Milli Eğitim Bakanlığı 2014-2015 öğretim yılında yapılacak olan üç aşamalı kolej giriş sınavları için kılavuz kitapçığını yayımladı. Bu kitapçıkta iki önemli nokta var. Birincisi Girne 19 Mayıs Koleji’ne ayrılan kontenjan 50’den 75’e çıkarılması diğeri de Bekirpaşa Lisesi Kolej Sınıfı’nda öğrenim gören öğrencilerin 8’inci sınıftan sonra eğitimlerine Mağusa TMK’da devam etmelerinin düşünülmesi…
Sonda söyleyeceklerimi başta söyleyim: “Her ikisi de olumlu bir gelişme. Girne bölgesinde artan nüfus ile birlikte koleje gitme talebi de artmış durumda. Geçtiğimiz yıl yapılan KGS-1’de 75 kişi alınan Mağusa TMK’ya 272 kişi başvururken, 50 kişi alınan Girne 19 Mayıs TMK’ya ise 280 kişi başvurmuştu. Son yapılan değişiklikle ortadaki bu eşitsizlik de kaldırılmış oldu.”
Aslında benzer bir durum da Güzelyurt TMK ile Bekirpaşa Lisesi Kolej Sınıfı arasında da yaşanıyor. Güzelyurt TMK’ya geçen yıl 120 kişi başvurmuş 50 kişi alınmış, Bekirpaşa Lisesi Kolej Sınıfı’na da 120 kişi başvurmuş ama 25 kişi alınmıştı. Bu da gösteriyor ki gelecek yıldan itibaren kolejlere kaç öğrenci alınacağı ile ilgili eşitlikçi ve adil düzenlemeye ihtiyaç vardır.
Kılavuzdaki ikinci önemli nokta ise Bekirpaşa Lisesi Kolej Sınıfı’nda öğrenim gören öğrencileri 9’uncu sınıftan itibaren Mağusa TMK’ya aktarılacak olmasıdır. Bu da bize gösteriyor ki kolej programı diğer ortaokul ve liselere de yaygınlaştırılabilir. Yani Bekirpaşa Lisesi’nde olan uygulama Erenköy’de, Lapta’da, Lefke’de, Akdoğan’da, Geçitkale’de ve hatta merkezlerdeki genel liseler ve ortaokullarda neden olmasın ki? Bu yaygınlaştırma ile aynı zamanda kolejlere olan talep karşılanmış olacak ve çocukların yarış atı gibi yarıştırılmasının önüne geçilecek. Kolejler sadece çağ nüfusunun %10’unun gittiği okullar olmaktan çıkacak.
Ancak burada önemli bir noktaya daha değinmekte yarar vardır. Kolejler 8’inci sınıftan sonra sadece GCE ve A Level programlarını takip eden okullar haline gelmelidir. Yani YGS ve LYS yolunu seçecek olan bir çocuğun 8’inci sınıftan sonra kolej programını takip etmesinin bir anlamı yoktur. Dolayısı ile kolejler 9’uncu sınıfla birlikte GCE ve A Level programlarını takip edeceklere hizmet etmelidir. YGS ve LYS koridorundan gidecek olan çocuklar için de ingilizce dersine de önem veren Anadolu Lisesi tarzında okulların yaygınlaştırılması düşünülmelidir. Belki de genel liselerimizin birçoğunun Anadolu Lisesi formatına dönüştürülmesi gerekecektir.
Bu gösteriyor ki ortaöğretimde yeniden bir düzenleme yapılması kaçınılmazdır. Talepler ve hedeflere göre yeniden bir şekillenmeye ihtiyaç vardır. Yeni eğitim bakanımız Sayın Özdemir Berova, hem uzmanlar hem de sendikalar ile ortak bir platformda buluşarak, orta öğretimdeki bu değişimi gerçekleştirmek durumundadır. Böylesi bir değişim/dönüşüm liselerde önemli rahatlamaya neden olacak ve öğretmen ihtiyaçları da ona göre şekillenecektir.
Tabii ki ortada bu konuda ciddi bir çalışma olduğu söylemek güç. Bakanlıkta bu konu ile ilgili olarak çalışmalar düşünce aşamasında… Bu düşünceler hayat bulur mu? Bu biraz da siyasi kararlılık isteyen bir durum. Yeni eğitim bakanımızın tavrı ne olur bilemeyiz. Sayın bakan bu aralar sessiz ve sadece okulları gezmekle meşgul… Sayın bakan polemiğe girmekten çok, sessiz ve derinden iş yapma eğiliminde olduğunu gözlüyorum.
Ancak şunu da ifade etmekte yarar var. Eğitimde yaşanması gereken değişim için bir yerden başlamak gerekiyor. Ancak bahsettiğim sorunlara palyatif çözümler bulmak değildir. Planlı programlı yapılanmadan bahsediyorum. Artık eğitimde geldiğimiz nokta, herkesin elini taşın altına koyması gerekmektedir. Buna sendikalar da dahildir.
Değişimin yaşanmadığı her geçen gün, eğitimin daha da karmaşıklaşacağı bir döneme girmemize neden olacaktır. Dolaysı ile eğitimin tüm paydaşları asgari müştereklerde buluşmak zorundadır. Başka seçenek yoktur.
Çünkü bu işten en çok zarar gören hepimizin çocuklarıdır.
































