Kıbrıslılar, Korelilerden ders almalı

10 Mayıs 2018 Perşembe | 10:20
Erdoğan Özbalıkçı
erdoğan özbalıkçı

Tarihin tekerleği, durgun gibi görünürken, aniden dönmeye başlamaktadır.

Son günlerde herkes, Kuzey Kore, Güney Kore arasında başlayan süreci ilgiyle izlemektedir.

Kore’nin bölünmesi, Soğuk Savaş döneminin bir yansımasıydı.

Benzer bir bölünmeyi, Doğu Almanya, Batı Almanya şeklinde Almanya da yaşamıştı.

Kıbrıs’taki bölünmede Milliyetçiliğin dar, bağnaz yapısı da rol oynamasına rağmen,  BÖLÜNME POLİTİKALARI, tamamıyla Soğuk Savaş döneminden kalan politikalarla gerçekleştirildi.

Özellikle Amerika, Sovyetler Birliği’nin AKEL üzerindeki gücünden ve Makarios’un Bağlantısız ülkelerle olan ilişkilerinden rahatsız olduğu için, adadaki çatışmaları körükleme yoluna gitti.

1974 yılındaki 15 ve 20 Temmuz DARBELERİ , Yunanistan ve Türkiye kullanılarak, Amerikancı güçlerin tezgahladığı bir oyundan başka bir şey değildi.

Dünyadaki Soğuk Savaş kalıntısı sorunlar  ADIM ADIM çözülürken, önce Almanya BİRLEŞTİRİLDİ. Şimdi ise, Kuzey Kore ve Güney Kore liderlikleri, bölünmüş Kore’yi birleştirmeye çalışmaktadırlar.

6 AY kadar önce düşman kardeşler durumunda olan Kuzey ve Güney Kore liderlikleri adım adım, TEK KORE DEVLETİNE doğru gitmektedirler.

Bu birleşmede, iki farklı üretim biçimi içinde olan ve yarım yüzyıldan beri ciddi bir boğazlaşma içerisinde bulıunan taraflar, esnek bir adım atarak, ortak noktalarını ön plana çıkartılar.

Kıbrıs’a gelince:

Özellikle Rum tarafı, ülkenin yeniden birleştirilmesi yerine, “Az olsun, öz olsun BENİM OLSUN” mantığıyla hareket etmektedir. Bu mantık, ORTODOKS’İZM den beslenmektedir.

BM nin tüm girişimlerinde en son sözü, yönetimde kim olursa olsun, genel politikası OHİ olan kilise söylemekte  ve geniş kitleleri zehirlemektedir.

Son günlerde Akıncı’nın GUTTERES ÇERÇEVESİ temelinde, Türk ve Rumların görüşmelere yeniden başlama politikası, Rumların, bu belge 30 Haziran değil 4 Temmuz 1917 çerçevesi esas alınarak yapılmalıdır şeklindeki açıklamasıyla, yeniden geçiştirilmeye çalışılıyor.

Oysa BOŞA geçen yıllar, Kıbrıs’ta yaşayan tüm insanların mağduriyetini arttırmaktan başka hiçbir işe yaramamaktadır.

Bölünmenin acı sonuçları her iki toplumu derinden etkilemektedir.

200 Bin’e yakın Rum, Kuzey’deki mallarını evlerini ve her şeylerini terk ederek, Güney’e geçerken, sorunun bunca yıl çözümsüz kalacağını inanamıyordu.

Sorunun diğer ilginç yanı, Kıbrıs Rumları, bu durumu her platformda propaganda seviyesinde kullanırken, pratikte Rum göçmenler sürekli KAYBEDEN TARAF olarak kalmalarına rağmen, resmi politikanın dışına çıkamamaktadırlar.

Türkler in bir bölümüne gelince, bölünmeden nemalanan taraflar, bu durumun ilelebet süreceği hayaliyle, uzlaşmaz tutumda olmayı tercih etmektedirler.

Şimdi, artık Korelilerin gitmeye çalıştığı yolu, daha süratli bir şekilde koşmanın zamanıdır. Akıncı’nın 30 Haziran 2017 Gutteres Çerçevesinde görüşmelere başlama çağrısına Rum tarafı olumlu yaklaşarak, söylenecek sözü varsa masada söylemelidir.