On beş yirmi yıl öncesine kadar “onlar” müteahhitlerimizle taşeronlarımızın işçileri, yaşlı insanlarımızın bakıcısı, evlerimizin temizlikçisi, taksilerimizin sürücüleri, hastanelerimizin hemşireleriydiler…
Onlar aramızdaki ikinci sınıf yurttaşlarımızdı! Henüz gettolarından dışarı çıkamadılardı!..
ARTIK “onlar” da KKTC’nin “has” yurttaşlarıdır.. Seçimlerimize katılıp seçilendirler.. “Yatırım” yaparlarken yanlarında kökeni has Kıbrıslı Türk çalıştırandırlar! Sermaye birikimlerini TC’ye kanalize eden değil, KKTC için harcayandırlar! Sanat ve zanaat gibi mesleki alanlarda becerilerini kabul ettirenlerdirler.. Sebze ve meyve ihtiyacımızı temin edenlerdirler… Artık onlar da bizim gibi KKTC’lidirler! Ve ayrıca artık TC’den KKTC’ye gelip tatil için ev satın alanlar, ev yapanları da vardır..
GÖRÜYOR ve anlıyoruz ki artık KKTC’de sadece Türk askeri değil, Kuzey’i mesken tutmuş, “bizden” yurttaşlar olmuş insanlar da vardır.
Tabi kesin nüfus sayılarını bilmiyorum. Fakat KKTC’nin sosyoekonomik devinimine fiilen katıldıkları açık seçiktir..
NE var ki ben TC’li yurttaşlarımızın bu “işlevlevsel yapılaşmalarından” söz etmeyeceğim. Aksine çok daha “önemli” olarak nitelediğim “siyasi” konumlarını hatırlatacağım. Şöyle ki artık bu yurttaşlarımız Kıbrıs siyasi sorununun da “katılımcı ve karar verici” unsurudurlar..
YANİ yüzlerce çocuğu, öğrenciyi kuyruğuna takarak Güney’e geçiren Elcil kadar siyasi ve sosyoekonomik irade sahibi insanlardır bunlar..
Çözüm aşamasında karar verme günü geldiğinde bu insanlarımız da bu iradelerini “demokratik ve yasal hakları içinde yansıtacaklardır, zaten Annan planından beridir de yansıtmaktadırlar!”
Bu gerçeği, “Türkiyelilerin askerle birlikte Kuzey’i terk etmesi yollarını açmak için “hemen çözüm” diyen, küçücük çocukları Güney’e taşıyıp beyinlerini yıkamaya çalışan “Elcillerin” değil; Anastasiadis’li Güney Rumunun da görmesi gerekir.
UNUTULMASIN: Başından beridir sürekli muzırlıklarla müzakere masalarını berhava eden Rum liderliği bir gün yeniden kurulacak o masada artık KKTC’de boy salan bu yeni Türk unsurunu, TC kökenli yurttaşları da karşısında müzakereci olarak görebilir!
Ve işte o zaman, “keşke vakti zamanında çözüme giden yolları tıkamasaydım” pişmanlığının tırnak kadar kıymeti harbiyesi olmadığını da anlar ama it ürümüş kervan yürümüştür!..
**********
BAKIN KENDİ KENDİMİZE NE YAPTIK!
Yarın Sn. Erhürman basın toplantılarına kaldığı yerden devam edecek mi bilmiyorum ama gerçekleşirse doğrusu açıklamalarını çok merak ediyorum. Çünkü bu hükümet de gitgide, “eskidikçe değişen elbise gibi deforme olmaya başladı!”
YOK! Merakım inşaat alanlarında işçilerin arkasında koşturan Bakanların şimdi ne iş yaptıklarını öğrenmek istememden değildir!
Ne de “şu bet ofislerle gece kulüpleri sorunlarını” merak ediyorum!.. Yahut yolların akşamları ne zaman aydınlatacağını, pisliğin ne zaman sonlanacağını, trafik sorununun ne zaman azalacağını falan da merak etmiyorum…
ÇÜNKÜ biliyorum ki tüm bu sorunlar, artık gelip giden “yönetimlerin” arkalarında koşturmuş da olsa yetişemeyeceği, yetişse de çözemeyeceği sorunlardır! Çünkü bu topluma 43 yıldır enjekte edilen geleceğe yönelik tek “umut” sağlanacak çözüm oldu!
Buna karşılık “çözümü sağlayacak” argümanlarla donanımlar ya gözden kaçırıldı yada ihmal edildi!
Nitekim uzun yıllardır ne zaman Kıbrıs Türk halkı müzakerelerden hüsranla ayrılır ve “artık işimize bakalım devletimizi yüceltelim” demişse; önüne hemen bir müzakere masası daha konmuştur! Ki yapacak başka işi olmasın, devletini kalkındıracak zaman bulamasın, büyük yatırımların hayalini kuramasın!
ÖYLE öyle, yıllardır “çözüm beklerken TC’nin “parası ile vur patlasın çal oynasın” senaryolu bir “tüketim ekonomisi” oluşturulmuştur!
Bu öylesi bir ekonomidir ki insanlar cep telefonlarıyla konuşmalarda AB rekoru kırmışlardır! Çünkü yapacak başka işleri yoktur! Bu gerçek “korkunç” bir “ataletle miskinliği” aynalamaktadır! Nitekim ve her halde araba sahibi olmak rekoru da bize aittir! İşsizlikten tur üstüne turlamak ihtiyacından tabi! Fakat:
UNUTMADIK ve galiba hiç unutamayacağız! TC’den KKTC’ye sular akarken bile bugün iktidarda olan bazı siyasi partilerle partililerinin “suya nasıl bir karşı çıkışla tavır koyduklarını!” Bu nedenle nasıl zaman harcadıklarını! “Suyunu da al git” derken KKTC’nin su ile gelişip büyümesi gerçeğine nasıl tükürdüklerini! Hiç unutmadık!
SONUÇ ortadadır ama. Eğer en az TC kadar, DSİ kadar KKTC’ye akacak suyun bize sağlayacağı büyük faydasının inancını hissedip bize ait olan alt yapısını çok önceden gerçekleştirseydik, şimdi Güzelyurt da diğer yörelerimiz de suya kavuşmuş, topraktan bereket fışkırmaya başlamıştı!
Uzatmadan keselim: Ne yaptınız bu toplumu bilir misiniz? “Çözümden” başka bir şey düşünmeyen ekmek elden su gölden Cumhuriyeti! Yazık!
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (NEDEN MAGAZİNİMİZ YOK!)
Az zamanda çok büyük işler başardık.. Hatta nüfusa göre araba sayısında cep telefonlarında rekorlar kırdık! Üniversiteler imparatorluğu kurduk! Cazinoların hasını esasını oluşturduk! Uyuşturucu cenneti yarattık! Artık dış ülkelerden icrai sanatlarını göstermek için günü birlik hırsızlar, uyuşturucu tacirleri gelmektedirler ülkemize.
Çok şükür her şeye sahip olduk! Tek bir olay dışında ama: “kendimize özel Magazinimiz” yok! Ne medyada ne sosyal medyada. Olanlar da her şey gibi yine TC’den ithal yada çalma çırpma!
İlgili Bakanımızın dikkatini çekerim. Lütfen KKTC’mizin bu eksiğini giderecek tedbirler alırken teşviklerde bulunun!
3
































