KÖŞEMDEN:
Kaç zaman daha Koronavirüs’le yaşamak zorunda kalacağımızı bilmiyoruz. Ancak o zorunluluk zail olmaz yani virüs hayatımızı tehdit etmekten vazgeçip çekip gitmezse…
İşte şimdilik cevabını veremeyeceğimiz soru! Ne olup nasıl kalacağımız belli değil ama bu musibetin de mutlaka aşısı bulunacak.. Bulunacak da o aşı test edilip sonuçları alınmadan her şey bitti denmeyecek!
BUNA karşın diyorum. İnsanlık koronavirüse teşekkür hatta minnet de borçludur. Çünkü ispat etmiştir ki bu gözle görülmeyen virüs, ne biz insanların bir ayağının Mars’ta diğerinin fersah fersah denizlerin derinliklerinde olmasının hükmü ile kudreti vardır… Ne de “dijital bir yeni dünya yaratıp insanlığın sahip olduğu bütün bilgileri avuç içi kadar bir telefona sığdırıp cebinize koymanın hikmeti! Tüm bu insanlığın gururu olan “buluşlar” Gözünüzün göremediği, Kulağınızın işitemediği, elleyemediğiniz… Bir virüs kadar bile “önemli ve muktedir” değildir!
VE olay insanlığın büyük yenilgisidir! Nitekim artık bundan sonra dünya tarihini “Milattan önce Milattan sonra” değil; Koronavirüsten önce Koronavirüsten sonrası diyerek ifade edeceğiz…
Ki bundan sonra artık dünya, “İsa’nın doğduğu gün olan ve “Milat” olarak ifade edilen takvimle değil… Tutun ki 2020 yıl sonra İnsanlığı ne Camilerin ne Kiliselerin ne Sinagogların… Ne İmamların ne Papazların… Ne Hahamlarla Totemlerin… Ne İsa’nın ne Musa’nın ne Muhammet’in… Kurtaramadığı, esirgeyip bağışlayamadığı gerçeklerde ve insanların Dinlerine Peygamberlerine sonuçta “Allah”a yalvarıp kurtuluş niyazlarında bulunmalarına karşın… GÖRÜLDÜ ki artık yaşamlar “Koronovirüslerin” müsaadesi kadardırlar! Yoksa bu “yaşadıklarımız” Dinlerin çöküşü müdür? Yoksa insanların Allah’ın evi olan camilerine, kiliselerine ibadet için bile toplu olarak giremedikleri gerçeklerde… Yoksa artık Dinler hükümlerini mi yütirdiler? Yoksa artık “iman” etmenin mi kalmadı bir değeri?Yoksa “dinler” vadelerini mi doldurdular? Yoksa Korenavirüs gibiler mi artık Tanrılar?
- 2020 yılında bir dünya insanı olarak yaşarken… Yoksa artık “Koronavirüsten önce ve sonra” diye mi anacağız gelip geçen zamanlarla gelecekte olanları?
***

BU BAŞKA BİR VİRÜS: (KKTC EKONOMİSİ!)
VE işte “Koronavirüsten önce bildiğimiz KKTC ekonomisi” ve “işte virüsten sonra” bilmediğimiz için beklenen olası Ekonomi?
Daha şimdiden ayaklarının çıkardığı patırtılı sesler işitilmeye başladı!
Çünkü virüsü etkisiz hale getirmek, doğru ifadeyle insanların kitleler halinde ölmesini önlemek için alınan tedbirler “ekonomik” değildir.. “Bulaşıcı virüsü” elden geldiğince etkisiz hale getirmektir.. Doğru olan da budur..
ANCAK: “Ekonomi süreklilik ister.. Üretim, satış, ihracat, ithalat ister.. İsadan 2020 yıl sonra böyle bir ekonominin çarklarını çevirmek için oluşturulan “motor” esamesindeki “Bankaları, bankerleri, törstleri, kartelleri, şirketleri, hatta kumar baronlarını, dolandırıcılarını… İster!
Ki tüm bunların bin yıllık bile tarihi yoktur. Ne var ki şimdi bu ekonomik sistem “korona virüsüyle” yıkılma tehlikesindedir. İlk kez 1. Dünya Savaşı, ardından 2.Dünya savaşında görülen fakat o savaşlarda bile “Sosoyoekonomik batışlar, iflaslar, yıkımlar yaşanırken; bir yandan da “savaş ekonomileriyle” çarklar döndürülüp gelecekleri kurtarma şansı oluşturulduydu..
Ki bugün de Türkiye benzer “savaş ekonomisiyle” ivme kazanıyor!
Yazık ki KKTC için bu kadar buyük laflar edemiyoruz. Ki küçük sanayisi bile yok! Kaldı ki Maliye Bakanı Amcaoğlu hazineye girip çıkacak sıcak parayı ancak TC’nin parasal katkılarıyla sağlayabiliyor ötesi nanay!
KISACA KKTC ekonomisinin tutar iler tarafı yoktu ki şimdi de “virüs” tehdidi nedeniyle “büyük, orta ve küçük işletmeler” de ticari ve ekonomik faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldılar..
BU halk ifadesiyle şu demektir: “Şirketler, esnaf, zanaatkârlar, turizmciler falan artık cepten yiyorlar!” Nereye kadar belli değil!Nitekim konuştuğum bazı küçük esnaf elimizde nakit para kalmadı diyor! Ayın başında ödemelerin (hükümet ve Bankacılar bazı tedbirler alsalar da) piyasaya nasıl yansıyacağı bilinmiyor..
KALDI ki bugüne kadar taşıma suyla dönen ekonominin çarkları eğer virüs tehlikesi devam ederse hiç dönmeyecek çünkü para sirkülasyonu” yok..
YILLARDIR “mali yılı” atlatmak üzerine kurulan bir sistemi uygulamak için çabaladık. Ne kalkınma ne yatırım! Turizm ve Casinolar da olmasa, Üniversiteler öğrenci kalabalıklarıyla gözleri doyurmasa, işimiz nanaydı! Nitekim kırk yıldır on tane kasaplık hayvanı on bir tane yapıp ette fiyat istikrarı sağlayamazken, üstelik ithal ete de yerel üretimi zarara sokmamak için yasak koyduktu ki işte olanca ekonomimizin izahı budur! Ve bu bize özgü EKONOMİ, dünyayı ölümle tehdit eden Koronavirüse karşı tedbir aldı!
Karşısında şapka mı çıkaralım? Henüz çok erken. Bu ayın sonunu bekleyeceğiz ki baklalım bu kırk yılın ekonomisi ne menem bir ekonomiymiş!
































