Köşe Yazarları

KKTC’nin  uzaktan eğitimle imtihanı



Devlet eli ile ilk kez uzaktan eğitim uygulamaları yarından itibaren başlıyormuş. Yaklaşık üç haftadır ara verilen eğitim, bir anlamda yeniden başlıyor. Öyle anlaşılıyor ki geleneksel eğitime bu öğretim yılında dönmek zor olacak. Elbette bu uzaktan eğitim uygulamaları bugüne kadar yaşanılan eğitim kayıplarının tümünü gidermesi mümkün görünmese de bir miktar çocuklara yardımcı olacaktır.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı, Moodle isimli bir eğitim yönetim sistemi ile öğretmenlerin bir bakıma çocuklara ulaşmasını sağlayacak. Moodle aslında internet tabanlı ders ve web sitesi oluşturmak için bir yazılım paketidir. Bu yöntem ile dünyanın birçok ülkesinde eğitim verilmektedir.

Tabii ki aklıma gelmedi değil! Yani KKTC’de uzaktan eğitim uygulamalarının hayata geçmesi için coronavirus denilen bir salgın hastalığın bizi gelip bulması mı gerekirdi? Moodle uygulamasının başarılı olup olmaması bir anlamda bize önümüzdeki günlerde geleneksel eğitim yanında uzaktan eğitim veya bilgisayar tabanlı eğitimlerin yapılıp yapılamayacağını da gösterecek. Her zaman söylediğim bir şey vardır. Eğitimde yapılacak olan bütün değişiklikler ancak uygulayıcısı kadar başarılı olabilir. Bu tür çalışmaların uygulayıcıları öğretmenler ve öğrencilerdir.

Eğitimde herhangi bir sistemin başarılı olabilmesi için öğretmen ve öğrencilerin isteğine ve o programı sahiplenmesi ile alakalıdır. Dolayısı ile bu tür uygulamalarda Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve ilgili tüm taraflar birlikte çalışmalıdır.

Hele böylesi kriz günlerinde işbirliği çok önemlidir. Özellikle bakanlık ve sendikalar arasında bu konudaki en küçük bir zıtlaşma bile, uygulamada sıkıntılar yaratacağını ve bundan da çocukların zarar göreceğini unutmamak gerekir.

Ancak şunu da hatırlatmadan da geçmeyeceğim. “Doğa boşluk tanımaz” diye çok sevdiğim bir deyiş vardır. Dolayısı ile uzaktan eğitim konusunda devletin yapması gerekenleri devlet zamanında yapmazsa elbette uzaktan eğitim konusunda başka kuruluşlar veya bireysel çabaların da önüne geçmek zordur.

Günümüzde dünyanın her ülkesinde Youtube ortamında bile binlerce video vardır. Binlerce öğretmen veya ilgili kişilerin ders anlatımlarını içeren videolara ulaşmak bir parmak dokunuşu kadar öğrencilere yakındır.

Okulda öğretmenin anlattığını anlamayan çocuklar eve geldiğinde ilgili videoları izleyerek konuyu anlamaya çalışmaktadır. Teknolojinin hızına yetişmek en az onun kadar hızlı olmakla mümkündür. Sadece hızlı olmak yetmez, aynı zamanda paralı da olmak gerekmektedir.

Bugün Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı uzaktan eğitim konusunda bir adım atmıştır. Bunun geliştirilmesi gerekmektedir. Bugünkü uygulamada interaktif bir ortam yoktur. Elbette interaktif ortamların da yaratılması eğitim adına daha iyi olacaktır.

Uzaktan eğitim meselesi coronavirus salgını sonrası dönemde de kullanılacak bir şekle dönüştürülmesi kaçınılmazdır. Ok yaydan çıkmıştır ve bu anlamda Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın örgütsel yapısında da bu konuda bir değişikliğe ihtiyaç vardır. Mutlaka bu örgütsel yapı içerisinde Eğitim Teknolojileri Dairesi veya en azından bir birimin kurulması zorunludur.

Uzaktan eğitim çalışmalarının süreklilik kazanması için bunu yapmak zorundayız. Aksi taktirde daha önce de dediğim gibi doğa boşluk tanımaz. Bu boşluğu mutlaka birileri doldurur. Hele ki sosyal ağların bu kadar yaygın olduğu bir dünyada bu çok daha kolaydır.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı