Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC-TÜRKİYE (ENERJİYE DOĞRU) 

Rahmetlik Kirkor efendi Mağusa surlar içindeki “bizim” dediğim  Akkule mahallesindeki  küçücük evde otururdu. Karısı ölmüş tek başına yaşardı.  Kızları ve galiba bir oğlu Maraş’ta ikamet ederlerdi.             EOKA’nın bombalarını patlatmaya, Türk halkına da zarar vermeye başladığı 1958’lerde çocukları kendisini    Maraş’a taşıdılardı..

Kirkor efendi tehcirde İzmir taraflarından geldiğini söylerdi. Aydın taraflarından galiba. Özlemle anlattığı o yerleri anlata anlata bitiremezdi.

Babamla iyi arkadaştı. Beni de çok sever “Eşref paşa” derdi.

Türkiye’nin parası ve öğretmenleriyle  Namık kemal lisesi tedrisata yeni başladıydı. Türkiye’den gönderilen öğretmenlerin tümü de en seçkinlerindendi.. Şöyle ki NKL kısa sürede hemen eğitimin her alanında   Lefkoşa lisesine fark atacak duruma geldiydi..

Yine ayni yıllarda TC’nin adadaki Türk toplumuna yönelik ilgisi ile parasal ve kültürel yardımları artarken,  bütün görkemiyle bir dizi gösterileri için Mehter takımı da geldiydi..

Bu gelişlerin ertesinde  bir gün Kirkor efendi bana söyle dediydi:  “Bak Eşref paşa. Önce NKL’sini inşa etti. Ardından öğretmenleri geldi. Şimdi de Mehter takımı.. Unutma artık Türkiye bu adadadır, isteseniz de ayrılmaz.”

***                                         PETROL VE GAZ SAHİBİ OLMAK: Erdoğan 20 Temmuz’da KKTC’i ziyaret edecek. Gazete manşetlerine çıktığınca bu konudaki mesajı şöyle:

“Şimdi güzel müjdeler alıyoruz. Bu müjdelerle beraber yakında inşallah petrol, doğal gaz, bunların haberini duyarsanız şaşmayın…”

Nereden? Karadeniz ve “Doğu Akdeniz’den.”

Hatırıma bir kez daha Kirkor efendi geldi. Önce okulları, öğretmenleri, kitapları, Mehter takımı ve parasal yardımlarıyla geldiydi aramıza..

Bundan sonra  doğal gazı ve petrolü ile olacak bu adada…

***

NE DİYORDUK? Kıbrıs siyasi sorunuyla İsrail-Filistin  sorunu hemen hemen ayni yıllarda başladı..

Filistinliler de mazlum ve mağdurdu Kıbrıs Türk halkı da..       Fakat refikim Akay Cemal’in dediğince “Filistinlilerin dayanacakları, güvenecekleri kendileri için günü geldiğince savaşacak bir anavatanları yoktu.”

Fakat Kıbrıs Türkünün vardır.. Ki uğrumuza hem savaştı hem  öldü..

Ve artık Kıbrıs siyasi sorunu sadece adadaki Rumların “tüm adaya egemen olma” sorunundan ibaret değildir.

Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarıdır. Çıkacak gazı borularla taşımak  akıtmak çabalarıdır. Bu nedenle oluşturulacak konsorsiyumlardır.

***

KUZEY’İN GELECEĞİ: Eğer Erdoğan’ın 20 Temmuz’da tüm dünyaya duyuracağı Doğu Akdeniz’deki petrole ve gaza ulaşılmışlığın haberleriyse bilin ki artık Kıbrıs Türk halkının  makûs talihi de değişmiş olacaktır..

Ve belki bazılarının çok canı sıkılacaktır ama doğrusu şu ki “can sıkılmayınca da Hızır yetişmez!” Kısaca enerjiye ulaşılırsa Türkiye için Kuzey bir o kadar daha ve önemince “vazgeçilmez yavruvatanı” olacaktır..

Kuzey’in kaderini olumlu şekilde değiştirecek petrol ile gaza ulaşmışlık zannedersem Rum tarafını da hizaya getirip akla mantığa dönmesini sağlayacaktır..

Haberleri bekleyip görelim..

***

KISACA TAKILDIĞIM: (BELEDİYELERİ KİM YARGILAYACAK?)

Nasılsa gelenlerin daha koltuklarını bile ısıtmadan yerlerini yeni gelenlere bıraktıkları gerçekte “hükümetler” için bir sorun yoktur.

Onlar başarısızlıklarıyla basiretsizliklerinin faturasını her ne kadar her yıl halkı seçim sandıklarına sürükleme külfetine soksalar da en azından memleketi daha çok zarara uğratıp iyice batırmadan erken seçimlerle iktidardan çekip giderek ödemektedirler..

FAKAT  ayni şeyi Belediyeler için söylemek mümkün değildir. Beş yıl kazık çakar gibi görevde kalmakta, olanı da batırıp harcayıp yeksan etmekte, kısaca hizmet verecekleri belediye yörelerinin insanlarını çatlatıp patlatıp gitmektedirler!

Ki hepsi de zararda ve bataktadır!

PEKİ beş yıl milletin ensesinde poza pişiren, anasını ağlatan, belediye Başkanları için var mı bir kanuni müeyyide? Hesap soracak bir merci?

Her gelen 5 yıl carta çekip gitmekte. Bazıları yeniden seçilmekte bazıları henüz yeterince milletin anasını ağlatamadıklarından ikinci kez yine seçilmekte ki yarım kalmış batırma görevlerini  tamamlasınlar!

***

ŞİMDİ SORALIM: Daha kaç zaman, kaç yıl “belediye başkanlarının”  bu durum vaziyeti böyle devam edecek?

Yanlış ve zararlı  istihdamlarının belediyeleri batağa saplamalarının hesabını hiç mi vermeyecekler?

Belediye bölgelerinde ikamet eden yurttaşlara değil, içinden çıkıp geldikleri siyasi partilere hizmet etmelerinin faturasını hiç mi ödemeyecekler?

Adı büyük içi kovuk belediyelere her beş yılda bir “hem büyüklük hem kariyer tatmininde geh geh etmeleri için seçtiğimiz  “sıfır icraatlı” başkanlardan  hiç mi hesap sorulmayacak?                                                                                               ***

YOKSA! Cebinde iki gram esrar bulunduranı hapse tıkarken, koskoca belediyelerin milyonlarını milyarlarını beş paraya dönüştürüp borç dağları yaratan  Belediye başkanlarının heykellerini de mi  dikeceksiniz?

Keşke layık olsalar da dikilse o heykelleri diyeceğiz ama mal meydanda!

Lafın kısasına gelince: Anasına bak danasını al derler.. İşte devlet, işte belediyeleri!