KKTC Anayasası’nı da artık değiştirin de tam olsun. Madde 1.’de yer alan ‘Demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü’ kelimelerini oradan çıkarıp atın; çünkü kurduğunuz düzen: sosyal adeletsizliğe ve hukukun ayaklar altına alınmasına hizmet ediyor.
İnsanların dilinde tüy bitti, yazdıkça bilgisayarların tuşları yıprandı, sinir katsayısı yükseldi, bir siz anlamadınız. Buralarda bir hükümdanlık kurdunuz, ‘ARİSTOKLAR YETİŞTİRECEĞİZ’, ‘ELİT İNSANLAR’ yetiştireceğiz dediniz ve yaptınız da. Herkes ama özellikle yoksul aile çocukları, yüksek statülü mevkilere ulaşamayacak dediniz ve yarattığınız koleji silah gibi yoksulların şakağına tuttunuz. Yoksulların vergileriyle elitleri ve aristokratları yetiştirdiniz.
Koleje herkes ulaşamadı. Ulaşamayınca da ‘dershane’ canavarı ortaya çıktı. Para için ellerini ovuşturan dershaneler aileleri yolmak için mantar gibi çoğaldı. O da yetmedi koleji ulaşmak için, yanında mantar gibi ‘özel dersler’ türedi.
Yoksullar ve fakirler de artık koleje uzaktan bakmaya başladı. Asgari ücretin altında geliri olan ve ailede sadece bir kişi çalışan vatandaşlar imrenerek uzaktan bakmaya başladı. Kimsenin de umuru olmadı. Ne halleri varsa görsün açlık sınırı altında yaşama mahkum edilenler; kimin umurunda. Onların çocukları hem özel dersi hem de dershaneyi satın almaya gücü yetiyor çünkü.
Sınavda yoksulun, fakirin çocuğunun başarılı olması mümkün olmadı. Kitapla ancak okul sıralarında buluşan ve oyuncak gibi bilişsel gelişimine olumlu etki eden uyarıcılardan yoksun kalan çocuklarımıza kolej artık yasak. Birkaç istisna başarı öyküsünü dışta tutuyoruz.
Anayasa’da ‘sosyal adalet’ ve ‘hukukun üstünlüğü’ yazıyor. Sadece bakıyorlar ve görmüyorlar bu kavramları; ancak gerçek şu galiba ‘görüyorlar ama anlamak istemiyorlar’. Nasıl olsa kolej onların çocuklarınındır, yoksul ve fakirlerin değil. Aristokratlar ve elitler yetiştirilecek.
Karanlık ortaçağın toplumsal düzeni; aristokratlar ve elitler yetiştirmek. Sistemsiz KKTC eğitimi ortaçağ felsefesine mahkum anlayacağınız.
Şimdilerde yeni bir algı operasyonu piyasaya sürülüyor. Kolej sınav türünü değiştirmek! Efendim sınav ‘çoktan seçmeli test’ türünden, ‘kompozisyon ya da essay tipi test’ türüne dönüştürülecekmiş. Böylece de ‘yarışmacı’ sınav ortadan kalkacakmış.
Gerçekten vatandaşla dalga geçmek tam da budur. Nasıl sınav yapılırsa yapılsın, sonunda koleje tüm çocuklar giremeyecek, gerçek budur. Sınava girenlerin sadece yüzde 35’i kolejli olacak. Diğerlerinin ne hali varsa görsün. ‘Diğerli’nin büyük çoğunluğu da ‘yoksul veya fakir’ ailelerin çocukları olacak; kaybeden hep onlar olacak.
Ölçme – değerlendirme bilim dalında, hayati sınavların ‘güvenirlik ve geçerliği’ yüksek olan sınavlar olması gerektiği, kaçınılmaz bir gerçektir. Ve ne yapılırsa yapılsın ‘çoktan seçmeli test’ler güvenirlik ve geçerliği en yüksek olanlardır.
Zaten problem de sınav türü değil ki. Esas problem kolejin ‘sosyal adaletsizlik’ yaratmasıdır. Eğitimde fırsat eşitliğini ayaklar altına almasıdır. Anayasa’daki Madde 59. Öğrenim ve Eğitim Hakkı’dır. Kimsenin öğretim ve eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağından bahsedilir. Tam bu bağlamda, yoksul ve fakir aile çocukları nitelikli öğrenim ve eğitimden yoksun bırakılmaktadır; sadece aristokratların ve elitlerin nitelikli eğitime ulaşması sağlanmakta.
Ve en önemlisi, genel olarak Anayasa’daki ‘eşitlik ilkesi’, yoksul ve fakirlerin aleyhine, kolej olgusuyla ayaklar altına alınmaktadır. 21. yüzyılda ‘demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü’ ilkeleri Anayasası’nda yazılı olan çağdaş bir ülke, ÖZELLİKLE yoksunluk yaşayanlar için tüm maddi ve manevi araçlarını kullanır. Buralarda ise olanaksızlıklar yaşayan ailelerin çocuklarını DIŞLAMAK için devlet kolej olgusunu var gücüyle yaşatıyor. Tekrarlamakta fayda var kolej sınav türü değil ki sorun; sorun kolejin eğitimde fırsat eşitsizliği yaratmasıdır.


































