Dün KKTC’nin 33. kuruluş yıldönümüydü. “Devlete” inancıma karşılık köşeme taşımadım, yorumlamadım, kutlamadım! Çünkü:
Bir devlet tartışmasız bir kabulde halkının sahipliğinde vardır. Eğer halk katlarında “devlet oluşun statüsü tartışılıyor “varoluşu ile olmadığının” tartışmaları çatışma haline getiriliyorsa, yapacak hiçbir şey yoktur, günü geldiğinde böyle bir devlet lağvedilir!
1983’DEN BERİDİR! Rahmetlik Denktaş’ın “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini” ilan ettiği günden beridir tartışıyoruz: “Devlet miyiz değil miyiz?” Hâlâ karar veremedik! Bu siyasi tutumumuzla dünyada bir “ilk” olmalıyız çünkü ne tarihte ne “ben devletim” diyen dışımızdaki irili ufaklı uluslarda yaşandı devlet olmayı reddetmek! devleti inkâr etmek! Devletini yıkıp yerine bir başka devletle federasyon ikame etmek!”
Oysa 33 yıldır KKTC bu ülkede horlanıyor, yıpratılıyor hatta Rum’un megalo ideasına yedirilmek için çözüm ortamları hazırlanıyor! Zaten annan planı ile başaracaklardı eğer Rum tarafının doymak bilmez iştahı nedeniyle “hayır”dan dönmeseydi!
Şimdi yeni bir deneyim vardır. Müzakerelerde Rum’u tatmin edecek anlaşmaya varılırsa KKTC ilga edilirken yerine “Federal Kıbrıs Cumhuriyeti” kurulacak! Ve tabi yeni dönem başlayacak. Dikkat ama!
ÇOK KRİTİK DÖNEM: Çözüm olursa ve pişman olursak geri dönemeyeceğiz! Çünkü çoktan Rum tarafı toprak nüfus çoğunluğunu üzerimize sermiş, çoktan yönetim mekanizmasını eline geçirmiş, çoktan Yürütme ve Temsilciler Meclisinde üstünlüğünü kabul ettirirken istediği kararları alacak duruma gelmiş, çoktan ekonomi ile maliyeyi eline geçirmiş, çoktan Türk halkını içine çekerek sömürmeye başlamışlığının rahatlığında adanın her tarafında hakim unsur olarak yerini almış olacaktır!
“Böyle bir gelişme olamaz” demek ve “asıl biz Kuzey’de yerimizi alacağız” iddiası serbesttir! Öyle olmasını da isteriz. Fakat bunun için güvencemizle kendi kurucu devletimizin mutlak patronu olmalıyız ki bunu sağlayacak tek şansımız şudur: Kuzey’i yani “post”u güney Rum’una ne pahasına olsun dedirtmemek! TC’nin garantileri yanı sıra AB’nin 4 müktesebatının geçerli olmayacağı bir Kuzey Kurucu Türk Devleti yaratmak.” Bunu başarırsak o zaman “KKTC’nin de kurucusu Sn. Denktaş’ın da ruhları şad olacaktır! **********
MECLİSTEKİ TALİHSİZ BÜTÇENİN TALİHSİZ HATIRASI Meclis’te 2017 bütçe görüşmeleri sürüyor. Ne var ki dövizin tavan yapmasını bırakın delip yukarılara uçtuğu talihsiz bir döneme rast geldi. Mesela (olmaz ama) yarın bu bütçe ile hükümet yola çıksın, erken seçim ilan eder! Ha denecek ki o bütçe sağlam ayaklara oturuyor çünkü hesaplar kitaplar zaten dolar, yuro, sterlinle KKTC’leştirildi!
Hep öyle söyleniyor da o bütçe görüşülürken hayvancı da Maliyenin kapısını kırıyordu “teşviklerle para” istediği için! Ki bunların 2016 bütçesinde tıpkı TÜK’de zuhur eden büyük zararları gibi kayıtları ile tedbirleri de yoktu!
Zaten bugüne kadar hiçbir bütçe ne hedefine ulaştı ne de yetti! Bunun da sorumlusu KKTC değil, hep gelip giden iktidarlardı! Mesela Hayvancıların istediklerine bakıyorum. Değiştirin diyorum KKTC’nin adını, koyun “Kuzey Kıbrıs Türk Hayvancılar Birliği Cumhuriyeti!”
OYSA: Hayvancıların da suçu yok! Seçim zamanı oy verdiler karşılığını da teşvik ve desteklerle aldılar. Şimdi kazan kaldırıyorlarsa hazinede lilli bittiği içindir! Olsaydı zaten seçim dediğiniz artık kapının ardında, ikiletilmez ricaları emir olurdu!
Olayı basite indirgemiyorum. Gelip geçen hükümetler hiçbir devrede “bütçelerini” tutturamadılar! Çünkü devleti kurarken ne “çözümsüz olduğumuzu ne de hâlâ bir seferberlik toplumu olduğumuzu kabul etmedik!” “Ha KKTC ha küçük Amerika!” (KKTC’ye inanılsaydı gam yemezdim! İnanılmadığı halde, devlet gibi tepe tepe kullanılmakla kalmadı ne kadar nimeti ve avantası varsa hepsi de en yukarıdan en aşağı kadar ham yapıldı!”
VE 43 YIL GEÇTİ: UBP yönetimlerinin başarılı olduğu dönemlerde türlü çeşitli protokollerle ve kapsamına “TC-KKTC kıyı anlaşması” da sıkıştırıldığı halde sık sık yolumuza androş koyan Mersin Gümrüğü, geçen gün yine Meclis’in gündemindeydi. Bütçe görüşmelerinde “en nihayet” detircesine “43 yıl sonra “Gümrüklerde farklı uygulamalara son verdirecek KKTC ile TC arasında imzalanan dolayısıyle KKTC’e 43 yıldır bayda atan Mersin gümrüğünü de zaptu rapta alacak “Ortak bir Gümrük Komitesi” kurulması kararı onaylandı. Hayırlı olması dileğimizdir..
KISACA TAKILDIĞIM: (MAĞUSA BELEDİYESİ KÜÇÜK İŞLERLE UĞRAŞIYOR!)
2018’de genel seçimler vardır eğer önümüze teamüllere uygun bir erken seçim konmazsa! Dolayısıyla üç yıldır uyuyan belediyeler şimdi uyandılar gözlerini oğuştururken hangi yüzle 2018 de yeniden aday olacaklarını düşünüyorlar! (Yoksa sanmıyor musunuz! Mümkündür!) Bu nedenle iş yapmaya başladılar!
Mesela Mağusa belediyesi! “Açık Pazar projesini Hendek projesi ile devreye soktu. (Glapsides projesi fiyaskoydu unutturmaya çalışıyor.) Çiçeklendirmeler falan da tamam.. Her zaman yazdığımız gibi elbette bunlar yapılmalıydı. Fakat bana öyle geliyor ki asıl yapılması gereken yollar, kaldırımlar, trafikle ilgili tedbir ve yatırımlar, ışıklandırmalar, kanalizasyon arıtma tesisi gibi Mağusa’nın canına okuyan büyük sorunları gözden kaçırmak için yapıyor bu küçük işleri! Vaziyetleri idare etmek açıkgözlüğünde! Kısaca Mağusalının gözünü boyarken, “işte yaptım” demek için! Ve tabi Mağusa’nın gözünü çıkarıyor!
































