Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken…

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için adayların tümü belirlendi sayılır. Cumhurbaşkanı Eroğlu dışında adaylar adaylıklarını ilan ettiler. Sayın Eroğlu resmen adaylığını açıklamadı ancak aday olma yolunda daha birkaç yıl öncesinden iki parti üzerinde yapılan operasyonlar ve alınan önlemlerle ve her vesile ile taraftarların seçimlerde Eroğlu’nu destekleyecekleri beyanatları, kendisi tarafından ilan edilmemiş adaylığı, kesinleşmiş görülmektedir.
Özellikle DP-UG’nin milletvekillerinden ve partide yetkili kişilerden bazıları kendi şahsi görüşlerini kendi parti yetkili kurulları karar vermese de açıklamaktadırlar. Bunların tabii ki karar vericileri etki altına almak için yapılan beyanatlar olduğu muhakkaktır. İstediğimiz olmazsa bölüneceğiz mesajlarıdır. Bu beyanatların kişisel görüşleri kapsadığı gibi planlanmış propagandanın başlangıcı da olabilir. Bütün gayretler başından beri iki partinin geçen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi bu seçimlerde de birlik ve “bütünlük” içinde hareket etmeyi sağlama politikasıdır. Ancak bu süreçte çok şeyler yaşandı köprülerin altından çok sular geçti. Her iki parti içinde değişik olaylarla karşılıklı kılıçlar çekildi, hem her iki partiden istifalar oldu, hem de bir partiden öteki partiye transferler veya birleşmeler oldu. Tabanda da paralel olarak değişiklikler gerçekleşti. DP liderliğinin parti mensuplarının, milletvekilleri ve onların taraftarları üzerinde etkisinin azaldığı da belli oldu.
Esasen her iki parti içinde aynı görüşte olmayanların gerek el altından tasarladıkları veya açıktan beyanatları, fikir birliğinin olmadığını göstermektedir. Küçük bir alanda yaşayan toplumumuzda şimdiden alınacak pozisyonlar yayılmaktadır. Ancak bozulan politik yapı içinde tüm partilerde pazarlıklar sonucu, -ki bu pazarlıklara maalesef partililerin, delegelerin geneli çeşitli nedenlerle açıktır -seçimlere doğru nasıl bir seyir alır ve nasıl bir tablo oluşturur o da sürpriz olabilir. Medeni ve demokrasiyi özümsemiş ülkelerde olduğu gibi normal demokratik ve ahlâki kurallar çerçevesinde çalışan seçim süreçleri yaşansa, üç aşağı beş yukarı şanslar şimdiden belirlenebilir. Ancak her seçim döneminde yaşanan para dahil ahlâki olmayan çeşitli uygulamalar yürürlükte kaldığı sürece, tahminler güçleşmektedir. Yıllar geçtikçe halka daha da zarar getiren bu entrikalarla dolu her türlü pazarlıkları ve yapay oluşumları bozabilecek tek güç halktadır.
Cumhurbaşkanlığı’na aday olanların kimliklerine bakıldığı zaman, oldukça tarafların ağırlıklı olarak oy alabilecek kapasitede ve her birinin arkalarında belli güçlerde parti ve/veya halk desteği olduğu ve oylarda daha yüksek oranda dağılım olacağı görülmektedir. Dolayısıyla oyların tahmini dağılımında kanaatimce adayların herhangi birinin birinci turdan % 50’yi aşacağının, çok zor olduğu müşahede edilmektedir. İkinci turda en çok oy alan iki adayın hangisine kimler veya hangi siyasi partilerin destek vereceği önem kazanır. Bu da gerek parti politikalarında siyasi görüşlerinin yakınlığı gerekse, parti gözetmeksizin bağımsızca halkın oy kullanma temayüllerinin arttığı son dönemlerde, halkın beklentilerini yerine getirebileceğine inandığı, düşünce, görüş, çözüm isteği ve yeteneği ile halkın indinde ağır basan adayların şanslı olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Şimdiki durumda tüm partilerin içinde birlik ve bütünlük olmadığı gibi gruplaşmaların su yüzünde olduğu aşikârdır. Dolayısıyla bu seçimlerde siyasi partilerin etkisinin eskiye göre daha zayıf olacağı, gruplaşanların ve seçmenlerin münferit kararlarının da yaygın ve etkin olacağı, ve tüm siyasi partilerin mensupları ve tabanları üzerindeki etkisinin azalmasının söz konusu olacağı şimdiki ayrışmalardan bellidir. Bu defaki seçim, mevcut siyasi yapı ile sürprizler taşıyabilir. Adayların, benim arkamda şu kadar destek var diyebilecek tahminleri ortaya çıkarmak daha zor olacak gibi görünüyor. Basit hesapla sonuç görme, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı bu dönemde mümkün değildir. Yaşanmakta olan Kıbrıs konusundaki karşı tarafla uzlaşmazlıklar ve kritik aşamaların, hangi hedeflerle nasıl ve hangi politikalarla aşılacağı konusunda hangi adayın daha yararlı olabileceğine seçmenin ikna olmasının daha fazla önem kazanacağı muhakkaktır. Ve eski propagandaların, defalarca seçimler esnasında çevrilen filmlerin aynısını baştan dinlemeye ve seyretmeye, halkın pek istekli olmadığı kamuoyu sesinden aksetmektedir.
Siyasal partilerde, beliren görüşlerini açıklamakta sakınca görmeme ve kol kırılır yen içinde kalır yapısının değişimi, halktan başlamıştır. Halkın her kesiminden insanlar çeşitli reaksiyonlar dolayısıyla görsel yayın organlarının artmasıyla direkt bağlanarak görüşlerini açıklıkla ortaya koyuyor. Geçen yerel seçimlerde de parti tabanlarının sayıları ile izah edilemeyecek seçim sonuçları ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar, seçmenin partilerinden bağımsız oy kullandığını göstermiştir. Genel seçimlerde de karma oranı artmaktadır. Bu temayül anlaşılan Siyasal partilerin karar vericileri ile milletvekillerine de yansımaya başladı.
Bir ayağı bir partide diğer ayağı diğer partide olan ve beyanatlarıyla ve eylemleriyle bunu destekleyen milletvekilleri özellikle bu son 5 yıllık dönemde gittikçe artmıştır. Bu manzara halk nazarında bir karmaşa olarak yansımakta ve bazıları üzerinde güven bunalımı yaratsa da, bu başlangıç, siyasi partilerde disiplin sorunu dışında siyasi partilerde Lider ne söylerse o olur veya merkez ağırlıklı kararlara sorgusuz biat etme yapısını değiştirmesine yardımcı olursa, demokratikleşmeye yarar sağlayabilir. Sonuçta geçecek sancılı dönemlerden sonra en üst düzeydeki yetkili veya yetkililerin, yani Tek kişi hegemonyasının ve yakın çevresi bir grubun etkisinin, halkın çoğunluğu üzerinde hegemonya kurma gücünün eskisi gibi olamayacağı sinyalleri çoğalmaktadır.
Sonuçta ortak hareket için ortak kararlar alma mecburiyetini getirecek bir yapının oluşmasına yardımcı olacaktır. Ve hem parti liderlerinin hem de yetkili parti karar mekanizmalarının en azından kendi içinde tüm tarafların uzlaşacağı orta yolu bulma mecburiyeti ile ortak noktada kabullenilecek kararlarla demokratik bir ortamın gelişmesi başarılırsa, halkımızın hür iradesini kullanmasına, daha adil, kucaklayıcı, verimli, fırsat eşitliğine ve insana saygı temelinde demokratik yapının oluşmasına fayda sağlayabilir. Belki en büyük zafiyetimiz olan gerek siyasi yapımızda gerekse idari yapımızda kişiselleştirilen Yönetim tarzı ile hanedanlık kurma uğruna yıllardır alt üst edilen değer yargıları ve devlet yapımız da, değişim şansı bulabilir. Bir umudun gerçekleşmesi gibi düşünsek de, bunu gerçekleştirmek halkımızın, seçmenin, siyasi partileri oluşturan aydınların elindedir.