Köşe Yazarları

KORONAVİRÜS’E METHİYEMDİR!



Eğer “ekonomiden” söz etmeye başlamışsak bilin ki Koranavirüs yolcudur!

Nitekim bir aya yaklaşık süredir “Corena 19 virüsünden” söz ediyorduk. Nasıl korunmamız gerektiğini konuşuyor, sorunun uzmanlarının tavsiyelerine uygun yaşamaya çalışıyorduk. Tutun ki kendi kendimizi yaşadığımız ortamlardan tecrit ederek, yine kendimizin kendimize göre oluşturup düzenlediği hapishanelerimize kapanıyorduk. o hapishanelerimizin yalnızlığında tefekküre varmak için. Varıp günahlarımızdan arınmak için!..

YERİ geldi yazayım: Çoktan beridir “toplumsal yaşam disiplinimizi kaybetmenin yarattığı yasadışı türlü çeşitli olayların toplumu olduktu! Trafik kazalarından  uyuşturucu ticaretine, dolandırıcılıktan darp ve sirkat vaklarına kadar burnumuza kadar içine batmadığımız hiçbir kanunsuz olay kalmadıydı..

Koronavirüs bunların hepsini “durdurmakla” kalmadı. Topluma şu fırsatı da verdi:

“İŞTE size sağlıklı günlerinizde  “ihtiraslarınızla” doymak bilmez “iştahalarınızın,” akıl mantığınızın önünde koştuğu günlerinizde bulamadığımız fırsat: Ruhlarınızı yıkayın!  Düşünün!  “Neydik ne olduk” sorusuna cevap vermeye çalışın! Ve bilin ki Allah insanları    yaşadıkları süre içinde gözlerle görülemeyecek bir küçük virüse bile yenik düşürür, hatta öldürür!

Kısaca her halde almasını bilen için koronavirüs salgını “ders” oldu. Olduysa işte bundan sonra onu “değişen hayatlarımızda, hayatlarımız değişirken değiştireceğimiz dünyamızda, değişen dünyamızla birlikte barış ve huzurda göreceğiz!” Her karanlık akşamın bir aydınlık sabahı varsa o sabah tüm insanlık için olsun…


VE EKONOMİDEN SÖZ EDİYORUZ!..

…Yoksa diyorum “Tatar ekonomi bakanı mı olmalıydı!” Çünkü ne zaman açıklamalarda bulunsa söz “ekonomiye” geldi miydi bakıyorum bir Başbakan gibi değil, sorunun özüne vakıf bir ekonomist olarak konuşuyor.

Nitekim bir Tv. programında pek çok konularda açıklamalarda bulunurken, Bankaların kredilendirmeleri, çek senet olayları, maaşlardan kesintilerle ilgili açıklamaları yanı sıra şunu da söylüyor:

“…EĞER siz ülkedeki kazancınızı ayni standartta bir ürün olmasına rağmen Alman ürününe harcarsanız, paramızın Almanya’ya gitmesine neden olursunuz. Önümüzdeki dönemde en azından ilk başlarda bunu yapmamamız, yerli ürünlere yönelmemiz lazımdır…”

BEN bu saptamaya “ulusal bilinç” derim. Ve yanına “seferberlik” kelimesini koyarım. Ki bizim kuşak yıllar yılı “Türkten Türke kampanyaları” ile yaşadıydı fakat tümü de fiyasko ile sonuçlandıydı! Çünkü “Türkten Türke” çarkını döndürecek ne “ekonomimiz vardı ne turizmimiz ne üniversitelerimiz ne inşaat sektörümüz.. Resmen Rum’un acenteleri, ürettiği mallarının müşterileriydik! O kadar ki “Türkten Türke derken Rum’dan alır Türk’e satardık!”

Şimdi farklıyız ve yanıbaşımızda 80 milyonluk bir Türkiye pazarı var. Yani Alman ürünü değil ama en azından bir bağ maydanozu bile Güney’den satın almayalım…

VE ekliyorum:  Sn. Tatar ve Koalisyon Hükümetini eleştirenlerden biriyim. Fakat yeri geldi yazayım. (Tüm eleştirilerime karşın diyorum ki belki bir başka hükümet şu koronavirüslü günlerimizi bu kadar sağlıklı ve düzgün yönetemez, alınması gereken kararları bu kadar süratle ve yerli yerinde alamazdı.. Sıkıntı çekiyoruz ama iki paralık virüse de yenik düşüp dünya değiştirmek zorunda kalmıyoruz!”

FAKATTT! Sn. Tatar’ın “yerli ürünü desteklememiz gerektiğine de  bir mim koyacağım. Çünkü:

BU ülkede  casinolarda bir gecede oynanan oyunlar sonucunda ortalarda dönen döviz cinsinden paraların ne olduğunu… Nereden gelip nerelere gittiğini… Ak mıdırlar kara mıdırlar?.. İnanıyorum ki Tatar hükümeti de bilmez!

BU ülkede hemen her yıl narenciye dalında, enginar karpuz toprakta kalıyorsa, hâlâ bir zeytinyağı piyasamız bile yoksa…

KKTC’de etin pahası altınla ölçülürken Güney’den Kuzey’e  tonlarca kaçak et sokuluyorsa…

Memleketin işinsanları çek senet kurbanları haline gelirken küçük esnaf sürekli kepenk indiriyorsa…

Mahkemelerde yüzlerce mazbata mağdurları  varsa..

…Önce evimizi temizlememiz, yeniden düzenlememiz, temiz ak pak yapmalıyız ki duyacağımız huzurla gurur yaşatacağımız KKTC’nin gönderinden inmeyen bayrağı olsun..

Yoksa Sn. Tatar,  yarın kapılar açılır ve ol alem devam eder…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı