Köşe Yazarları

Kolej sınavı geldi çattı






Kıbrıs Türk Eğitim sisteminin kanayan yaralarından biridir kolej sınavı… Çok uzun bir süredir de bu kanayan yaraya bir çare bulamadık. Her yıl aynı stresi hem çocuklar hem de aileler çekiyor. Öğretmenlerin çektiği ise ayrı bir dert… Mutlaka kolejlere giriş meselesini çok daha çağdaş ve çocukların sağlığını da düşünen bir şekilde çözmemiz gerekiyor.

Pandemi dönemi ile birlikte kolej sınavı, olduğundan da daha fazla dert olmaya başladı. Geçtiğimiz yıl Mart ayında başlayan pandemi öncesinde ilk sınav yapılmıştı. Ancak ikinci sınavın nasıl yapılacağı üzerinde tartışmalar olduğunu hatırlıyorum. Çünkü Mart ayının ortasında kapanan okullar geçen öğretim yılında bir daha açılmamıştı. Kolej sınavının ikinci ayağı da neredeyse ikinci dönem konularını pek içermemişti. Mart ayı başına kadar okutulan konuları içermişti.



2020-21 öğretim yılında ise çocuklar neredeyse hiç okula gitmedi. Ekim-Aralık arası seyrekleştirilmiş, toplamda 40 günü geçmeyen bir yüz yüze eğitim yapıldı. Geri kalan eğitim yapılabildiği kadar online olarak yapıldı. Neredeyse bütün öğretim online oldu. Şimdi bütün öğretim online oldu ama sınav yine eski yöntem devam edecek. Dersler online olmamış gibi…

Peki çocuklar bu sınava ne kadar hazır?

Bazı öğretmen arkadaşlar ile bu konuda kısa bir görüşme yaptım. Öğretmen online olarak öğretme işlemini yaptı ama esas mesele öğrenme işi gerçekleşti mi? Konuya kolej sınavı üzerinde gidecek olursak ak ile kara geçtiğimiz günlerde belli oldu. Bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi geçtiğimiz günlerde kurslar ve dershanelerde yapılacak eğitimi serbest bıraktı. Bu kararın hemen ardına dershaneler ve özel kurs merkezleri ve evlerdeki özel dersler hız kazandı. Üst Komitesi’nin kararından sonra sınava kadar olan 15-20 günlük bir süre kolej sınavına girecek çocuklar için yoğun bir tempoda geçiyor. Cumartesi günü yapılacak olan sınavın son gününe kadar da bu çalışmalar da devam edecek gibi görünüyor.

Burada önemli bir ayrıntıyı atlamadan söylemek zorundayım. Yine öğretmen arkadaşların verdiği bilgiye göre kursa gelen çocuklara yapılan ilk değerlendirmede online dönemde edinilen bilginin beklenilenin altında olduğudur. Dolayısı ile dershaneler harıl harıl çalışıyor.

Hal böyle olunca çocuklar ve aileler üzerinde ekstra bir stres oluşuyor. Daha önce bu köşede belirtmiştik. Öğretmenlerin yoğun çabasına rağmen online eğitimin yüz yüze eğitimin yerini tutamayacağını ve öğrenmenin çok az olacağını söyledik. Zaten bu konuda bu süreçte çok sayıda bilimsel araştırmada da benzer sonuçlar çıktı.

Bu noktadan sonra esas mesele şudur… Kolej sınav sorularını hazırlayan komitedeki arkadaşlar konuları çokluğu veya öğrenmenin ne kadar gerçekleşip gerçekleşmediğini ne kadar dikkate alacağıdır. Bu dönem ne geçen yıla benzer ne de geçen yıldan önceki yıllara… Eğer bu konu dikkate alınmazsa kolejler giriş taban puanlarının ani bir düşüş yaşaması muhtemeldir. Aynı şekilde tersi olma ihtimali de var. Yani bu online sürecinde “öğrenme doğru dürüst gerçekleşmedi” deyip de sorular beklenenin altında kolaylıkta olursa bu kez de notlar istenmediği kadar yüksek olabilir. İşte burada denge önemlidir. Burada doğrusu öğrenmenin ne kadar olduğunu bilimsel verilerle belirlenmesi gerekirdi. Bilinseydi sorular belki ona göre sorulurdu. Bundan sonra olacak olan “belirlenen müfredat budur, sorular da bunlardır” yaklaşımıdır. Zaten ortada bilimsel bir çalışma olmazsa bundan daha iyisini de beklememek gerekir.

Her yıl olduğu gibi sınav sonunda “bu da geçti” deyip önümüzdeki yıla bakacağız. Gene ağlayan sızlayan çocukları, bağrışan, şikayet eden velileri, emeğinin karşılığını alamayan öğretmenleri görmeye devam edeceğiz.

Değiştiremediğimiz sürece de bu tablo devam edecek. Ne yazık ki…







Başa dön tuşu