Bir yazımızda, Harid Fedai’nin “Kıbrıs’ta Masum Millet Olayı” adlı kitabında yer alan Şifa Dizdar’ın anılarından yararlanmıştık.
Şifa Hanım, babasının, yani Con Rifat’ın büyük dedesinin 1571’de Kıbrıs’a komutan olarak geldiğini söylemekteydi.
“Kökler” in birinci bölümünde ele aldığımız Beliğ Paşaların aksine, Con Rifat’ın mazisi Osmanlı’ya dayanıyordu, yani Türkiye’den gelenler arasında yer alıyordu bu ailenin kökleri.
Beliğ Paşaların büyük dedesi ise Kıbrıs’taki Venediklilerden biriydi ve kökleri Kont Hugo diye belirtilen bir şahsiyete dayanıyordu…
…
Yazımızın birinci bölümünde kaynak olarak başvurduğumuz değerli yazar Neriman Cahit’in “İkinci Hamur” adlı kitabında, Beliğ paşaların serüveni yanında, Mehmet Talan isimli bir Lefkoşalının da anıları yer alıyor.
Bu söyleşide Mehmet Talan “Benim atalarımın hemen hemen hepsi şeyh ve din adamı olarak geldi buraya. İlk dedem Hala Sultan Tekkesine gelmiş.” Diyor ve ekliyor:
“İsmi, Şeyh Mustafa. Onun babası İbrahim Hüsamettin. Onun babası Topal Şeyh. Hepsi gömülüdür orada.”
…
Türkiye’de Hitit Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mehmet Demiryürek’in “Kıbrıs Hala Sultan Tekkesi Şeyhleri Üzerine bir Araştırma (1571-1878)” başlıklı çalışmasında, kronolojik bilgiler mevcut.
İlk şeyh Nuh Dede (1666)’ den, son şeyh Mehmet Akil bin Şeyh Hüseyin bin İbrahim (1878)’ e kadar tekkeden gelip geçen şeyhlerin isimleri görev süreleri ile birlikte verilmiş.
Talan’ın dedelerinin (Mustafa ve İbrahim) isimlerinin de bu listede yer aldığı anlaşılabilir ama bazı farklılıklar ve isim karışıklıkları da yok değildir…
…
Neriman Cahit’in gerçekleştirdiği söyleşide Talan, kulağına kadar ulaşan anlatılara dayanarak o dönemlerde tarikat kavgalarının olduğundan söz eder.
Mehmet Demiryürek’in çalışmasında da tarikat kavgalarına ve bunun ötesinde şeyhliği elde edebilmek için şeyhler arasındaki husumetlere dikkat çekilir.
Mesela Şeyh İsmail Rıza(yî) Dede’nin azil sebebi şöyle belirtilir: “kendi halinde olmayıp şer‘an yasaklanmış türlü türlü işler yapmasından başka nice rezil eşkıyayı yanına alması ve her gün çeşitli edepsizlikler yapması sonucunda oluşan güvensizlik nedeniyle türbeyi ziyaret eden erkek ve kadınların sayısı günden güne azalarak salih kimselerin türbeyi ziyaretten mahrum bırakılmış olması.”
…
Amacımız örnek olarak seçtiğimiz bir takım insanların “kökleri” ne bakıp bir yargıya varmak değildir.
Nihayetinde toplumsal bir kimlik bir toplumun nerden gelip nereye gittiğine bakılmaksızın belirli bir bölgede birlikte yaşayarak yeniden şekillenebilir.
Kıbrıslı Türklerin kimliğinde olduğu gibi…
































