Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Koalisyon değil, kriz hükümeti…

Koalisyon değil, resmen kriz hükümeti.

CTP-DP hükümeti sekizinci ayına girerken neredeyse ayda bir de kriz yaşadı.
Polis Genel Müdürlüğü, 366 geçici konusu, fonlar konusunda yaşanan kriz, yerel seçimlerde hükümet ortağı DP’nin, UBP ile ittifak yapmasıyla ortaya çıkan kriz, çözüm sürecinde iki partinin farklı duruşları ve daha gündeme gelmeyen başkaları.
Ve son olarak da, LAÜ Yönetim Kurulu’na yapılan atamalarda iki parti arasında yaşanan kriz…
Peki ama baştan beridir, CTP’nin yaşananlara karşı takındığı tavır, bu krizlerin daha da büyümesine neden oldu dersek yanlış mı söylemiş oluruz.
Hatırlayın, bundan önce CTP ile DP’nin kurduğu hükümetler de 3 defa bozulmuş, dört defa yeniden kurulmuştu. Sonunda da 2006’da CTP, ÖRP diye bir ucube partinin doğmasına neden olmuştu… Kısacası, CTP ile DP hükümetleri sadece bu dönemde değil, geçmişteki ortaklıklarında da hep sorunlar yaşamışlardı…
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, hükümetin kriz noktasında olmadığını, bir sorun olduğunu ancak bunun kriz olmadığını söylese de, hiçbir konuda fikir birliği olmayan, önemli icraatlarda konsensüs sağlayamayan bu hükümetin bırakın topluma, kendilerine bile faydası olmayacağı artık açık seçik görülüyor…
Peki ama CTP-DP hükümeti bozulursa ne olur..? İşte orası tam bir muamma. Hep yazdık, ne yazık ki bu hükümetin alternatifi yok. Bu nedenle onlar “kör-topal” hükümeti sürdürmek, biz de katlanmak zorundayız…
Sağdaki UBP ve DP’nin Meclisteki sandalye sayısı olası bir hükümet için yeterli görünse bile, İskele milletvekili Alanlı’nın belediye başkanlığını kazanması durumunda, sınırda olan sayı 25’e düşeceğinden böyle bir hükümetin oluşmasına imkan bırakmayacaktır. Hoş kursalar bile, bugünkünden çok daha kötü olacağını tahmin etmek için müneccim olmaya da gerek yok. İlle de CTP’siz bir formül aranacaksa, TDP’nin de içinde olmak zorunda olduğu üçlü bir koalisyon dışında hiçbir alternatif görünmüyor…
Aslında başka bir alternatif de vardır. Bu, yıllardır toplumun büyük bir çoğunluğunun da arzusu olan sağın ve solun iki büyük partisinin oluşturacağı geniş tabanlı bir koalisyon hükümeti olabilir. Ancak, iki partiden gelen “imkansız” açıklamaları ve özellikle de CTP tabanının tepkisi nedeniyle bu ihtimal hayli zor görünüyor…
Şimdi önümüzde koalisyon hükümetinin geleceğini yakından ilgilendiren yerel seçimler var. Bu seçimlerin sonuçları, hükümetin de ömrünü belirleyecek. CTP’ye ait belediyelerin UBP-DP’nin ittifakı karşısında kaybedilmesi hükümette bugüne kadar yaşanan krizlerden çok daha büyük bir krize neden olacaktır. 
Sonuç olarak, ülkede yığınla sorun çözüm beklerken ortaklar, hala daha makam ve koltuk kavgasını sürdürüyorlar…
Koalisyonda koltukla başlayan kriz yine koltukla kriziyle devam ediyor. Ve bu koltuk kavgası, biteceğe de benzemiyor…

YERİN KULAĞI VAR
İTTİFAKIN ALTERNATİFLERİ TÜKENİYOR: UBP ile DP’nin, yerel seçimlerde belli bölgelerde anlaşmaya vardıkları ortak aday konusu resmen Arap saçına döndü. Anlaştıkları birçok bölgede yaşanan kriz nedeniyle ayrı ayrı aday çıkarttıkları gibi, Girne gibi bir yer için aday bulmakta zorlanıyorlar. DP teklif götürdüğü birçok isimden ret cevabı alıp sıkıntı yaşarken, geçen dönem UBP’den aday olan Nidai Güngördü, bağımsız aday olarak seçime katılacağını açıkladı. Şimdi işler tamamen karıştı. Ne ittifak ama…

ZORLA GÜZELLİK OLMAZ:
CTP-DP hükümeti daha bir yılını doldurmadan krizlerle boğuşuyor. Neredeyse her ay yeni bir krizle karşı karşıya kalan ortaklar, inatla bu evliliği sürdürecek gibi görünüyor. Kurulduğu günden beridir fiziği, kimyası uyuşmayan ortaklık, her biri ayrı telden çalan bir ucubeye benziyor. Aynen KKTC’nin genel durumu gibi… 

SU DAİRESİ’NDE HUZURSUZLUK:
CTP-DP hükümeti sonrası Su Dairesi Müdürlüğü’ne atanan Turgay Salim için, “gelen gideni arattı” yorumları yapılmaya başlandı. Salim’in iş konusunda yetersiz olduğu ve daireyi geçici bir mühendisin yönettiği, Turgay Bey’in daire içerisinde böl yönet taktiği uyguladığı ve personeli birbirine düşürdüğü söyleniyor. Personelin işe geliş gidişlerini kontrol etmek için dairenin her tarafını kameralarla donatmasından da rahatsız olan çalışanlar, “Daire içerisinde özel hayatımız kalmadı, kendi beceriksizliğini örtmek için, olmadık yöntemlere başvuruyor” iddiasında bulundular. Kısacası Su Dairesi’nde eskiden var olan huzursuzluklar azalacağına,  artarak devam ediyor…

YİM KARARI UYGULANMAK ZORUNDA:
Eğitim Bakanı Arabacıoğlu, Yüksek İdare Mahkemesi’nin İlkokul Müdür Sınavı’nı iptal eden kararındaki yorumunu beğenmedi. Konu sınav sorularının önceden hazır olmasıyla ilgili. 8 saat önce hazırlanması gerekirken, 20 saat önce hazırlanmış. Bu arada dışarı sızdığı iddiaları var. Bakan her ne kadar yoruma katılmasa da, Mahkeme kararını uygulamak zorunda. Sorumlular varsa, onlar hakkında da dava açılsın. O apayrı bir konu. Mesele demagojiyle geçiştirilemeyecek kadar somut. Hem nala hem mıha açıklamalar bir şey ifade etmiyor.

AY SONU NE OLACAK:
Su Dairesi için inşa edilen yeni bina, yaklaşık bir aydır elektriklerinin bağlanamaması nedeniyle hizmet veremiyor. İşin ilginç yanı ise, halen Su Dairesi olarak kullanılan binanın kira sözleşmesi bu ay sonu bitiyor. Bu süre içerisinde ya elektriklerin bağlanması sağlanacak veya ay sonu memurlar sokakta kalacak… 

CTP’DE ADAYLAR TAMAM:
CTP haziran ayında yapılacak yerel seçimlerde yarışacak adaylarını açıkladı. 28 Beldede 26 adayını açıklayan CTP, Tatlısu ve İnönü’de de bağımsız adaylara destek verecek. UBP ve DP ittifakında her gün yeni bir kriz yaşanırken, bazı bölgelerde ortak aday konusunda sıkıntılar sürüyor. “Erken kalkan, erken yol alır” deyiminden hareket edersek CTP bir adım öne geçmiş oluyor…

 

ZİRVEDEKİLER
KTTO: Ticaret Odası’ndan Kooperatif Merkez Bankası hakkında yapılan açıklamada, “Kamuda ve kamusal nitelikli kuruluşlarda ciddi reformlara ihtiyaç duyulduğu bu kadar açık bir gereklilik haline gelmişken, siyasi baskılarla bu reformların engellenmesi kabul edilebilir bir husus değildir. Siyasilerimizi ve konuya duyarlı tüm kuruluşlarımızı, reform çabalarının sürekli hale gelmesi için kararlı bir duruş sergilemeye ve bu çabalarının popülist yaklaşımlarla engellenmesine tepki koymaya çağırırız” deniyor.  Aklın yolu bir. Kimse bu ifadeleri “sendika düşmanı sermaye” diye yorumlamaya kalkmamalı. Memleketin gerçeği bu…

DİPTEKİLER
Belediyeciliğimiz: Yerel seçimler yaklaşırken, Belediyeler akıl almaz bir hızla ot kesmeye, çiçek ekmeye başladılar. Oysa 20 dakikalık bir yağmur, neredeyse yağdığı her yerde alt yapımızın nasıl sıfır olduğunu ortaya koydu.  Bu da geçen yıllar içinde gereken yatırımların yapılmadığını gösterdi. Ya bundan sonra? Eminim bir kaç gün sonra televizyon kanalları, gazeteler akla ziyan vaatlerle dolacak ve biz de gerçekleri bir anda unutacağız…