerek iktidar koltuklarına oturdular. Tasarruf yapacaklar, gelirleri artıracaklar, denk bütçe yapacaklardı. Ne oldu? Ocak, Şubat henüz iki ay geçmeden maaşları ödeyebilmek için, borçlanmaya gittiler. Tasarruf ise hak getire, bir ayakları ülkede, diğeri yurt dışında. Seçim nedeniyle istihdamlar ve vatandaşlıklar gırla gidiyor. Bu harcamalara deniz olsa dayanmaz…
NASIL BİR BAŞBAKAN İSTERDİNİZ?:
Hastanede yangın çıkmış, yarısı kullanılamaz hale gelmiş, 4 tane ölüm var; kapılar kapanmış, Rum Yönetimi fütursuzca adımlar atmaya devam ediyor; döviz almış başını gitmiş; kuzeyden güneye göçmen akını olduğuna dair adice bir propagandayla karşı karşıyayız; her biri doğru yönetilmesi gereken birer kriz durumu; birer alarm durumu; ülkenin Başbakanı ise sürekli yurt dışında. Şimdi bakın ve söyleyin, bizim ihtiyacımız böyle bir başbakan veya böyle bir cumhurbaşkanı mıdır?
BU İŞ BÖYLE GİTMEZ:
Hükümet ortakları arasında önce vatandaşlık ve ikamet tüzüğü, ardından imar planıyla ilgili yaşanan UBP ve HP arasındaki kriz, bu kez Spor Dairesi’ndeki yetki karmaşası ile bir kez daha ortaya çıktı. Ortakların icraatlar konusunda anlaşamadıkları artık sır olmaktan çıktı. Bu işin böyle gitmeyeceğini her iki taraf da biliyor. Hele bir cumhurbaşkanlığı seçimleri bitsin, bu hükümet çok dayanmaz bozulur…
SUÇLU KİM?:
Cumhuriyet Meclisi, 50 Milletvekilinin 1 Ekim 2019- 31 Ocak 2020 tarihleri arasındaki 35 birleşim ile ilgili devam cetvelini paylaştı. 35 Meclis birleşiminin hiçbirine katılmayan UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün, 5 birleşime ise izinsiz ve özürsüz katılmamış. Kendisi “atın beni” diyorsa eğer neden hala vekilliği düşürülmüyor ben anlamadım. Bunun suçlusu Özgürgün mü, yoksa gereğini yapmayan diğer 49 milletvekili mi?…
YALANLAYIN ŞU ADAMI: Anastasiadis durmayacak. Dışişleri Bakanlığı’nın “yo böyle bir şey” demesine rağmen, hala kuzeyden güneye organize göç olduğu iddiasını sürdürüyor. Akıncı’ya da endişesini iletmiş!!! Topu topu 180 kilometre sınır. Tedbir almak, yalan olduğunu ispatlamak zor mu? Gösterin tüm dünyaya, kanıtlayın artık.
AYRILIKÇILAR BİRBİRİNİ BESLER:
Rum İçişleri Bakanı Nikos Nuris, geçiş kapılarının kapalı kalmasının bir süre daha uzatılması olasılığının büyük olduğunu söyledi. Bunun bir ilk adım olduğunu anlamıştık. Baktı gördü ki, kendi insanlarından küçük bir grubun dışında ne bizden ne dünyadan doğru dürüst bir tepki gelmedi, ileri götürecek. Hele de KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, anlaşmayı istemeyen taraf olarak yapacağı en doğru şeyi yaptı, istediği algıyı oluşturdu. Ayrılıkçılar birbirlerini besler diye boşuna söylemiyoruz…
ZİRVEDEKİLER
Bülent Kanol: “Bankadan tedbir amaçlı borç almış ama kullanmamış diyor Maliye Bakanı…40 milyon TL’nin faizi yıllık 8 milyon…. Cebinden mi ödeycen? Bu ne ciddiyetsizlik… Bu ne sorumsuzluk!!… Yok mu bir muhalefet milletvekili bunun hesabını sorsun?…”
DİPTEKİLER
Geri Zekalı Ve Ahmağız Ya: Seçim yasaklarına beş kala oy uğruna istihdam yapacaksın, , bir bahanesini bulup kafile ile orası senin, burası benim gezip milyonlar harcayacaksın, tasarruf diyerek vatandaştan özveri bekleyeceksin. Öte yandan yanan hastanenin “yapılandırılması” için SMS yoluyla dilenci gibi 5 TL bağış talep edeceksin. Zamanında Özgürgün’ün dediği gibi “geri zekalı” ve ahmağız ya…
































