Doğasal kanundur: Her “yapılanmanın,” her “oluşumun” “düşünce ve tasarı” safhasından başlayarak kademe kademe uygulamaları gerçekleştirilen bir kurulum süreci vardır. Hani “inşa” dediğimiz olay..
DEVLET yapılanması farklı değildir. Önce ulusal bir kimliği vardır. O “kimlik” içinde ileriye çıkan insanlar şu veya bu şekilde kendi kendilerini iyi ve doğru yönetmek için örgütlenirler..
VE önce devleti oluşturacak temelleri atıp çatıya varıncaya kadar inşaata başlarlar.. Her taşın her harcın her ahşabın her çivinin olmazsa olmaz görevleri saptanır. TUTUN ki somut anlatımıyla “devlet” de böyle oluşur. Siyasi partileri, üyeleri, seçimleri, hükümetleri, bakanları , yasama ve yargı organlarıyla…
FAKAT tüm bu örgütlenmelere, Devletin oluşmasına karşın “olmazsa olmaz” dediğimiz tek bir şeye daha gereksinme vardır: “Denetim” ve mekanizmalarını” oluşturmak!
Kısaca temelleriyle inşası ne kadar sağlam olursa olsun “denetimi eksik devlet, olsa olsa KKTC gibi olur!
***
NEDEN DENETİM? Ve neden “Devlet olgusunda “olmazsa olmaz?”
Yıllardır bu ülkede “denetimsizlikten” şikâyet ediyoruz da ondan! Çünkü kurduğumuz devleti, oluşturduğumuz kurumları, çıkardığımız yasa ve emirnameleri murakabe edecek sistemi oluşturamadık!
EVET, bir Ombudsman müessesi oluşturduk ama onu da pasifize ederek şikâyetler üzerine çalışabilen bir müessese haline getirdik..
OYSA “denetim” bizatihi Devletin kendi yapılanmasında yer alan ve tüm icraatlarla yasaları, toplumsal kararlarla plan programları kapsayacak hatta Devletin en üst katında yer alacak bir “organ” olabilmeyi başarmalıydı..
NİTEKİM adeta olmadığı içindir ki bu ülkede dolar karşısında TL değer kazandığı halde hâlâ öncesi krizden kalma pahalılık sürüp gitmekte fakat devlet buna tırnak kadar müdahale edememektedir!
Olmadığı için bu memleket pislikten tertipsizlikten kurtulamamaktadır!
Olmadığı için bu ülkede Devlet hakcasına ve yeterince vergi alamamaktadır!
Olmadığı için bu ülkede trafik kazaları gün günden daha çok artmaktadır!
Olmadığı için zengin daha zengin olmakta yoksul daha çok fakirleşmektedir!
Olmadığı için illegal olaylar artmakta, esrar, fuhuş, kalpazanlık, sirkat, kaçakçılık vakaları artmaktadır!
Ve yeterince olmadığı için “Pandemi” gitgide artarak insanların hayatlarını tehdit etmektedir.
Olmadığı için dileyen dilediği yerde inşaat yapmakta, sahiller ekilecek topraklar apartmanlarla doldurulmaktadır!
ÇOK kısaca bu ülkede “yeterli denetim olmadığı için mesela KIB-TEK gibi kurumlar toplumsal sorun haline gelmektedirler.. Mağusa Limanı ve KKTC’deki öteki limanlar hem alt yapıları hem de Mağusa’da “İşçiler Birliğinin” yönetimi nedeniyle toplumsal sorunlar haline gelmektedirler… ***
NEDEN “DENETİM” DEDİM? İŞTE MAĞUSA LİMANI! Geçen gün Havadis gazetesinde “denetimsizliğin” sonucunu ayazlatan bir haber yorumda, “1977’lerden kalma Kıbrıs Türk Liman İşçileri Şirketi (Birliği) ile ilgili bir haber ve ilgili yorum yer aldıydı..
“Havadis”i bilgilendiren kişi geçmişte “şirket mensubu olan Hayrettin Alçıner’di.” Açıklamalarını yorumlamadan önce söz konusu “şirketin” kuruluşuna bir gazeteci olarak katıldığımı ve katkılarda bulunduğumu söylemeliyim.
ÇOK KISACA: Yıl 1977 Şirketin (sonradan Birlik dendi) esas kurucularından Rahmetlik Asaf Şentürk çok iyi arkadaşımdı.. Bazı gelişmeler sonunda kendisi işçi olmamasına karşın nasılsa dönemin Yönetimi ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından Mağusa Limanında “İşçilerden oluşan (ki biz geçmişte “hamal” derdik) bir “şirket oluşturması gündeme geldiydi.” Bu girişimin sloganını ben yaftalamıştım: Şöyle diyordum: “Mağusa limanında ilk kez çalışan işçiler kendi işyerlerine sahip çıkıyor kendi kendilerinin patronu oluyorlar… Hem benim için hem toplum için bu işçi hareketi bir “devrimdi!” Gerçekten de Türk toplumu bünyesinde ilk kez bir işçi sınıfı kendisinin çalıştığı bir iş yerinin “döner sermayeli patronu” işvereni, araç gereçlerin sahibi oluyordu..
***
NE VAR Kİ: Bir darbımesel vardır: “Türk iyi başlar kötü bitirir!” Liman işçileri de Asaf’ın ölümünden sonra “daha çok kâr payı alsınlar diye, emekliye çıkanların yerine Birliğe yeni üye almadılar! Nitekim eski şirket mensuplarından biri olan Hayrettin Alçıner’in de Havadis Gazetesine verdiği mülakatında hatırlattığınca, 1977’lerde 288 liman işçisiyle kurulan Şirket sonunda beş kişi kaldı!.
YANİ resmen kuruluş “Birlik” olmaktan çıktı çalıştırmak için dıştan gündelikçi yani yevmiyeci işçi alan “patron” durumuna geçti!
BU konuda bugün Şirketin iççine düştüğü durumu ben yıllar önce köşemde çok yazmış çok uyarıda bulunmuştum.. Çünkü ben de bir hamal çocuğuydum.. Liman bizim için okulların uzun tatillerinde yevmiye ile çalıştığımız iş yerimizdi. Harçlığımızı çoğu kişisel ihtiyaçlarımızla okul masraflarımızı, bir yaz boyunca o limanda çalışarak karşılardık.. Tutun ki biz öğrencilerin ekmek tahtasıydı. DOLAYISIYLE her zaman Mağusa Limanıyla çok yakından ilgilendim. Gazeteci olarak da şu anda İşçiler Birliğinin dağılıp gidişini, kadük duruma düştüğünü “Köşemden” çok yazdımdı. Fakat hiçbir Çalışma ve Ulaştırma Bakanını yerinden kıpırdatmak mümkün olmadıydı!
***
PEKİ SON OLAY NE? “İnternetten yayın yapan Havadis gazetesine dönüyorum.
GEÇEN GÜN çok kısaca ilgili haberinde diyordu ki bu 5 kişilik “patronaj sistemine” dönmüş “Birlik Yönetim kurulu mensupları” bırakın koskoca limanın gemilerden yük indirme yükleme, ambarlara sevk etme işlerinden kaynaklı parasal kazançlarını..
Bunların yanı sıra yanlarında gündelikçi işçiler çalıştırarak kazanılan paraları da pay ederek (ki şirketin kuruluşunda bu pay 288 kişi arasında bölüşülüyordu) oysa şimdi sadece beş kişi bölüşüyor ve hâlâ yetmiyor ki bakın ne yapıyorlar? 15 MİLYON DA AVANS! Bu 5 kişi kalmış Limanlar Birliğinin Yönetim Kurulu üyeleri “avans” adıyla ve “Birlik adına” her biri Bankadan 3’er milyon çekerek tam 15 milyon TL’i aralarında paylaşıveriyorlar! Bu paralarla aralarında ev satın alanlar olmuş. Ki yasaya göre “Şirkete ait mal ve banka hesaplarıyla blumum mali işlemler” ancak “Birlik” Yönetim Kurulu yada Genel Kurul tarafından karara bağlanıp onaylanabilir…
Oysa bizim ağalar tüm yasa ve tüzükleri çiğneyerek beş kişi kalmalarına karşın kendi adlarına milyon liralarla oynuyorlar! Hem de Birliğin adını kullanarak!
***
YUKARIDA vurguladığımca” Köşe” tuttuğum gazetelerde tüm KKTC’nin Limanlarını da kapsamına alan “Kıbrıs Türk Liman İşçiler Birliğinin” bugün ayan beyan ortaya dökülen “vahim ve illegal durumunun” çok habercisi yorumcusu olmuştum. Somut anlatımlarla “bu şirket kadük oldu, kendini feshetmeli yada asli kuruluşuna dönmelidir” diyordum.. Ne var ki bu memlekette her yıl bir hükümet gider bir yenisi gelir ve de devlette devamlılık olmuyorsa hiçbir denetim mekanizması çalışamaz!
***
BUNA KARŞIN Havadis gazetesinde de yer aldığınca “Birliğe” kayyum atanabilir… Mali Polis devreye girebilir… Gerçekte Yönetim Kurulunun Tüzüğe göre bir Başkan ve 6 üyesi olması gerekirken 5 üyeye düşmesinden dolayı feshi gerçekleşebilir…
DİYORUZ DA seçime an kala hangi babayiğit elini taşın altına koyar! Tam da popülizm yapılacak dönemde!
YAZIKLAR olsun ama! İşte tüm kurumları, tüm yapısallığı, tüm örgüt ve müesseseleriyle Birlik ve örgütleriyle memleketin içine düşürüldüğü vaziyeti! Bir de seçim sandıklarına gitmemizi istemez misiniz? Hadi canım sen de
































